Milas'a bağlı Ören'in nüfusu, çevre köylerde birlikte bugün 10 bin civarında. Bu rakam yaz aylarında 30 bini geçiyor. Bağlı olduğu ilçeye uzaklığı ise 45 km.

Gökova Körfezi'nin tam ortasında yer alan Ören, doğanın kendine sunduğu tüm güzelliklere sahip; muhteşem deniz, bakir doğa, orman, her tür yetişen meyve-sebze, her biri ayrı keyif veren mevsimler...

Ancak insanoğlunun kendine verdiği her çeşit zarardan da nasibini alıyor.

Yıllar önce oluşturulan bir termik santral bölgeye "ilk hançeri" saplamış.

Ardından termik santrali çalıştıracak kömürün temini için bölgenin yeşilliği bozulmuş. Bu yeşilliği bozma eylemi bugün büyüyerek devam ediyor.

XXX

Ören belediye hizmetleri konusunda oldukça mağdur.

Milas'a bağlı bir mahalleye dönüştürüldüğü için Milas belediyesinin sorumluluk alanında olan Ören'e "Belediye hizmetleri açısından doğru dürüst hizmet verilmiyor" dersek çok da yanlış söylemiş olmayız.

Ören'i üç bölüm olarak ele almak gerekir.

Birincisi "Köyiçi" denilen Ören'in ilk kurulduğu bölge. Burası "Keramos" denilen antik bir kentin üzerinde oluşmuş bir köy.

İkincisi sahilde yer alan "Yalı" bölgesi. Türkiye'nin belki de en güzel sahiline sahip olan bu bölge, Ören'in cazibe merkezi.

Üçüncüsü sahil boyunca devam eden bölge. Burada siteler ve halen sürülen veya sürülmeyen tarlalar bulunmakta.

"Siteler" bölgesi çöp toplama dışında belediye hizmetlerinden neredeyse hiç faydalanmıyor. "Köyiçi"nin de durumu pek farklı değil.

Milas Belediyesi, belediyecilik anlamında birazcık hizmet veriyorsa, o da "Yalı" bölgesine. Yaklaşık 2 km sahile sahip bu bölgede belediyeyi eksikleri olsa da görmek mümkün. Ancak sahilin dışında kalan "Yalı" bölgesinde de Milas Belediyesi 'yok' diyebiliriz.

Milas Belediyesinin durumu bu da Muğla Bediyesi sorumluluk alanına giren konularda çok mu iyi hizmet veriyor? Hayır.

Peki ya diğer devlet kurumlarının hizmet şekli nasıl? Aynen belediyeler gibi.

Yazımın başlığı tesadüfen konulmuş bir başlık değil. Ören gerçekten de tüm kurumlar tarafından 'üvey evlat' muamelesine tabi tutuluyor.

5-6 yıldır bölgedeyim. Bu süre içerisinde hiç mi bir ilerleme olmaz? Tam tersine her yıl yeni sorunlar, yeni sıkıntılar yaşanıyor. Bölge ileriye değil, geriye gidiyor.

Örnek mi? Çooook.

Alt yapı işleri yıllardır sonuçlanmadı, sonuçlanacağa da benzemiyor. Yetkililere hangi işi sorsan, "Alt yapı bitsin de..." diyor.

Ören'in övüncü olan 'Yalı' bölgesinin sahilinde, son dönemde nedeni bir türlü tespit edilemeyen kirliliklerle karşılaşılıyor.

Yollar acınacak halde.

Kaldırım olmayan yerler var. Bunlardan en üzücüsü "Atatürk Bulvarı" denilen sokak görünümlü caddenin durumu. Yürüyüş yolunu bırakın, caddenin büyük bölümünde kaldırım dahi yok. Yürüyüşe çıkan Örenlilerin canı her an tehlikede, özellikle de akşam hava karardıktan sonra. Keşke ulu önderimizin ismine layık bir bulvar olsa.

