Başlıktaki sorumun cevabını vermeden önce bir açıklama yapmam gerek.

Bize öğretilen ve bizim uygulamaya çalıştığımız gazetecilik tarzı, objektif gazeteciliktir. Yani taraf tutmadan olayları bağımsız bir gözle verme ve yorumlama.

Ancak benim de herkes gibi siyasi bir görüşüm var ve bir takımı destekliyorum.

Bir taraftan da gazeteciyim.

Bu noktada mümkün olduğunca tarafsız kalmaya gayret ediyorum.

Bazen yaptığım spor yorumlarında cümleler arasında fire versem de objektifliğimi korumaya çalışıyorum.

Bu izahımın sonrası, samimi bir şekilde Galatasaray taraftarlığımın nasıl oluştuğunu açıklayabilirim.

XXX

Geçtiğimiz günlerde damadım Cevat ile nasıl Galatasaraylı olduğumuzu konuşuyorduk.

Hatırladığım kadarıyla ilkokul yıllarında, Galatasaray'ın Vefa'yı 5-2 yendiği bir maç sonrası Galatasaraylı olmuştum. Ancak tam yılını hatırlayamamıştım.

Bunun üzerine kısa bir araştırma yaptım. 18 Şubat 1968 tarihinde, yani ben 7 yaşındayken Galatasaray, Vefa'yı bu sonuçla yenmiş. Ben de o tarihten bu yana Galatasaray taraftarıyım.

Aslında ne akrabalarım arasında, ne de arkadaş çevremde Galatasaraylı birini tanımamıştım. Babam ve evdeki herkes Fenerbahçeliydi.

Babamı birçok konuda örnek almama rağmen, bazı konularda inatlaşma içerisindeydim. Bunda, babamın çekişmeci davranışlarının etkisi vardı belki de.

Dolayısıyla Fenerbahçe haricinde bir takım tutmalıydım!

Mahalledeki arkadaşların hemen hepsi Fenerbahçe’yi tutuyordu. İçlerinden Eskişehirli olan birisi Eskişehirspor'u tutuyordu. Takımları çok tanımayan ben, tek alternatif gördüğüm Eskişehirspor'u tuttuğumu söylemeye başladım.

Babam ligdeki puan durumunu göstererek Fenerbahçe'nin birinci, Eskişehirspor'un yedinci olduğunu söyledi.

Benim, 7'nin daha büyük rakam olduğu ifademe karşın, bu işte küçük rakamın daha iyi olduğunu söyledi.

Puan durumuna baktığımda, ikincinin Galatasaray olduğunu gördüm.

O hafta sonu maçlarını radyodan dinlerken, spikerin Galatasaray-Vefa maçındaki heyecanlı anlatımına şahit oldum. Maçta hep Galatasaray'ın akınlarını anlatıyordu ve maçı Galatasaray 5-2 kazandı.

O an kararımı verdim ve Galatasaraylı oldum.

Galatasaray ertesi yıl şampiyon oldu. Bir yıl ara verdikten sonra bu defa 3 yıl üst üste Brian Birch teknik direktörlüğünde şampiyonluk yaşadı.

Bu sonuçlar Galatasaray taraftarlığımı perçinledi.

Kimsenin etkisinde kalmadan desteklemeye başladığım Galatasaraylılığımın bu yıl 58. yıldönümü.

Her hal ve şartta desteklediğim takımım son yıllarda beni daha çok mutlu ediyor.

XXX

Cevat bana bir soru sordu, "Baba 14 yıl şampiyon olmadığımız zaman nasıl dayandın?"

Soruya o an cevap veremedim. Sonra Galatasaray'ın o tarihler arasında belki de Avrupa'da bir başarı göstermiş olabileceğini ve bunun taraftarlığımı konsolide edebileceği ihtimalini hesaba kattım. Bu nedenle Galatasaray'ın şampiyonluk yaşamadığı 14 yılın (1973-1987) Avrupa maçlarına baktım. Gördüm ki o tarihler arasında Galatasaray, Avrupa'da da başarılı olamamış.

Renk aşkı dedikleri bu olsa gerek.

O nedenle Fenerbahçelilerin bugün yaşadıklarını çok iyi anlıyorum.

Herkesin rengi kendine güzel. Herkes mutlu olduğu şekilde yaşasın.

Bugün biri, yarın diğeri kazanır. Mühim olan dostluk.

Yapılan mücadelenin bir spor olduğunu asla unutmayalım. Bir de en yakın akraba ve arkadaşlarımızın içerisinde rakip takımı destekleyenler olduğunu...