Asıl İşverenin Hataları ve Muvazaaya Götüren Yollar
Alt işverenlik ilişkileri, iş dünyasında giderek artan bir uygulama alanı bulsa da, bu ilişkilerin hukuki zemini olan sözleşmelerin ne derece doğru ve eksiksiz hazırlandığı konusu ciddi bir muamma. Bir grup işverenler sözleşmeleri bir formalite olarak, bir diğer grup ise “riskleri alt işverene yükleyen belge” olarak görüyor olsa da aslında bu belgeler, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen, olası uyuşmazlıkların önüne geçen ve hukuki güvence sağlayan temel araçlar olarak değerlendirilmeli. Ancak uygulama sahasında sıklıkla görüyoruz ki; gerek işverenlerin gerekse alt işverenlerin ciddi bir çoğunluğu henüz hangi sözleşme türünü kullanması gerektiği konusunda dahi bilgi sahibi değil veya sahip olduğunu sandığı bilgi kökten yanlış. Asıl iş nedir, uzmanlık gerektiren asıl iş nedir, yardımcı iş nedir, anahtar teslim iş nedir, alt işverenlik sözleşmesi nedir, eser sözleşmesi nedir, hizmet sözleşmesi nedir, hangi iş için hangi sözleşme kullanılmalıdır? Bu uzun yazı dizisinde alt işverenlik, eser ve hizmet sözleşmeleri konularına değineceğiz ve tüm soruları cevaplandırmaya çalışacağız.
Muvazaaya götüren hataların büyük çoğunluğu, başından beri kötü niyetle yapılmış tercihlere dayanmaz. Aksine, bunların önemli bir kısmı bilgi eksikliğinden ya da yerleşmiş alışkanlıklardan kaynaklanır. Bu hataları tanımak ise onlardan korunmanın ilk adımıdır.
Birinci hata: İşi doğru sınıflandırmadan sözleşme imzalamak. Pek çok asıl işveren, bir işi alt işverene devrederken önce "bu iş asıl mı, yardımcı mı, anahtar teslim mi" sorusunu sormaz ve doğrudan sözleşme aşamasına geçer. Lakin bu soru cevaplanmadan yazılan her sözleşme, temeli olmayan bir yapının başlangıç adımıdır.
İkinci hata: Tek bir şablon sözleşmeyle tüm alt işverenlik ilişkilerini yönetmeye çalışmak. Temizlik hizmeti için de, lojistik için de, teknik bakım için de aynı sözleşme metni kullanılır. Oysa her işin niteliği farklıdır ve her ilişkinin sözleşmesi de o ilişkiye has olmalıdır.
Üçüncü hata: Sözleşmeyi imzaladıktan sonra uygulamayı takip etmemek. Sözleşme yapılmışsa ve imzalar atılarak iş başlamışsa artık her şey yolunda gibi görünür. Ama zaman içinde oluşan alışkanlıklar, sözleşmenin sınırlarını aşabilir. Asıl işveren farkında olmadan alt işveren çalışanlarına talimatlar vermeye, onlar da bu talimatlara uymaya başlar ve sahada ilişki “denetim ve koordinasyon” sınırını aşan bir yapıya dönüşür.
Dördüncü hata: Teknik şartname hazırlamamak ya da yüzeysel hazırlamak. Teknik şartname "işin nasıl yapılacağını" belirler. Bu belge olmadan hizmetin kalitesi ve kapsamı konusundaki anlaşmazlıklar kaçınılmazdır ve bu anlaşmazlıklar çoğu zaman tüm ilişkiyi sarsar.
Beşinci hata: Alt işveren denetimini ihmal etmek. SGK primlerinin ödenmemesi, maaşların aksatılması, iş güvenliği ihlalleri... Bunlar zamanla birikerek asıl işverenin kapısına dayanır. Düzenli denetim yapılmayan ilişkiler, sürpriz risklerle dolu bir alana dönüşür.
Altıncı hata: Alt işveren çalışanlarını kendi çalışanlarından farklı statüde değerlendirmek. Alt işveren çalışanları, aynı sahada çalıştıkları asıl işveren çalışanlarından belirgin biçimde farklı koşullardaysa; bu tablo hem etik hem hukuki açıdan sorgulanabilir.
Bu hataların her biri, ayrı ayrı da birlikte de muvazaa riskini besler. Hataları fark etmek, düzeltme fırsatı sunar. Görmezden gelmek ise er ya da geç ağır bir bedel ödetir.