Müteahhit, Yüklenici, Taşeron, Alt İşveren Ayrımı

Alt işverenlik ilişkileri, iş dünyasında giderek artan bir uygulama alanı bulsa da, bu ilişkilerin hukuki zemini olan sözleşmelerin ne derece doğru ve eksiksiz hazırlandığı konusu ciddi bir muamma. Bir grup işverenler sözleşmeleri bir formalite olarak, bir diğer grup ise “riskleri alt işverene yükleyen belge” olarak görüyor olsa da aslında bu belgeler, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen, olası uyuşmazlıkların önüne geçen ve hukuki güvence sağlayan temel araçlar olarak değerlendirilmeli. Ancak uygulama sahasında sıklıkla görüyoruz ki; gerek işverenlerin gerekse alt işverenlerin ciddi bir çoğunluğu henüz hangi sözleşme türünü kullanması gerektiği konusunda dahi bilgi sahibi değil veya sahip olduğunu sandığı bilgi kökten yanlış. Asıl iş nedir, uzmanlık gerektiren asıl iş nedir, yardımcı iş nedir, anahtar teslim iş nedir, alt işverenlik sözleşmesi nedir, eser sözleşmesi nedir, hizmet sözleşmesi nedir, hangi iş için hangi sözleşme kullanılmalıdır? Bu uzun yazı dizisinde alt işverenlik, eser ve hizmet sözleşmeleri konularına değineceğiz ve tüm soruları cevaplandırmaya çalışacağız.

Birçok ortamda, aynı yüklenici için farklı sıfatlar kullanıldığını defalarca duydum: "Taşeronumuzu arayın, yükleniciye söyleyin, alt işveren bunu bilmeli..." Aynı kişinin ağzından, aynı firma için birbirinin yerine kullanılan bu kelimeler aslında hukuki açıdan birbirinden oldukça farklı kavramlardır ve bu karışıklık ilişkinin niteliğini de bulanıklaştırır.

Müteahhit kelimesi, Türk Dil Kurumu'na göre "yüklenici, inşaat işini üstlenen kişi" anlamına gelir. Yani müteahhit = yüklenici. Fakat günlük dilde bu anlam genişlemiş, karmaşıklaşmış ve her türlü işi üstlenen kişi için kullanılır hale gelmiştir. Ben bu karmaşayı çözmek için “müteahhit” kelimesinin “inşaat işini anahtar teslim biçimde üstlenen kişiyi” ifade etmesi gerektiğini, “anahtar teslim hizmet işlerini üstlenen” kişiler içinse “yüklenici” kelimesinin kullanılmasını öneriyorum. İncelediğim birçok kanun maddesi ve yargı kararı da bu yaklaşımı destekliyor.

O halde; müteahhit inşaat işini anahtar teslim şekilde üstlenen kişidir ve yüklenici ise eser ya da hizmet sözleşmesi karşılığında belirli bir işi üstlenen kişidir diyebiliriz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi, eser sözleşmesini şöyle tanımlar: “Yüklenici bir eser meydana getirmeyi, iş sahibi de bunun karşılığında bedel ödemeyi üstlenir.” Özetle; uygulamada "hizmet müteahhitliği" yerine "yüklenici" kavramını kullanmak çok daha isabetli olacaktır.

Taşeron, ana işe bağlı ikincil bir işi proje temelinde üstlenen kişidir. Taşeronun ayırt edici özelliği, işin tamamını anahtar teslim iş şeklinde değil yalnızca belirli bir bölümünü üstlenmesidir. Ana iş sahibi, işin bir kısmını kendisi yapıp geri kalanını bir başkasına veriyorsa; o kişi taşerondur.

Alt işveren ise mevzuatta çok spesifik bir tanıma sahiptir. 4857 sayılı İş Kanunu, alt işvereni şöyle tanımlar: “Bir işverenden, iş yerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde ya da asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereğiyle teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde çalıştıran diğer işveren.” İşte yalnızca bu tanıma uyan kişi, mevzuat açısından "alt işverendir.

Bu dört kavramı özetleyecek olursak: Müteahhit inşaat yapım işini anahtar teslim üstlenir, yüklenici hizmet işini anahtar teslim üstlenir, taşeron ana işin bir bölümünü üstlenir, alt işveren yardımcı işi ya da asıl işin uzmanlık gerektiren bir bölümünü üstlenir. Bunları birbirlerinin yerlerine kullanmak sadece bir dil veya iletişim sorunu değil, ilişkinin niteliğini bulanıklaştıran ve bazen ciddi hukuki yaptırımlara neden olan ciddi bir sorundur.

https://oguzhanaslan.com/bilgi-bankasi/blog