İstanbul Hükmeti Konya’ya bir ‘Nasihat Heyeti’ gönderdi. Ali Kemalî nasihat heyetine gür sesiyle kararlı bir şekilde şunları söyledi:

“Konya halkı, ruhunda vatanseverlik, kafasında haysiyet, kanında Türklük olan memleketin her namuslu ve faziletli ferdinin yapacağı aynı şeyi yapacak, vatanını müdafaa edecektir. Bu hak ve şeref yolunda temsil edecek kıymetli evladını bu halk hiç şüphesiz bulacaktır. Tarihimiz meydandadır. Türk milleti tarihinin hiçbir devrinde rehberden mahrum kalmamıştır. Vatanseverlik ve fazilet bu mukaddes rehberin hizmetine yardımcı olmaktır.”

Şehzade Abdürrahim Efendi’ye bir mektup gönderdi:

“Eğer o muhteşem imparatorluğu kurmuş, onu üç kıta üzerinde adalet ve hak duygularıyla hâkim kılmış ecdadına laik ise seci ve kahraman milletin başında veya yanında olmalıdır.”

Bu konuşmaların ve mektubun kendisine ulaşmasından sonra Damat Ferit Paşa deliye döndü.

Gelişmeler yaşanırken İzmir’in işgali haberi geldi. Konya halkı çok üzüldü, azınlıklar ise sevindi. Taşkınlık çıkartarak, Yunan bayraklarıyla Konya sokaklarında yaşasın ‘Zito Venizelos’ diye naralar attılar. Vali Cemal bey, polis müdürü Halis Bey İngiliz uşağı olduğu için bu olayları görmezden geldi. Milliyetçiler üzerinde baskılar yaptı.

Ali Kemalî Efendi, kendi gibi vatansever olan Müftü Ömer Vehbi Efendi, Gilisralı Hacı Tahir Efendi ve diğer güvendiği şahsiyetleri topladı. Şu teklifte bulundu:

“Vali burada İngilizler ve İtalyanlardan güç alıyor. Bunlar çok azınlıktır. Eğer İtalyan ve İngilizlerin bu kadar az kuvvetle şehirde beldeyi işgal etmiş olarak kalmalarına müsaade edilirse kendilerine cesaret gelir, öbür şerhlerimizi de ele geçirirler. Buna lâkayt kalınamaz. Halk toplanmalı işgal protesto edilmeli. İcabında fiili mücadele bile göze alınmalıdır. Eğer kararlı ve cesaretli olursak bunlar def olur gider, onları vali takip eder…”

Bu konuşma etkisini gösterdi. İşgale karşı başlayan mitingler, gösteriler birbirini takip etti. Vali Cemal Bey, Konya’yı terk etmedi.

Ankara’ya göre Konya’nın Kuvâ-yi Milliye’ye kazandırılması zamanı gelmişti. Ne pahasına olursa olsun Cemal Bey’i şehirden uzaklaştırmak için Refet Bey’i yolladı. Bu haber, halk üzerinde heyecan yaratı. Vali bu duruma engel olmak amacıyla hapishanedeki mahkûmları serbest bırakır onları silahlandırdı. Halk ayaklandı. Vali, 25-26 Eylül’e bağlayan gece polis himayesinde İstanbul’a hareket eden trenin un çuvalları ile dolu yük vagonuna binerek polis müdürü ile gizlice şehri terk etti.

Konya artık Millî Mücadele'nin tam yanındaydı. Hiç vakit kaybedilmeden Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti kuruldu. Azınlıkların ‘Yaşasın Venizelos’ bağırmaları karşılık artık her tarafta halk korkmadan ‘Yaşasın Mustafa Kemal’ diye bağırıyordu.

İngilizler ise bu durumdan hoşlanmadı. Mustafa Kemal’in lehinde yazı yazan ve Kuvâ-yi Milliye’ye destek veren Öğüd gazetesini kapattırdı. Bunun üzerine Ali Kemalî kürsüye çıktı:

“Ey ahali, ey Konyalılar, gazete demek bir milletin dili demektir. General Milne dilimizi kesti.” Halk Ali Kemali’nin sözünü keserek kahrolsun Milne sloganları atar. Ali Kemalî ise “Bizi susturamazlar. Dönersek kahpeyiz, millet yolunda bir azimetten. Bu millet ölmedi, ölmeyecektir. Bugün Öğüd’ü kapatmışlarsa yarın başka bir Öğüd çıkacak.” Konuşma devam ederken topluluktan gür bir ses yükselir, “Havadis Yazıyor, Nasihat Yazıyor!” Ali Kemalî, “Evet aziz Konyalılar! Duyuyorsunuz. Öğüd gazetesi sustuysa işte Nasihat gazetesi size sesleniyor…” Kalabalık bu konuşmadan sonra coşmuştu.