Ülkemizde öyle garip uygulamalar yapılıyor, öyle şeyler duyuyoruz ki; birkaç yerden teyit etmeden doğruluğuna inanamıyoruz.

En son komedi YÖK’ten geldi!

YÖK, üniversiteye tercihlerde baraj uygulamasını kaldırdı. Başka bir deyişle, sınava giren ve puanı hesaplanan tüm öğrenciler iki veya dört yıllık bölümleri tercih edebilecek.

Baraj puanı, Temel Yeterlilik Testinde (TYT) 150, Alan Yeterlilik Testlerinde (AYT) ve Yabancı Dil Testinde (YDT) 180 olarak uygulanıyordu.

Herkesin anlayacağı ifade ile birinci basamakta 150, ikinci basamakta 180 barajını geçemeyen tercih yapamıyordu. Şimdi yarım puan alan bile üniversiteyi kazanabilecek.

Diyeceksiniz ki, tercih yapabilseler ne fark eder, zaten kazanamazlar…

Durum sanıldığı gibi değil, devlet ve vakıf üniversitelerinde birçok fakülte tercih edilmediği için boş kalıyordu. Hatta hiç tercih edilmeyen fakülteler bile vardı. Şimdi bu bölümleri tercih edenler yarım puan alsalar bile kazanabilecek.

Halkın gönlünü hoş etmek, ne olursa olsun benim çocuğum da bir üniversite okusun diyenler için güzel haber!

Ancak üniversitelerimiz kalitesi, eğitimdeki çıkmaz düşünüldüğünde bunun sonucu nereye varacak, hiç düşünen var mı?

Ortaöğretimde belli barajı geçemeyen sıradan Anadolu lisesine giremiyor, hatta çok başarısız olanlar hiçbir liseye giremiyor, açık liseye yönlendiriliyor. Ama şu veya bu şekilde liseden mezun olabilen bir üniversiteyi gidebilecek.

Sadece adını doğru yazarak, kazara bir soru bilen bir öğrenci üniversite kazanacak!

Bu durum gençleri iyice tembelliğe özendirecek! Çalışan öğrenciler enayi gibi görülecek!

Vicdanınız el veriyor mu?

Az çok eğitimle ilgilenen herkes farkında…

Asıl amaç dibe vuran ortaöğretimdeki başarısızlığı gizlemek…

Sadece tabela asarak açılan üniversitelere ve fakültelere şu veya bu şekilde birkaç öğrenci kaydedebilmek…

Adı dışında üniversite özelliği taşımayan bazı vakıf üniversitelerine birkaç öğrenci daha kazandırmak…

Diğer yandan, yüzbinlerce genç, en az 4-5 yıl daha işsiz görülmeyecek, işsizlik rakamları da kabarmamış olacak!

Bu gençlerin birçoğu bir şeyler öğrenmek şöyle dursun, doğru dürüst üniversite hocası görmeden mezun olacak… Sadece güya üniversite mezunu sayımız artacak…

Ya kalite… Ya gençlerin umutları, hayalleri… Ya yapılacak milyonlarca masraf…

İlk 500’de üniversitemiz yoktu… Bu kafayla yakında ilk beş binde de üniversitemiz kalmaz.

*****

Gözü doymayan fakirdir

Güney Azerbaycanlı bir Türk olan kimyacı ve felsefeci Dr. Anooshirvan Miandji’den (Anuşirvan Miyancı) insana ve hayata dair ibretlik tespitler…

  • Beyin bir donanımdır, her insanda vardır! Akıl bir yazılımdır, her insanda yoktur.

  • Evrendeki en mükemmel laboratuvar insan beynidir! İstediğini düşünerek sentezler.

  • Bilim insanı olmanın birinci şartı, bilmediğini yüreklice söyleyebilmektir.

  • Bir toplumun okuyup geçenlere değil, okuyup düşünenlere ihtiyacı var!

  • Aptallaşmanın en kolay yolu merak etmeyi bırakmaktır.

  • Karın tokluğuna yaşanan bir yerde ilkeli düşünce üretmek mümkün değildir.

  • Çocuklar yetişkinlere göre daha iyi akıl yürütürler! Çünkü önyargıları yoktur.

  • İki yüz kelimeyle düşünen biri, iki bin kelimeyle düşünen birini asla anlayamaz.

  • Büyük bir güç mü istiyorsunuz? İşte o gücü size gösteriyorum! Hayal gücü.

  • İçinizdeki çocuk yaşıyorsa, yaşlanmıyorsunuz demektir.

  • Düşüncen fakir ise diğer zenginliklerin seni kurtarmaz.

  • Size bütün kapıları açan bir anahtar vereceğim! Bu anahtarın üzerinde iki şey yazılıdır! Biri sabır, ötekisi nezaket.

  • Sessiz çığlıklar sesli haykırışlardan daha etkilidir.

  • Dilinizi sökün, tamir edin ve yeniden yerine takın! Çünkü bütün sorunların temelinde o var!

  • İnsan, duymak istediklerinden vazgeçmedikçe uyanamaz.

  • Doğru sözler karşısında yapılacak en iyi hareket, bir kenara çekilip sessizce dinlemektir.

  • Uzmanı olmadığınız konularda kendinize yakışanı yapın ve bir kenara çekilip sessizce oturun!

  • Bir insanı ancak kendisi engelleyip, kendisi durdurabilir.

  • Önündeki seçeneklerden en zorunu seçen başarılı olur.

  • Vazgeçmezsen, doğru seni önünde sonunda bulur.

  • İnsan, sorun yaşadığı oranda değil, sorun çözdüğü oranda gelişir ve olgunlaşır.

  • Kendi üzerinizde çalışmaktan vazgeçmeyin! Aksi halde gelişip olgunlaşamazsınız.

  • Kitaptan ve kütüphaneden uzaklaşıldıkça cehalet artar! Cehalet arttıkça da sefalet ve felaket artar. Sefaletin ve felaketin getirdiği ise acı ve gözyaşıdır.

  • Ahlâksızları ahlâklı gibi göstermek bir toplumun ahlâkını bozar.

  • Bir toplumun çoğunluğu, olduğundan daha ahlâklı görünmek çaba ve gayreti içindeyse, bilin ki o toplumda ahlâk sorunu vardır.

  • Herkesten ve her şeyden umudunuzu kestiğiniz anda belki de kurtarıcı sizsinizdir! Küsmekten ve kabullenip bir köşeye çekilmekten daha başka bir yol var! Mücadele etmek.

  • Ekonomik gelişmeyi kişisel ve zihinsel gelişmenin önünde tutan toplumlar, kesinlikle uygarlaşamazlar.

  • Gönlü güzel olanın niyeti de, söylemi de, eylemi de güzeldir.

  • Karnı doymayan değil, gözü doymayan insan fakirdir.

*****                 

TEBESSÜM

Çare

Çiçero’ya sordular:

- Roma İmparatorluğu nasıl yıkıldı?

Çiçero cevap verdi:

- İşi ehline vermedik.

*****

GÜNÜN SÖZÜ

Gündüz kandilini hazırlamayan, gece karanlığa razı demektir.

Cenap Şahabettin