Galatasaray, özellikle Avrupa'da aldığı sonuçlar bakımından ilginç bir takım. Bazen olmaz denileni yapıyor ve tüm ülke halkını gururlandırıyor. Bazen de beklenmedik bir şekilde sevenlerini sükut-u hayale uğratıyor.
GEÇEN SEZON
Galatasaray, Avrupa Ligi'nde geçen sezon Tottenham'ı grup maçlarında yendi. Yendiği Tottenham, o sezon Avrupa Ligi şampiyonu oldu. Kendisi ise Tottenham'dan seviye olarak daha altta bir takım olan AZ. Alkmaar'ı son 16 maçlarında geçemediği için elendi.
BU SEZON
Bu sezonun Şampiyonlar Ligi maçlarına bakalım.
Grup maçlarında;
Puan aldığı 4 takımdan; 3'ü son 16'ya kalırken (Liverpool, Bodo Glimt, Atletico Madrid), sadece 1'i elendi (Ajax).
Yenildiği 4 takımdan; 3'ü elenirken (Eintracht Frankfurt, Union SG, Monaco), sadece 1'i son 16'ya kaldı (Manchester City).
Yani ters reaksiyon...
Galatasaray grup maçları sonrasında, kendisi gibi play off hakkı elde eden Juventus ile eşleşti. İlk maçı 5-2 kazandı ve sevenlerini mutlu etti. Rövanşta maçın normal süresi 3-0 Juventus'un lehine bitti. Maç uzatmaya kaldı. Taraftarın kurdeşen döktüğü maçın sonucu 3-2 oldu. Böylece Galatasaray, Juventus'u averajla geçti ve son 16'ya katılma hakkını elde etti.
Bu sonuçlar normal mi?
Bunları futbol mantığıyla açıklama imkanı yok.
İstikrarsızlık ve dengesizlik söz konusu.
GEÇMİŞTEN GÜZEL BİR ANI
Galatasaray şaşırtıcı ve sürpriz sonuçları 1999-2000 sezonunda da almıştı Avrupa'da. Hatta bununla ilgili bir yaşanmışlığım var. Yeri gelmişken paylaşayım.
Tarih 20 Ekim 1999, yer Ali Sami Yen Stadyumu. Galatasaray-Chelsea maçı.
Galatasaray o dönem çok iyi bir jenerasyon yakalamıştı. Sınırlı olan yabancı oyuncu hakkını Hagi, Popescu ve Taffarel gibi son derece kaliteli oyunculardan yana kullanmıştı. Teknik Direktör Fatih Terim ve oyuncular başarıya açtı. 3 yıl üste üste şampiyon olmuş takım, dördüncüsüne doğru dört nala gitmekteydi.
Ne var ki Galatasaray, Chelsea karşısında maçı 5-0 kaybetti. Statta herkes son derece üzgündü.
Basın tribününde yanımdaki arkadaşlara, "İnşallah Chelsea bu sezon Şampiyonlar Ligini kazanır da intikam alırız" dedim.
Sözlerimden kimse bir anlam çıkaramadı. Kimi, "Ne diyorsun?" der gibi, kimi anlamsızca yüzüme baktı. Birkaç kişi "Nasıl yani?" diye sormayı akıl etti. O zaman izah etmeye başladım:
"Biz önümüzdeki Hertha Berlin maçını deplasmanda, Milan maçını da burada alır, grup üçüncüsü olarak yolumuza UEFA Kupası'nda devam ederiz (O zaman grup üçüncüleri UEFA Kupası elemelerine eklemleniyordu). Orada tüm rakiplerimizi geçip UEFA Kupası'nı alırız. Daha sonra da Şampiyonlar Ligi şampiyonu ile Süper Kupa maçını oynarız. Chelsea Şampiyonlar Ligi Kupasını alırsa, onlardan intikam alma imkanımız olacak Süper Kupa maçında."
Bu defa da herkes "Sen hayal görüyorsun." der gibi yüzüme baktı. Bazıları da, "Oho, senin dediğin, 'Ölme eşeğim ölme de, yaz gele de, yonca bite de, sen de yiyesin' hikayesi misali." diyerek düşüncelerini dile getirdiler.
Ancak gün geldi dediklerim bir bir gerçekleşti. Önce Hertha Berlin ve Milan engelini aşarak grupta üçüncü olup, UEFA Kupası'nda yolumuza devam ettik. Sonra tüm rakipleri tek tek geçip, finalde de Arsenal'i yenerek UEFA Kupasını aldık.
Galatasaray cenahında işler tam da söylediğim gibi gitmişti. Ancak Chelsea Şampiyonlar Ligi Kupasını kazanamamıştı. Bu kupayı Real Madrid almıştı. Dolayısıyla Galatasaray'ın Süper Kupa'daki rakibi Real Madrid oldu. Galatasaray uzatmalarda attığı "Altın Gol" ile bu kupayı da kazandı. Bir hayalim tam anlamıyla gerçekleşmişti.
O tarihten bu yana, bunu yaşadığım arkadaşlarla, güzel bir anı olarak, bunları detaylı olarak anar ve konuşuruz.
YENİ UMUTLAR
2000 yılında yaşadığımız güzelliğin benzerini bir kez daha niye yaşamayalım?
Nihayetinde Galatasaray'dan bahsediyoruz. Olmazları olduran bir ruhtan bahsediyoruz.
Yeter ki takım içindeki oyuncular bunu istesin. Çünkü yetenek ve kapasitenin mevcut oyuncularda bulunduğunu düşünüyorum. Önemli olan o havayı yakalayıp, bırakmamak.
Bu gerçekleşirse bu yazıyı bir kez daha hatırlarız. Aksi halde gazetemizin tozlu raflarındaki yerinde kalır.