Gerek kurumların uyguladığı idari cezalar gerekse iş mahkemelerinde açılan davalar incelendiğinde açıkça görüyoruz ki; her iki alanda da sıkıntıların, uyuşmazlıkların ve cezai müeyyidelerin çoğunluğu alt işverenlik ilişkilerinden kaynaklanıyor. Bu durumu yalnızca istatistiksel bir gerçeklik olarak okumanın da bir hata olduğunu ve arka planda bir zihniyet sorunu ile bir uygulama krizinin var olduğunu düşünüyorum. Sorunların büyük çoğunluğunun kaynağı hatalı sözleşmeler veya asıl işlerin alt işverene verilmesi gibi görünüyor olsa da, asıl mesele sağlıklı bir alt işverenlik ilişkisinin taşıması gereken unsurların anlaşılamaması gibi görünüyor. Bu yazı dizisinde bu konuyu ele alacağız.

Alt işverenlik ilişkilerinde en çok göz ardı edilen ama en hayati konulardan biri teknik şartnamedir. Ne yazık ki birçok kurumda alt işverenlik süreci teknik şartname olmaksızın ve/veya sözleşme üzerinden yürütülür. Var olan teknik şartnamelerin çoğu ise kopyala – yapıştır, yüzeysel ve ezber metinlerden oluşur. Oysa teknik şartname olmadan kurulan her alt işverenlik ilişkisi, daha en başından sorun üretmeye yatkındır.

Teknik şartname, yapılacak işin sınırlarını, kapsamını, yöntemini ve standartlarını net bir şekilde tanımlar. Hangi iş yapılacak, nasıl yapılacak, hangi sıklıkta yapılacak, hangi ekipman kullanılacak, hangi nitelikte personel çalıştırılacak… Tüm bu soruların cevabı teknik şartnamede yer almak zorundadır. Bu netlik sağlanmadığında, sahada yaşanan her yorum farkı soruna dönüşür ve uyuşmazlıklar kaçınılmaz hâle gelir.

Özellikle iş gücüne dayalı alt işverenlik ilişkilerinde teknik şartnamenin önemi daha da artar. Kaç personel çalıştırılacağı, bu personellerin nitelikleri, vardiya düzeni, fazla çalışma (mesai) uygulamaları, izin planlamaları gibi konular açıkça tanımlanmadığında, alt işveren kendi yorumunu yapar. Bu yorumlar çoğu zaman maliyet düşürmeye yöneliktir ve ilk zarar gören kesim çalışanlar olur. Çalışanlar zarar gördüğünde ise müteselsil sorumluluk gereği asıl işveren de doğrudan sürecin içine çekilir.

Bir diğer önemli husus da teknik şartnamenin denetimle olan ilişkisidir. Denetim yapabilmek için önce neyi denetleyeceğinizi bilmeniz gerekir. Eğer teknik şartname net değilse, denetim de yapılamaz. Denetim yapılamadığında ise “biz bilmiyorduk” savunması devreye girer. Ancak bu savunma ne iş müfettişleri ne de mahkemeler nezdinde karşılık bulmayacaktır.

Sonuç olarak şunu açıkça söylemek gerekir: Teknik şartname yoksa sağlıklı bir alt işverenlik ilişkisi de yoktur, sadece kontrolsüz bir iş yaptırma vardır. Bu da asıl işveren için hukuki, mali ve operasyonel açıdan ciddi riskler doğurur. Sağlıklı bir alt işverenlik ilişkisi kurmak isteyen her kurumun, işe önce sağlam ve gerçekçi bir teknik şartname hazırlamakla başlaması gerekir.

https://oguzhanaslan.com/bilgi-bankasi/blog