Amerika'nın artık Türkiye'ye karşı bir düşmanlık içinde olduğu açık biçimde görülüyor. Her ne kadar ABD'li yetkililer "Biz hem dost, hem de iyi bir müttefikiz" diyorlarsa da bunun pek inandırıcı tarafı kalmadı. Gelişen olaylar, ortaya çıkan gerçekler, Amerikalı yöneticilerin ikili oyunları bunu açık biçimde ortaya koyuyor.

Eğer Amerika, PKK'nın Suriye uzantısı PYD için "müttefik" uygulaması yapıyor ve PYD kanalı ile PKK'ya destek veriyorsa biz bu Amerika'ya "dost" diyebilir miyiz? Hatta daha da ileriye gidip bu tutuma "ihanet" damgasını bile vurabiliriz.

Geçenlerde konu ile ilgili yazımızda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Amerika'da Başkan Yardımcısı Biden ile yaptığı görüşmede, PYD' ye silah yardımının sürdüğünü söylediğini, müttefikimizin bundan vaz geçmesi gerektiğini yüzüne karşı söylediğine değinmiştik. İşi pişkinliğe vuran ve her şeyi kendi istekleri doğrultusunda yapmaya çalışan Amerika, bütün bu baskılarımıza ve çabalarımıza karşın PYD' ye silah yardımını sürdürüyor.

Kobani'ye üs kuran Amerika, bu üssü kullanarak PYD' ye her türlü yardımı gerçekleştiriyor. Habere göz atalım:

"ABD'nin, Suriye'de Kobani şehrinin güneyinden 35 km uzaklıkta birkaç ay önce yapımına başladığı askeri üssü tamamlanarak, kullanıma açıldı. Amerika Birleşik Devletleri, PYD'nin kontrolü altında bulunan Kobani şehrinin güneyine kurduğu askeri üssü kullanmaya başladı. Alınan bilgilere göre, iki ABD kargo uçağı üsse askeri malzemeler indirdi. İçerisinde havaalanının da bulunduğu üssün PYD'ye askeri yardım malzemeleri taşımak için kullanılacağı öne sürülüyor. Ayrıca BasNews'e konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen Demokratik Suriye Güçleri'nden bir yetkili de, üssü YPG' ye bağlı özel bir birliğin koruduğunu söyledi."

Amerika buralarda böyle bir üs kurup faaliyete geçiriyorsa bundan Rusya'nın haberinin olmaması mümkün mü? Ortada büyük bir oyun var. Rusya'ya da güvenmemek ve dikkatli olmak gerekiyor. İki güç birçok alanda birlikte hareket ediyor.

Geçenlerde Washington Post Gazetesi'nde yayınlanan bir haber yorumda Kobani'deki Amerikan Üssü konusu ele alınıyor ve "İleride İncirlik Üssü'ne alternatif olarak Kabani'deki bu Amerikan Üssü iş görebilecek duruma getirilecek" deniliyor.

Amerikalılar İncirlik Üssü'ne karşılık şimdiden önlem alıyorlar. Hesap içinde hesap var.

Ortada bir düşmanlık var, arkadan vurulma var, bize karşı yalan dolan var. İhanet var. Ne derseniz deyin bizi bölmek, parçalamak darmadağın etmek var.

Şurası da artık gün gibi açık:

Amerika, PKK'nın Suriye uzantısı PYD'den kesinlikle vaz geçmek niyetinde değil. Türkiye'ye rağmen bu konuda ısrarlı hareket ediyor. Bunun bir anlam ve mesaj taşıdığını söyleyemez miyiz?

O halde ne yapılacak?

Hani deniliyor ya "Ya istiklal ya ölüm" işte bu noktadaysak gereğini de hakkı ile yapabilmeliyiz.

Örneğin deniliyor ki "İncirlik Üssü'nü Amerika'ya kapatalım", "NATO'dan çıkalım", "Batı'nın Türkiye'deki bütün askeri üslerini kapatalım", "Her türlü ilişkiyi askıya alalım"," Atatürk'ü uyguladığı ve başarılı olduğu tüm dış politikalara mutlaka hayata geçirelim", neden olmasın.

Hiç kuşkusuz bunları yapabilmek güç ister, kararlılık ister.

Biz eğer "Ya istiklal, ya ölüm" noktasına doğru sürükleniyorsak 80 milyon Türk milletinin bu kararları alıp uygulayacak olanların yanında duracağına da inanmalarını vurgulayalım. Bu millet, geçmişte olduğu gibi bölünmez bütünlüğünü korumak için kanının son damlasına kadar mücadele etmeye, savaşmaya, hatta ölmeye hazırdır. Bunu görebilmekteyiz.

Amerika, İsrail, Batı kol kola girip, Türkiye düşmanlığını körüklüyor Yalan dolan ve kandırmalarla bizi oyalıyorlar. Her yönden sarılmış ve nefes alamayacak duruma getirilmiş konumdayız. Bu zincirleri kırmak, kendimizi toparlamak, içine düşürülmeye çalışıldığımız bataklıktan kurtulmak durumundayız.

Bölgemiz sıkıntılıdır ve Suriye batağı giderek derinleşmektedir.

Suriye ve Rusya federasyonu ile birlikte, İran ve Irak ile işbirliği yaparak Suriye'yi ve Irak'ı terörden kurtarmanın yollarını aramalıyız. Bu aynı zamanda Türkiye'nin de terörden arınmasını sağlayacaktır.

Bugün Türkiye'nin yaşadığı terörün batağı Irak ve Suriye'dir. Biz, bu batakları kendi imkânlarımızla kurutmak ve düzlüğe çıkmak zorundayız. Ortadoğu uzmanları bile "Suriye ve Kuzey Irak'taki terörist bataklıklar kurutulmadığı süre içinde Türkiye'deki terör eylemleri sona ermez "diyor.

Şimdi dikkat edin, Suriye'deki derin bataklığa doğru çekilmek üzereyiz.

Aylardan bu yana oynanan bu oyuna gelmememiz ve Amerika ve Batı'nın tezgâhına düşmemeliyiz.

Daha düne kadar bize dost ve müttefik olduklarını söyleyen, bizi destekleyeceklerini vaat edenlerin şu anda bizi yalnız bıraktığını görüyoruz. Suriye'deki başarılı operasyonlarımızdan rahatsız olanlar, şimdi başka tuzaklarla önümüzü kesmek ve bizi buralarda tamamen yalnızlığa itmenin hesaplarını yapıyorlar.

Sözü fazla uzatmaya gerek yok.

Bugüne kadar Amerika'ya en üst seviyeden sıkıntılarımız anlatıldı. FETÖ Terör Örgütü ile ilgili dosyalar da iletildi. Hemen her konuda olduğu gibi Gülen'in iadesi konusunda bize bizi oyalıyorlar. Ne söylüyorsak tersi ile karşılaşıyoruz. Her şey aleyhimize işliyor.

Durum böyle olunca da kendi göbeğimizi kendimiz kesmek durumunda kaldığımız görülüyor. O halde daha fazla geç kalmadan gereken önlemleri alıp, kendimize bir yön vermemiz gerekmiyor mu?