İnsan, karnı doydukça sorun çıkaran tuhaf bir canlı. Yaşamsal ihtiyaçlarımız karşılandığı anda “kendimizden çok daha büyük şeylerin parçası olma gereksinimi” peşinde koşup duruyoruz. Bu güdü bizi bazen ideal bir yola sokarak insanlık yararına önemli işler yapan birisine dönüştürürken bazen ise anlamadığı şeyi anlatmaya çalışan yetişkin çocuklara çeviriyor. Anlaşılamamış veya ticari amaçlarla kasten saptırılmış kavramların yarattığı bilgi kirliliği habitatında doğruyu bulabilmek için ortalamanın oldukça üzerinde bir bilinç ve dikkat gerekiyor. Konuya ilgi duyan küçük bir azınlık dışında ne olduğu bilinmeyen kuantum kavramı hakkında o kadar çok formül oluşturulmuş ki! Kuantum felsefesi, kuantum yaşam, kuantum beslenme, kuantum düşünme gibi birçok farklı reçete ile başarıyı veya mutluluğu yakalayabileceğinizi iddia edenler etrafımızı sarmışken bir an düşünüp kendinize sordunuz mu; nedir bu kuantum? Daha da önemlisi ne değildir?

Kuantum, fiziğin bugüne kadar ortaya koyduğu en temel ve karmaşık teoriler arasında. İçinde yaşadığımız ve kurallarına tabi olduğumuz mekanik fizik yasalarıyla anlaşılması gerçekten zor öğeler içeriyor. Bu nedenle mantığımızın sınırlarını zorluyor ve anlamak için sistemli çaba gerekiyor. Bütün kuantumu küçücük makalede anlatmak mümkün değil ancak fikir vermek ve merak edenlere araştırmaları için kaynak göstermek amacıyla kısaca bahsedelim.

Newton Fiziği (Klasik Mekanik)

Klasik Mekanik, Dünyamız ile yakın çevresinde gerçekleşen kuvvetleri açıklayarak formüllere döken ve bu sayede en gelişmiş makinelerin çalışmasına giden yolu açan fizik dalıdır. Yer çekiminden gezegenlerin kütle çekimlerine varan hareket yasaları ile fabrikaların kurulmasına, uçakların uçmasına yani modern dünyanın oluşmasına öncülük etmiştir. Klasik Mekanik gezegenlerin hareketlerini incelememizi ve yeni gezegenlerin keşfini mümkün kılarak kesin doğrulukta güneş sistemi haritaları oluşturmamızı sağlamıştır. Ancak bir gün işler ters gitmiş, hesaplara göre orada olması gereken bir gezegenin olması gerektiği yerde olmadığı fark edilmiş ve Klasik Mekanik yasaları bu sorunu çözmekte yetersiz kalmıştır. (Meraklıları 3 Gezegenin Hikayesini araştırabilir.)

Einstein Fiziği (Genel Görelilik/İzafiyet)

Newton’un Klasik Mekanik fiziğinin çözemediği problemi Einstein çözmüştür ve özetle şöyle demiştir: “Orada olması gerektiğini düşündüğünüz gezegen orada değil çünkü hesaplarınız Dünya ölçeğinde yapıldı. Gezegenlerin boyutları büyüdükçe hızları ve bu hıza bağlı olarak zamanın akışı da değişir.” İzafiyet teorisi olarak bildiğimiz bu teori, gezegenler büyüdükçe dönüş hızının artacağını, hız arttıkça zamanın daha yavaş akacağını, yani zaman denen olgunun bütün evren için aynı şekilde gerçekleşen kesin bir sabit değil, hıza bağlı bir değişken olduğunu anlatır. Sonuç olarak; nesneler büyüdükçe Klasik Mekanik hesapları çalışmaz. (Meraklıları ikizler paradoksunu araştırabilir.)

Einstein’in söylediği şey insan mantığına o kadar aykırıdır ki inanmak gerçekten güçtür. Ancak çeşitli yollarla doğruluğu kanıtlanmış ve fiziğin kabul görmüş temel teorilerinden biri olmuştur. Bu teori Klasik Mekanik kurallarını yıkmamış, o kuralların Dünya ölçeğinde geçerli olduğu ancak nesneler büyüdükçe kuralların değişeceği konusunda bizi ikna etmiştir. Peki; nesneler büyüdükçe kurallar değişiyorsa, küçüldüğünde neler oluyor ve atomdan bile daha küçük parçacıklar (atom altı) dünyasında işler nasıl ilerliyor? Kuantum bize öyle şeyler söylüyor ki bırakın inanmayı, anlamak bile çok zor.

Kuantum Fiziği

Kuantum Mekaniği, atomdan daha küçük parçacıkların hareketlerini inceleyerek özelliklerini açıklamaya çalışır. Atom altı dünyada yapılan çalışmalar ve deneylerden elde edilen sonuçlar (tıpkı Einstein’in İzafiyet ile yaptığı gibi) insan mantığını zorlayan ve bildiğimiz fizik yasalarının neredeyse tümünü yok sayan bir dünyanın varlığını kanıtlar. Öyle ki; bu dünyada ışık hızı aşılabilir, kainatın en uzak uçlarında bulunan iki elektron birbiriyle anlık iletişim kurabilir, bilinci olmayan parçacıklar onları izlediğimizi fark ederek davranışlarını değiştirebilir, bir olayın sonucu nedeninden önce gerçekleşebilir. (Meraklıları çift yarık deneyini araştırabilir.)

Özetle: Mekanik, Görelilik ve Kuantum birbirlerini reddetmekten ziyade “bildiğimiz kurallar doğrudur ancak ölçek değiştikçe yeni kurallar oluşur” demektedir.

Kuantum ne değildir?

Kuantum bir düşünme biçimi, beslenme çeşidi, bir felsefe, evrene yollanacak bir mesaj veya kolunuza taktığınızda dengenizi sağlayacak bir bileklik değildir. Diğer tüm pozitif bilim dalları gibi sadece gerçeğe odaklanan ve ispatlanmış verilere dayanan devasa bir bilim dalıdır. Kuantum beslenemez ve düşünemezsiniz.

“Elimdeki telefonu bıraktığımda yere düşmeyeceği” varsayımına dayanarak (fantastik filmlerde olduğu gibi) kendi içinde tutarlı yeni bir Dünya oluşturabilirim ama varsayımım yanlış olduğu için tutarlı görünen her şey aslında yanlıştır. Bu tarz iddialarda bulunanlara karşı tek sağlama noktanız yine bilimdir. Bilim kandırılmanızı engelleyecektir.