Aradan üç gün geçti. 1 Eylül Dünya Barış günüymüş. Deliye göre her gün bayram. Dünyanın içinde bulunduğu ortamda barıştan söz etmek deli saçması olsa gerek. Bu vesile ile bir kez daha Sefil Selimi'yi andım.
Sefil Selimî’nin dünyasında kardeşin kardeşe düşman olamayacağı vardı. Yunusça vardı, Veysel’ce vardı. Herkesin de kendisi gibi olmasını isterdi: “Haklıyı haksızı eyle mahkeme, / Aklın varsa eğer hakkımı eme, / Bana sağcı, solcu, gerici deme, / Dövüş yapıp boğazını sıkamam....”
Şiirlerinde Milli egemenlik ve barışın insanlara ekmek kadar, su kadar gerekli olduğunu vurgular. Boş söze karnı toktu. Gerçek çözümü gösterirdi ki ben daha bunun üzerine ne yazayım:
Silâh yapan fabrikayı himden sök
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Öldüren her şeyi denizlere dök
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Bombalar çürüsün gürültü bitsin
Cephedeki asker evine gitsin
Oğlan kız büyütsün düğünler etsin
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Zamana köstek vur çarkı dönmesin
Falân öldü filân kaldı denmesin
Huzurun yerine zulüm inmesin
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Bir kıssadan bin hisseye sahip ol
Binit araçları ne kadar da bol
Akılsız başıyın saçlarını yol
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Madem dünya döner biz de dönelim
Ya taksiye ya eşseğe binelim
Yer yüzünde her tarafta bunalım
Sevgi yap saygı yap barış yap barış.
Eğer aydın isen aydın didişmez
İlmi bilen âlim tezata düşmez
İlkel olmayanlar siperler eşmez
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Bir evden on erkek savaşta kayıp
Onlara dua et etmezsen ayıp
Milyonda bir sızı bin acı duyup
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Kaç akrabadan kaldı hangi derede
Yadigârı kimler hani nerede
Senden sonrakiler ersin murada
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Kimimiz bey olduk kimimiz paşa
Yüreğimiz dönmüş som kara taşa
Çoluk çocuğunla bahtiyâr yaşa
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Biraz soluklanıp duralım hele
Vakit sabah ola sabah hayrola
Madem ayak üstü verdik az mola
Sevgi yap saygı yap barış yap barış.
Şimdi gün gören sen haddini tanı
Velveleye verip durma dört yanı
Cihan savaşının gelmişken sonu
Sevgi yap saygı yap barış yap barış.
Bu vatan o vatan ya bu insanlar
Düşünen hisseder hisseden anlar
Kötülüğe kurban gitmesin canlar
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Yokluğu çekmeden var olan sizler
Ne maksatla hangi gayeyi izler
Ceddinin kemiği mezarda sızlar
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Benim anlattığım binlerin biri
Kabul et mazur gör birkaç tabiri
Ne yık maşatlığı ne yap kabiri
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Yepyeni bilgiyle dolsun kafalar
Tarihe mal oldu koçak efeler
Zaman çarkı seni beni ufalar
Sevgi yap saygı yap barış yap barış
Sefil Selimî’ye hasret bu hasret
Vahdete vahdettir kesrete kesret
Eğer ki Yaradan verirse nusret
Sevgi yap saygı yap barış yap barış