Özel bir televizyonda yayınlanan yeni bir dizi olan "Aynı Yağmur Altında" nın ikinci bölümünde bir sahne gündem oldu.

Bu bölümde yer alan domuz eti sahnesi izleyicilerin tepkisinin yanı sıra isim yapmış birçok gazeteciden tutun da birçok kesim tarafından ağır eleştirilere maruz kaldı.

Tartışmalara sebep olan sahne, sosyal medyada kısa sürede gündem oldu.

Dizide modern ve seküler bir profili temsil eden Tülin karakterinin, Müslüman bir aileye domuz eti ikram etmesi, izleyiciler tarafından sert bir dille eleştirildi.

Bu sahnenin, seküler yaşam biçimini benimsemiş bireyleri "toplumun temel değerlerinden kopuk", "saygısız" ve hatta "kötü niyetli" gösterme amacı taşıdığı iddia edildi.

Özellikle ünlü sanatçı Hülya Avşar' da bu sahnede yer almasından dolayı bir kesim tarafından taşlandı.
Bir süredir yazılanlara, konuşulanlara bakıyorum kendi adıma şaşkınlık içindeyim.

Misafire domuz eti sunumundan, Müslüman birinin bu olayın içinde olmasından, Hülya Avşar'ın baş örtüsüne kadar birçok eleştiri yapıldı.

Hülya Avşar'ın türbanından tutun da, evde hangi kapalı kadın bu şekilde başını örterek otururmuş, hangi kapalı kadın toplu iğneyle tülbentini o şekilde tutturarak evinde otururmuş gibi sayısız anlamlar yüklemeye çalışanları gördüm.
Nedense bu dizide ki o sahne üzerinden ünlü sanatçı Hülya Avşar'a da gelen vuruyor giden vuruyor. Sazı her eline alan aklına ne geliyorsa söylüyor.

Tabi ki herkese ve yoruma saygım var. Ama etrafına bakmayıp sadece bir sahneden bir anlam yükleyip linç yaratılmaya çalışılmasına şaşırıyorum.

Eğer iki aile arasında sevgisizlik, tahammülsüzlük varsa bir taraf diğer tarafa göre daha vicdansızsa neler yapıldığını biz her gün ana haber bültenlerinde ve günlük yaşantımızda canlı canlı görüyoruz.

Her gün kadın cinayetleri başta olmak üzere yediden yetmişe her cinsten insanın işlediği cinayetler almış başını gidiyor.
Dinen bir can almanın ne kadar büyük bir günah olduğunu fark etmiyoruz.

Birçok kesim sözde Müslümanlık fetvaları verip domuz yemiyorlar ama domuz gibi kul hakkı yerken kimse dizide domuz sahnesinde ki incelik kadar tepki göstermiyor.

Her gün gündüz kuşağında ki programlarda yaşanan ahlaksızlık almış başını giderken nedense kimse Müslüman bir toplumda ekranlarda sergilenen sayısız ahlaksızlıkları görmezden gelip normalmiş gibi izlerken diğer taraftaki domuz sahnesinde Müslüman olduğumuz anımsanıyor.

TV de gündüz kuşağında yayınlanan bir programda damadıyla kaçan kayınvalideyi günlerce birbirlerine nasıl aşık olduklarını ve dört duvar arasında yaşadıkları uygunsuz davranışlarla birbirlerine nasıl aşık olduklarının ahlaki çöküşünü izledik.

Bir koca çocuk sahibi olamıyor diye eşini komşusuna sunup çocuk sahibi oluyor, ardından o komşuya teşekkür etmek için çaya davet ediyor. Bu ahlaksız haberi haftalarca ekranlarda izledik.

Başı kapalı sözde Müslüman olan bir kadının evliyken birden fazla erkekle beraber olduğunu bu ekranlardan marifetmiş gibi utanmadan, gururla anlatmasını izledik. Ve maalesef bu ve bunun gibi Müslüman bir toplumun asla kabul etmediği ahlaksız birçok olay normalmiş gibi yayınlanmaya devam ediyor.

Üstelik bu ahlaksızlıklar bir dizi sahnesinden alıntı değil! Müslüman bir ülkede yaşanan gerçek olaylar, olayların tarafı olan kişilerce sergilenen rezaletler!

Sonra bir dizinin bir sahnesinden yola çıkarak avaz avaz çemkiriyoruz. Üstelik gündüz kuşağında ki bu programlar hangi kanalı açsanız karşınıza çıkıyor.

Türk aile yapısına, bir Müslüman topluma yakışmayacak pornografik yaşamlar birbirinden acımasız işlenmiş cinayetler canlı canlı ekranlarımızda.

Rica ediyorum kimse bana ahkâm kesmesin.

Ülkemin en radikal Müslüman kesimlerinde bile kimin eli kimin cebinde belli değil.

Hülya Avşar'a gelirsek unutmayalım o bir oyuncu. Bu dizide de yerden yere vurulacak bir oyunculuğu yok.

Hülya Avşar bu ülkenin başarılı bir oyuncusu, yaptığı işin hakkını veren kazandığı paranın karşılığını veren on parmağında on marifeti olan yetenekli bir sanatçıdır.

Uzun lafın kısası okyanusta zaten kaybolmuşuz ama derede de çırpınıyoruz.

Umarım tekrar daha aydınlık, daha ahlaklı, gerçek Müslümanların gerçek Müslüman gibi yaşadığı bir toplum oluruz.
Sevgiyle kalın.