Benim hayalim, Martin Luther King'in "Bir hayalim var..." diye başlayan unutulmaz tarihi konuşmasındaki gibi, dönemin gerçekleşmesi çok zor olan toplumsal bir değişikliği istemek şeklinde iddialı bir hayal değil.
Toplumlara yönelik hayallerimden vazgeçeli çok oldu. Toplumların kolay değişmeyeceğini yaş kemale erdikçe daha çok idrak ettim. Düşüncelerimin, düşünceden öte pek geçmediğinin de artık farkındayım.
Benim hayalim, kendi küçük dünyamda yarattığım bir hayal.
3.5 yaşındaki torunum Güney'in bize geleceği zaman onunla neler yapacağımızı önce hayalimde yaşıyorum.
Aldığım bir oyuncağı birlikte kullanmak, onu sevdirmek ve sonrasında o oynarken keyifle seyretmek,
Nişte bulunan sergilenmiş eşyalara ilgisini ve onları tek tek indirip, ne olduğu açıklamalarımı sorularıyla ve öğrenme merakıyla dinleyişi,
Yeni bir oyun icat ettiğimde, uyumlu bir şekilde oynarken attığımız kahkahalar,
Birlikte kitap okurken, daha önce okunmuş bir kitapsa, bildiklerini paylaşma gayreti,
Bazı oyuncakları hayali olarak konuşturmamı özellikle isteyip, onları hafızasına kazıma çabası,
Ev içerisinde yerini bildiği eşyaları bulup, ona anlattığım şekilde bana konuyu yinelemesi,
Hayal dünyasını aktarışında, katkılarıma yaratıcı eklemeleri,
Sehpanın üstüne çıkma isteğine onay verdiğimde, önce şaşırması, ardından da çıkarken yaşadığı mutluluk,
Verdiğim bir görevi yaparken ki ciddiyeti,
Dans derslerimizdeki öğrenme hızı,
Öğrendiği bir şeyi bilmiş edasıyla ve heyecanlı bir şekilde paylaşması,
Dikkatli ve irdeleyici bakışıyla yeni tespitlerini ifadesi,
Ayrılırken, dedesini yalnız bıraktığı için vicdan yapması,
Benim kendi hayal dünyamın birer parçası.
Anneannesiyle eğlenceli bir şekilde yaptığı kurabiye ve pankekler, bulaşık makinesini boşaltmalarındaki görev anlayışı ayrı bir anlatım konusu.
Yazlıkta onunla yeni neler keşfedeceğimiz, daha önceki anlatım ve videolarımdan edindiği hayvan ve bitki çeşitleri konusunda zekice yorumları da hayallerimin bir parçası.
Bir dede daha ne ister ki...