Dağda sürüsü ile geceleyen çobanların yaktığı ateşin, kendini, sürüsünü korumak, çevresini, yönünü görebilmek gibi işlevleri var. Ama, birkaç kilometre uzaktaki, karşı yamaçta bulunan, karanlık umutsuz, güvensiz, soğukta kalmış biri için bu ateşin anlamı daha derin. Bu parıltı, ıssız sandığı ortamda yalnız olmadığının iletişimi. Karşı dağdaki çobanın ateşiyle, bu yamaçtaki biri aydınlanır, ısınır, umut ve güven hissi kazanır.

O ateş, umuttur, kurtuluştur. İşte onun için çoban ateşi Kurtuluş Savaşımızın başlangıcına sembol veya simge sayılmış.

Yüce Atatürk, Anadolu basınını fazilet adaları, diye tanımlamıştı. Toprağını, insanını, folklorunu, etnografyasını seven, derleyen, araştıran, gönüller dostu bir fazilet timsalinden söz edeceğim:

Ömer Faruk Yaldızkaya, Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde 16 Kasım 1958’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Emirdağ'da gördü. Yüksek öğrenimini, Gençlik ve Spor Akademisi ile Afyon Eğitim Enstitüsü'nde yaptı. Eğitimcilik, bürokratlık ve yazarlık gibi uğraşıları ile birlikte, halk edebiyatı ve folkloru, etnografyası üzerine yaptığı çalışmalar ve derlemeleri tanındı.

Yurdumuzun birçok yerinde yayınlanan dergilerde, ürünlerini yayınlıyordu. İlgili kongre ve sempozyumlara katıldı. Türk halk kültürüne ilişkin bildirilerini sundu. Yurt dışında. Makedonya’nın Struga, Romanya’nın Köstence ve Bükreş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Lefkoşa ve Gazimağusa, Kazakistan’ın Türkistan ve Ukrayna’nın Kırım bölgelerinde gerçekleştirilen uluslararası toplantılarda yer aldı.

Çeşitli radyo televizyon programlarında, konferanslarda araştırma ve gözlemlerine dayalı görüşlerini dile getirmekte.

1986 yılında, Emirdağlı Âşık Yoksul Derviş’in hayatını ve şiirlerini içeren “Gönülden Sesler” kitabını yayınladı. Aynı yıl, “Her Yönüyle Emirdağ” adlı kitabı okuyucusu ile buluştu. 1992 yılında ise, “Emirdağ Yöresi Türkmen Ağıtları” adlı araştırma ve derlemeleri kitap haline geldi. Bu kitaplar kaynak eserlerdi.

Ömer Faruk Yaldızkaya’nın marifetlerinin iltifatı, 2002 yılında Azerbaycan Bakü Asya Üniversitesi’nden geldi. Fahri Doktora unvanı verildi. Aynı yıl yurdumuzda da Folklor Araştırmaları Kurumu tarafından “Türk Folkloruna Hizmet Ödülü” ile taltif edildi.

Daha sonraki yıllarda Yıldızkaya’nın özellikle Emirdağ ve Türkmen kültürü üzerine kitapları yayınlandı. Bunlar arasında iki baskı yapan Emirdağ Türküleri, Emirdağ’da Lakaplar ve Emirdağ Kilimleri’ adlı kitaplarını sayabiliriz.

Ömer Faruk Yaldızkaya, edebiyat, halk kültürü ve musikisine ilgisi küçük yaşlarda başlamıştı. Bağlama çalıp söylüyordu. Bu azim onu pek çok Türkmen türküsünün ve Çanakkale ve Atatürk gibi kıymetli değerlerimize ilişkin ağıtları derlemeye götürdü ki, bunları büyük sanatçılarımız yorumlamakta. Bu eserler TRT repertuvarına kazandırılırken, Emirdağ’ın sesini geleceğe taşındı.

2026 yılında ya ülkemizin en saygın folklor kuruluşu “HAMOY” Halk Müziği ve Oyunları Araştırma ve Eğitim Derneği’nin geleneksel olarak verdiği 2026 yılı “Halk Bilimi Ödülü’nün sahiplerinden birine Ömer Faruk Yaldızkaya layık görüldü. Ödül, 15 Mayıs Cuma günü, Gazi Üniversitesi-Gazi Konser Salonu'nda takdim edildi.

Yurdumuzda ender görülen kadirşinaslığın güzel bir örneğini doğup büyüdüğü Emirdağlılar gösterdiler. Bir parka “ŞAİR – YAZAR ÖMER FARUK YALDIZKAYA PARKI” adını verdiler.

Türkmen aidiyeti, türküsü, ağıtı, gelenek ve görenekleri açısında Yaldızkaya’nın ilçesi Emirdağ ve benim doğup büyüdüğüm Şarkışla, birbirinin izdüşümü gibidirler. İki coğrafi yöre insanlarının mütevazılık, ahlaki, davranış biçimi gibi erdemlerinde de benzerlikler olduğunu not düşmek istedim.