Uluslararası bir birlik ya da örgütün, birçok ülkenin mutabakatı sonucu bir araya gelmesinden dolayı adil ve doğru karar vermesi gerektiği konusunda genel bir kanı vardır.

Oysa ki uygulamada bunun doğru olmadığını görürüz.

X X X

Dünyada en kabul gören örgüt BM (Birleşmiş Milletler)' dir. Ancak uygulamalarına baktığımız zaman en haksız ve adaletsiz kararlar bu örgüt tarafından alınır. Adaletli gibi görünen kararları da asla hayata geçirilemez.

BM'nin en etkin kurumu olan Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin veto yetkisi, BM'nin varlığının sorgulanmasına neden olan temel nedenlerin başında gelir.

Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi olan; ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa'nın hoşuna gitmeyen hangi kararı bu örgütten çıkarabilirsiniz ki?

Çıkarılan kararlar, ancak bu 5 ülke ve onların gerçek müttefiki olmayan ülkelerin aleyhine alınan kararlar olur. Ya da alınacak kararı veto etme ihtimali olan ülkeye, diğer 4 Güvenlik Konseyi üyesi ülkenin bir başka taviz vererek kararların alındığı görülür. O taviz de yine gariban bir ülkenin aleyhine alınan karardır.

Uygulamada son derece sıkıntı yaratan veto konusu, BM'nin varlığının sorgulanmasını sağlayan husustur.

X X X

AB (Avrupa Birliği), bu konuda verilebilecek bir başka örnektir. AB'nin kararlarını özellikle Türkiye açısından incelediğimizde tam anlamıyla haksızlıklar manzumesiyle karşılaşırız.

AB üyeliği sürecimizden bahsetmiyorum bile.

Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'ye üye yapılışındaki ayak oyunları ve Kıbrıs Türklerine yapılan haksızlıklar, bu birliğin varlığının bizim açımızdan önemsenilmemesi gereken bir kurum olduğunun en önemli göstergesidir.

AB, ABD'nin dünya üzerinde artan gücüne karşın yetersiz bir birlik haline gelmiştir. ABD'nin koruması olmadan bütünlüğünü devam ettiremeyeceği artık aşikardır. AB kendi ordusunu bile kurmayı becerememektedir. Rusya tehdidine karşı adeta ne yapacağını bilemez durumdadır. Bütün bunlara AB üyesi olsak üzülmemiz gerekir. Ancak AB'nin kenara ittiği bir ülke olduğumuz için bugün "bıyık altından gülme" hakkımız var.

X X X

Yukarıda verdiğim örneklerden dolayı, bazı birlik ve örgütlerin zayıflaması zerre kadar umurumuzda olmuyor.

Bize faydası olmayan, daha ötesi zararı olan birlik veya örgütün varlığı ne ki, yokluğuna hayıflanalım.

Belki de yoklukları bazı konularda önümüzün açılmasını sağlayacaktır.

Sonuçta;
BM'nin fonksiyonu bitmiş.
Bize ne.
Yerine başka bir örgüt oluşturulacakmış.
Keşke olsa!
AB dağılma sürecine girmiş.
Oh ne âlâ...