Bölgenin Milas'tan tek bir girişi var. Nehir üzerine ikinci bir köprü inşa edilmediği için alternatif bir yola sahip değil. Bu aynı zamanda Ören'e ulaşımda mesafeyi uzatıyor.

Yalı bölgesi hariç, sahilin hiçbir yerinde plaj düzenlemesi yok, şezlong yok.

Yalı bölgesi dışında soyunma kabini yok. Olan bir tanesine de vandallar zarar vermiş.

"Siteler" bölgesinde sahil düzenlemesi hiç yapılmıyor. Önceden yapılmış düzenlemeleri deniz dalgalarının yıkması seyrediliyor. Sahiller; insanlar yerine her tür pisliğe kucak açmış durumda.

İlaçlama yeterince yapılmadığı için sivrisinek başta olmak üzere zararlı böceklerin çoğalması önlenememiş.

Ana arterler başta olmak üzere birçok sokağa, hatta bazı caddelere dahi yeterli aydınlanma direği konulmamış. Konulanların bir bölümünde ya lamba yok ya da olan lambalar yanmıyor.

Bitmeyen su kesintileri halkı canından bezdirmiş durumda.

Yol kenarlarındaki otlar zamanında biçilmiyor, dikenleri insanlara zarar veriyor.

Ağaçlandırma yapılmıyor. Olan ağaçların kuruması karşısında önlem alınmıyor.

Ören'in merkezinde belirlenmiş bir otopark alanı yok. Özellikle yaz aylarında araç parkı büyük problem oluyor.

Çadırcılar ve karavancılar için bırakın hizmet vermeyi, konaklayacakları bir alan bile gösterilmemiş.

Geçtiğimiz yıllarda bazı ağaçlık bölgelerde duran tahta masalar dahi kaldırılmış. Bu masaların kullanılmasını öğrenmemenin bunda bir rolü var mı bilmiyorum. Çünkü masaların etrafı az ya da çok insanoğlunun atığı çöplerle çevrilmiş oluyordu.

XXX

Örenliler, bölgenin fazla bilinmemesinden dolayı şikayetçi değiller.

Devlet yollarının üzerinde olmaması, insanların geçerken uğraması şansını ortadan kaldırıyor. Bu da bilinirliğini engelliyor.

Örenliler bu şekilde bölgenin bakirliğini muhafaza ettiğini düşünüyorlar. Çok da haksız sayılmazlar.

Ancak buranın bağlı bulunduğu Milas'tan ulaşılabilen tek yolu tek şeritli ve virajlı bir yol. Son dönemde özellikle kömür kamyonlarının fazlalığı nedeniyle kazalar arttı. Bunların içerisinde ölümlü olanlar da aynı şekilde artış gösterdi.

Bakirliğini muhafaza edelim ama yolunu çağa uygun hale getirelim.

XXX

Yukarıda saydığım olumsuzluklara rağmen Örenliler mutlu olmaya çalışıyor. Kendilerine bir neden yaratıyorlar mutlu olmak için.

Ben de bunu yapmaya çalışıyorum. İstanbul'da düzenli olarak yapamadığım yürüyüşleri burada gerçekleştirmek kendimi daha sağlıklı hissetmeme neden oluyor. Bu yürüyüşlerde karşılaştığım aynı yüzlerle selamlaşmak bir sosyalleşme oluyor. Koyun çobanı Yücel ile sohbet etmek ayrı bir keyif veriyor.

Sahildeki düzensizlik ve kirliliklere gözümü kapatıp, denize girip yüzmemi yapıyor, oyalanmadan evime geliyorum.

Ancak her seferinde düşünüyorum, "Böylesi güzel konumda olan bir yerde çağın imkanlarından neden daha çok yararlandırılmıyoruz? Neden tüm ilgili olması gerekenler ilgisiz?" diye.

Belki de Ören'in ilçe olması ve bağımsız bir belediyeye sahip olması yukarıda saydığım olumsuzlukların bir bölümünü çözer.