Ben dahil yazın hayatının içinde bulunanların pek çoğu, çeşitli nedenlerle Yunus Emre hakkında araştırmalar yapmış, yazılar yazmış, bildiriler hazırlamış, hatta kitap yazmıştır. Bazıları, bilinenleri tekrar ederken, kişisel yorumlarını katmakla kalmıştır. Ama, Hayrettin İvgin’in onlardan farkı, sahaya, derinlikleri inmesi ve tutarlı kıyaslamaları rapor etmesidir.

Hayrettin İvgin, 1943 yılında Samsun’un Vezirköprü ilçesinde doğdu. Dünkü yazımda söz ettiğim gibi Kara Harp Okulu son sınıfına kadar süren askeri öğrencilikten sonra yüksek öğrenimi tamamladı. Anadolu’nun çeşitli yörelerinde eğitim ordusunda görev aldı. Bağımlılık derecesinde kendini halk kültürünün gayya kuyusunda buldu. Bu yönelimle artık Türk halk bilimcisi, araştırmacı, yazar ve bürokrattı. Kültür Bakanlığı üst düzey görevlerde bulundu. Ağırlıklı olarak bütünüyle Halk Edebiyatı, Türk Folklor ve Etnografyası konularında derlemeler yaptı. Yüzlerce araştırma yazısı ve bildiriler hazırladı. Yurt içinde aldığı onlarca önemli ödülleri, Kırgızların Manas Destanı’nı hem dünyada ilk kez romanlaştıran kişi hem de bu eseriyle dünyaca ünlü Puşkin Ödülü'nü kazandı. Bu ödülü alan ilk Türk yazarı oldu. Kardeş ülke Azerbaycan ve Türki devletlerde hizmetlerini sürdürdü, akademik kariyer yaptı. Kurduğu Kültür Ajans yayınevi ile özellikle Türk halk kültürü, folkloru ve âşık edebiyatı kitaplar ve dergiler yayınlıyor, bu alanda da hizmetlerini sürdürüyor.

Prof. Dr. Hayrettin İvgin’in son kitaplarından biri “Yunus Emre Araştırmalar, Belgeler Yazılar” adını taşıyor.

Yıllarca Yunus Emre’ye ilişkin araştırmalar yapan, yazılar yazan yazar; kendisinin konu ile ilgili duygu ve düşüncelerini içeren çalışmalarından on altısını seçmiş. Bu seçki, ağırlıkla Yunus Emre'nin hayatı, edebi kişiliği, çevre düşüncesi, mezar yeri tartışmaları ve Anadolu'daki izleri konularına ışık tutan araştırma ve makaleleri kapsıyor.

Yunus Emre’nin dünyayı kapsayan kişiliği, hoşgörü, sevgi, barış, duygularında nasıl zirve olduğu anlatılıyor.

Yer gök çevre telmih ve intakları yani, insan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insana özgü özellikler verme ve onları konuşturma sanatlarından örnekler verildikten sonra, Hacı Bektaş Veli ve Mahdum Kulu eserindeki etkileri, kıyaslamalar yolu ile aydınlatılıyor.

Diğer önemli konulardan Yunus Emre şiirlerinde etkileriyle Cercis (halkı hak dinine davet ettiği için zulüm görüp şehit edilen ulu kişi) ve ölüm düşünceleri anlatılan konular arasında bulunuyor

Kuşku yok ki Yunus Emre, tasavvuf şiirinin, ekolu, doruğuydu. Anıtı, bizatihi gelenekti. Yurt içinde ve dışında, ona ait, olduğu sanılan on yedi mezarı, makamı veya düşeği olduğu iddialar arasındaydı. .

Yunus Emre'nin mezarları ve makamlarının nerede olduğıu sorusuyla, “44 Yıl önce Ortaköy / Sarıkaraman / Ziyarettepe’de” kendisinin de içinde bulunduğu araştırma ve kazı çalışmalarını, fotoğraflar, krokiler, resimler ve hazırlanan rapor ve yazışmaları gösteren belgelerle gözler önüne serilmiş.

1982 yılındaki bu çalışmalar sırasında alan ve mezar kazıları ile birlikte Taptuk Emre ile ilgili alan incelemeleri de yapılmış. Kitap içeriğinde, ekibi yöneten ve bulguları raporlayan birinci el olduğu için en sahih bilgileri, Hayrettin İvgin’in kaleminden okuyabiliyoruz.

İvgin’in anlatıları ve yayınladığı belgelerden; 13. yüzyılın büyük Türk tasavvufu ve halk şairi Yunus Emre'ye ilişkin pek çok bilinmeyenler ve kanlıkta kalan konular aydınlanıyor.

Sonuç olarak, Hayrettin İvgin’in “Yunus Emre Araştırmalar, Belgeler, Yazılar” kitabı, Yunus Emre'nin hayatı, edebi kişiliği, çevre düşüncesi, mezar yeri tartışmaları ve Anadolu'daki izleri konularında, araştırmacılara önemli bir kaynak ve başvuru kitabı niteliği taşıyor.