İran diyor ki, "Hürmüz Boğazı'nı kapattım".

ABD diyor ki, "Hürmüz Boğazı'nı İran ile birlikte yönetebiliriz.

İlginçtir, bu iki yanlış söyleve başta körfez ülkeleri olmak üzere dünyadan ses çıkmıyor. Özellikle de petrol ihtiyaçlarını bu bölgeden gelen petrolle karşılayan ülkelerden.

XXX

Bugüne kadar Hürmüz Boğazı'nın statüsüyle ilgili doğru bir düzenleme yapılmamış. Yani düğmelerin iliklenmesine yanlış delikten başlanmış.

Hürmüz Boğazı'nın en dar noktasında bulunan stratejik öneme sahip Büyük Tump, Küçük Tump ve Ebu Musa adaları, 1908'de İngiltere tarafından işgal edilmişti. İngiltere 1971 yılında bölgeden ayrılırken, yapılan mutabakat sonrasında adaları İran'a bıraktı. Söz konusu adalar, 1992 yılında tamamen İran'ın kontrolüne geçti.

XXX

Hürmüz Boğazı'nın önemli bir özelliği, birçok yerinin sığ olması ve büyük tonajlı gemilerin uluslararası sular olarak kabul edilen bölümden geçememesi. Bugün buradan geçen dev petrol tankerleri, boğazın derinliğe sahip olan İran karasularına ait olan bölümden geçiyor. Dolayısıyla İran izin vermediği sürece Hürmüz Boğazı'ndan petrol tankerlerinin geçmesi mümkün değil.

Yani bugüne kadar "dökme suyla değirmen döndürülmüş". Yukarıda bahsettiğim gibi Hürmüz Boğazı'ndan geçiş konusunda bir statü belirlenmemiş.

Konuyu çözüme kavuşturmak için ticari gemilerin İran'ın karasularından geçişi konusunun netlikle ifade edildiği uluslararası bir antlaşma yapılmalıydı.

Ya da boğazın uluslararası sular kabul edilen bölümünün, sığ olan kesimleri derinleştirilerek büyük tonajlı gemilerin geçişine imkan sağlanmalıydı. Bunun örneğini Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te görmüştüm. River Plate Deltası, şehrin denizle olan tek bağlantısı. Ancak oldukça sığ. Buenos Aires limanına büyük tonajlı gemilerin yanaşabilmesi için oldukça uzun bir mesafenin bir bölümü derinleştirilerek bir deniz yolu açılmış. Neden benzeri bir deniz yolu Hürmüz Boğazı'nın uluslararası sularına açılmasın?

XXX

İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı tamamen Türkiye'nin sınırları içerisinde kalmasına rağmen uluslararası kurallar ve Montrö Boğazlar Antlaşması çerçevesinde tüm ulusların ticari gemileri serbestçe geçebiliyor. Türkiye'den izin almalarına gerek yok.

Cebelitarık Boğazı'nın en dar yeri 14 kilometre. Bu boğazdan da ticari gemiler, boğaza kıyısı olan Fas ve İspanya'dan izin almadan geçebiliyor. Hatta savaş gemileri bile geçebiliyor. Bunun son örneğini ABD'nin uçak gemisinin geçişi sırasında gördük.

XXX

Hürmüz Boğazı'nın en dar noktası 33 kilometre. İki kıyısında 2 ülke var: İran ve Umman.

Cebelitarık Boğazı'ndan daha geniş olan Hürmüz Boğazı'na bugünkü durumda İran adeta el koymuş görünüyor. Bu boğaza Umman'ın kıyısı yokmuşcasına davranıyor. Görünüm, ABD'nin yayılmacı politikasından farklı değil.

Basra Körfezi ülkeleri olan; Irak, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, BAE bu duruma bugüne kadar bir şey dememiş. Bugünkü savaş ortamında demelerinin de bir anlamı yok. Bu sorun önceden halledilmesi gereken bir konuydu.

Şimdi bölgeden petrol nakliyatı yapılamıyor. Dünyadaki petrol ihracatının yüzde 20'si bu bölgeden yapılıyor. Bunun anlamı şu, bu iş devam ederse dünyayı şu an yaşadığımızdan daha büyük bir enerji krizi bekliyor.

ABD, Hürmüz Boğazı'nın açılması için çabalıyor. Hiçbir yaptığını benimsemediğim ABD bu defa haklı. Ancak işin sonunda Hürmüz Boğazı'nda hak iddia etmediği sürece.

Hürmüz Boğazı, tüm uluslara aittir ve ticari gemiler hiçbir ülkeden izin almadan serbest geçmelidir.