Alt işverenlik ilişkileri, iş dünyasında giderek artan bir uygulama alanı bulsa da, bu ilişkilerin hukuki zemini olan sözleşmelerin ne derece doğru ve eksiksiz hazırlandığı konusu ciddi bir muamma. Bir grup işverenler sözleşmeleri bir formalite olarak, bir diğer grup ise “riskleri alt işverene yükleyen belge” olarak görüyor olsa da aslında bu belgeler, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen, olası uyuşmazlıkların önüne geçen ve hukuki güvence sağlayan temel araçlar olarak değerlendirilmeli. Ancak uygulama sahasında sıklıkla görüyoruz ki; gerek işverenlerin gerekse alt işverenlerin ciddi bir çoğunluğu henüz hangi sözleşme türünü kullanması gerektiği konusunda dahi bilgi sahibi değil veya sahip olduğunu sandığı bilgi kökten yanlış. Asıl iş nedir, uzmanlık gerektiren asıl iş nedir, yardımcı iş nedir, anahtar teslim iş nedir, alt işverenlik sözleşmesi nedir, eser sözleşmesi nedir, hizmet sözleşmesi nedir, hangi iş için hangi sözleşme kullanılmalıdır? Bu uzun yazı dizisinde alt işverenlik, eser ve hizmet sözleşmeleri konularına değineceğiz ve tüm soruları cevaplandırmaya çalışacağız.
Alt işverenlik sözleşmelerindeki hataları üç ana başlıkta sınıflandırabilirim: Hukuki hatalar, teknik hatalar ve ticari hatalar. Bu üç kategorinin her birindeki sorunlar birbirinden farklı sonuçlar doğurur fakat ortak noktaları şudur: Hepsinin bedeli er ya da geç ödenir.
Hukuki hatalar, mevzuatın öngördüğü zorunlu unsurların sözleşmede yer almamasından kaynaklanır. Örneğin; alt işverenlik sözleşmesinde mutlaka bulunması gereken müteselsil sorumluluk hükmü atlanmış olabilir. Ya da sözleşme türü yanlış seçilmiş olabilir: Yardımcı bir iş için eser sözleşmesi imzalanmış ya da anahtar teslim bir iş için alt işverenlik sözleşmesi tercih edilmiş olabilir. Bunlar hukuki açıdan ciddi riskler doğurur.
Teknik hatalar, işin nasıl yapılacağının yeterince tanımlanmamasından doğar. Teknik şartname hazırlanmamışsa ya da yüzeysel hazırlanmışsa; hizmetin kalitesi, kapsamı ve sınırları belirsiz kalır. Bu belirsizlik, her anlaşmazlıkta ilişkinin tüm dengesini sarsar. Örneğin; 60 günlük hedef sürenin 55. gününde hâlâ sorular yanıtsız kalıyorsa, teknik şartnamenin eksikliği ağır bir maliyet yaratmış demektir.
Ticari hatalar ise iş ilişkisinin ekonomik boyutlarının sağlıklı biçimde düzenlenmemesinden kaynaklanır. Fatura tarihleri ve ödeme koşulları netleştirilmemiş olabilir. Yıllık izin ve resmi tatil dönemlerindeki ikame personel yükümlülüğü belirsiz bırakılmış olabilir. Fiyat artış mekanizmaları düzenlenmemiş olabilir. Bu boşluklar, ilişkinin ilerleyen dönemlerinde ciddi gerilimlere yol açar.
Bu üç hata kategorisini zikretmemdeki amaç şudur: Alt işverenlik sözleşmesi sadece avukata hazırlatılıp imzalanacak bir formattan ibaret değildir. Hukuki, teknik ve ticari uzmanlığın bir araya gelmesiyle inşa edilmesi gereken kapsamlı bir çerçevedir. Bu üç boyuttan birinin eksik kalması, diğerlerinin iyi yapılmış olmasını anlamsızlaştırabilir.