Yukarıdaki başlık bir film ya da dizi film başlığı değil. Milli takımımızın, Dünya Kupası'nda sergilediği futbolun ismi.
Avustralya'ya yenilgiye çeşitli mazeretler bulundu.
Sonrasında Paraguay'a yenildiler.
Bu yenilgiye de şu şöyle oynadı, bu böyle yapsaydı, takım dizilişi yanlıştı, teknik direktör futbolcuları yeterince hazırlamamıştı, oyun içinde de gerekli müdahalelerde bulunamadı gibi onlarca mazeret sıralanabilir.
Ancak bunların hiçbiri mazeret olarak kabul edilemez. Paraguay'a yenilmenin mazereti olamaz. Paraguay'a bile yeniliyorsan, iterler seni Dünya Kupası'nın dışına.
Takım oyuncularının bir eli yağda bir eli baldaydı. Ülke olarak 86 milyon kişi tüm gücümüz ve pozitif enerjimizle onları destekliyorduk.
Ancak takımın bir de moral bozucusu vardı: TFF Başkanı.
Dünya Kupası'na gitme hakkını elde edince bol keseden vaatlerde bulundu.
Bunlardan villa sözünü yerine getirmediğini biliyorum. Söz verilen primin, verilmediği konusunda da söylentiler vardı.
Bunların takım oyununa ne derece etki edeceği konusunda bir yorum yapamam.
Eskiden milli maçlardaki en büyük motivasyon kaynağı; milli olmak ve ülkeyi temsil etmekti.
Her şey gibi bu konuda da maddiyat ön plana mı geçti bilinmez.
Şimdi arkalarına bakmadan kös kös dönsünler.
Hangi saç modeliyle, hangi reklamda yer alacaklarsa bu defa.
XXX
Dostum Mehmet Yiğit ile bir sohbetimizde, "Milli Takımda gruplaşma var. Öyle olmasa böyle olmazdı" dedi.
Düşündüm, maçı gözümün önüne getirdim, doğru olabilirdi bu sav.
Paraguay maçı sonrası medyaya düşen haberler arasında bu yönde paylaşımlar görünce doğruluk oranının yükseldiğine şahit oldum.
XXX
Şu anda grupta bir ümidimiz kalmadı.
Son 32'ye kalmayı garantileyen ev sahibi ABD ile prestij maçına çıkacak millilerimizin futbolu ümit vermese de son maçta hiç olmazsa kendilerini gösterirler diye umuyoruz, ülke olarak birazcık mutlu olmak için.