Hayat kısa. Kısa hayatta güzel geçirilen gün sayısı sınırlı.

O nedenle yaşamın zorlukları ve sıkıntıları arasında mümkün olduğunca güzel gün geçirmek mottomuz olmalı. Bunu yaptığımız zaman "yaşamdan gün çalmış" oluyoruz.

XXX

Milas'ın yaklaşık 10 km Muğla yönünde olan Tuzabat mahallesine Nazik-Suat Yağcı çiftiyle, site komşumuz Şerife-Mehmet Yiğit çiftinin yeni yaptırdığı köy evini ziyarete gittik.

Uzunca süredir, köy hayatından uzaktım. Vesile oldu, özlemini duyduğum yaşamı yeniden teneffüs ettim.

Dostlarımızın evi ormanlık bir bölgenin ortasında.

Tavuklar ve horoz özel ilgi alanım içerisinde oldu. Onları kümesten serbest bırakıp, gezen tavuk oluşlarını yerinde gözlemledim. Gezileri bittikten sonra kümese dönmelerine eşlik edişimde; kendimi, "tavuk çobanı" olarak nitelendirdim.

XXX

Ertesi sabah ormanda yürüyüş yapmak oldukça sağlıklı bir atmosferi yaşamama neden oldu.

Yürüyüş sırasında Tuzabat mahallesini de gezdim.

Muhtarlığın önünde Atatürk büstü vardı. Fotoğrafını çekerken yanımdan geçen bir teyze, fotoğraf çekişimle ilgilendi.

O gün "Babalar Günü" idi. Azerbaycan lehçesinde babaya "Ata" derler. Bunları ifade ederek, "Atatürk hem en büyük Türk, hem de sevenlerinin babası. 'Babalar Günü'nü kutlamaya geldim Atamızın" dedim. Teyze duygulandı, görüşüme katıldığını ifade etti.

XXX

Yürüyüşe devam ettiğimde, yaşlıca bir köylüyü, taşımakta zorlandığı kiraz kasalarıyla gördüm.

"Kolay gelsin" dedim, biraz sohbet ettik. Adının Mehmet olduğunu öğrendiğim köylü, "Göz hakkı" diyerek bir avuç kiraz ikram etmek istedi.

"Sen bana bir kilo ver. Sabah siftahın olsun" dedim. Verdikten sonra baktım üzerine bir avuç kiraz daha ekledi ekstradan, benim güzel yurdumun üretken insanı.

XXX

Yolun sonuna doğru bir kamelya gördüm.

İçerisinde sadece Türk bayrağı dalgalanıyordu bir de bir yazı vardı. Yazı da, "ŞİKAYETÇİ KARDEŞ, ÇEŞMENİN SUÇ OLDUĞUNU DUYMADIM. ÖZÜR DİLERİM" ifadesi vardı.

Çevreye baktığımda musluğu olmayan bir çeşme gördüm. Yazıyı yazan vatandaşın serzenişini tahmin ettim. Demek ki oraya o çeşmeyi yapmış, bir başka vatandaşın şikayetiyle yetkililer çeşmeyi kapattırmıştı.

Neden şikayet edildi, ne gerekçeyle kapatıldı bilmediğim için konuyu yorumsuz aktardım.

XXX

Mehmet kardeşimin akşam hazırladığı mangal, Şerife kardeşimin muhteşem mezeleri ve sabah hazırladığı ekstra ürünlerin yer aldığı kahvaltıyla köy konaklamamızın keyfi zirveye ulaştı.

Bu arada kahvaltıya dahil olan Şerife hanımın annesi Gülcihan hanım ile babası Hasan bey masamıza neşe kattı. Hasan beyin en büyük şikayeti eşinin hiç konuşmamasıydı. Aslında sohbetlerimize katılan Gülcihan hanım demek ki Hasan bey ile konuşacak bir şey bulamamış! Biz de Hasan beye takılmayı ihmal etmedik, "Daha ne istiyorsun, konuşmayan bir eşin var, millet arar bulamaz" şeklinde.

Bu arada masamızın en genci olan Yiğit ailesinin oğlu Sabri adeta ortamın akil adamıydı. O konuştuğunda hepimiz dikkatle onu dinledik.

Sonuçta yaşamdan bir gün çalmıştık...