İran'da neler olacağına bakmak için önce, "İran, ABD için neden önemli?" sorusuna cevap verelim.
En basitinden konuyu ele alacak olursak, İran petrolünü kontrol altına almak ABD için birincil önemli konu. Bu hem petrol gelirinin büyük bölümüne sahip olmak hem de ABD'nin şu anda dünya üzerinde potansiyel anlamda en büyük rakibi Çin'e satılan petrolü uhdesi altına almak anlamına gelir.
ABD'yi İran konusunun içine çeken İsrail'in isteğini de yabana atmamak gerek. İsrail'in bu konudaki talebi, bölgede nükleer güce sahip tek ülke olmak. Bu konuda kendisine en büyük rakip gördüğü İran'ın önünü kesmek istiyor.
ABD, elindeki tüm kozları sahaya sürmüş durumda. Bu kozlara bir bakalım;
1. Uçak gemisi başta olmak üzere oldukça geniş kapasiteye sahip ABD donanması bölgede. Buna takviye olacak güçler yolda.
2. İran'ın içinde muhalif hareket ve gösterileri teşvik ediyor. Uluslararası platformda İran rejiminin göstericilere yönelik aldığı orantısız önlemlere karşı suçlayıcı yayın politikasını son hızla devam ettiriyor (Bu suçlamaların büyük bölümü gerçeklik taşıyor).
3. İran'daki ayrılıkçı güçlerin başında gelen PKK'nın kardeş örgütü PEJAK'a silah ve maddi konuda bugüne kadar olandan çok daha fazla desteği açıkça veriyor.
4. Medya yoluyla, uluslararası kamuoyunda müdahalesini haklı göstermek için gerekli her tür propagandayı yaptı, yapıyor.
ABD'nin niyet ve yaptıkları ortada. Peki buna karşın İran ne yapıyor? Bu soruya cevap vermeden önce bir hatırlatma yapmak gerekiyor. İran bir Venezuela değil. İran devlet geleneği olan köklü bir devlet. Öyle kolay yutulur lokma olmaz.
Gelelim İran'daki iç dinamiklere. İran iktidarının en büyük derdi iç kamuoyu. Muhalif hareketler onlar için başlı başına sorun. Ama bir büyük sorunları daha var, kendilerine inananlar. Onları ikna etmek, güçlü oldukları imajı yaratmak en temel amaçları. Bu nedenle, kendilerini olduğundan güçlü gösterme çabasındalar. Oysa ki güçlerinin hangi sınırda olduğunu İsrail ile füze atışmaları sırasında görmüştük.
İran rejiminin temel isteği, iktidarı devam ettirmek. Bu arada nükleer silah yapımı konusunu da halledebilseler şu sıkışık durumda başka istekleri olmaz. Ülke halkının çoğunluğu rejimin devamından yana. Ülkede şu anda "ekonomik kriz" var deniliyor ama son derece yüksek miktarda petrol gelirleriyle bu işin üstesinden bir süre sonra gelebilirler. Yani ekonomik konular başta olmak üzere diğer tüm sorunlar, İran rejimi için halledilemiyecek konular değil. Yeter ki başlarına musallat olan ABD ve İsrail konusunu çözebilsinler.
Bu şartlarda önümüzdeki günlerde bizi bölgede hangi gelişmeler bekliyor?
Siz bakmayın İran yönetiminin mangalda kül bırakmadığına, ABD güçlerine saldırma olasılığı yok denecek boyutta az. ABD ise direk müdahale etmeden, arkasına aldığı Yahudi lobisi çabalı uluslararası destekle işi masada bitirmeye çalışıyor. Olmadı füze ve uçak bombardımanı ile İran'ın gardını düşürmeye çalışacak. Karadan müdahaleyi pek olası görmüyorum. Öyle veya böyle İsrail, İran'ın nükleer bomba yapmasını önleyecek.
ABD'nin İran'ın petrol gelirine el koyması konusu belirsizliğini koruyor. Burada en önemli etken Çin. Çin beklenen ABD-İran savaşının geleceğinin de belirleyicisi olacak. Burada geri adım atarsa, ABD kendilerini bir konuda daha köşeye sıkıştırmış olacak. Çin bunun farkında. Perde arkasında elinden geleni ardına koymayacaktır. Savaş olasılığını veya olursa gidişatını belirleyecek en önemli güç Çin'dir.
İran'ın bu savaşı yönlendirme veya yapma gücü yok denecek kadar azdır. ABD ise bu kadar yaptığı masrafı boşuna yapmadı. Bunu bir şekilde çıkaracak hem de fazlasıyla.
Sonuçta bir anlaşma çıkabilir. Buna göre; İran'da rejim devam eder; ABD, İran ekonomisinde söz sahibi olur; İran'ın nükleer silah yapımı rafa kaldırılır; Çin'in petrol isteği eskisi kadar olmasa da belli ölçüde karşılanır. Olan ise İran halkına olur.