Geçenlerde bir marketten çıktım, dışarıda eşimi bekliyorum. 11-12 yaşlarında iri cüsseli bir erkek çocuğu dikkatimi çekti.
Çocuk, sokaktan geçenlerin kıyafetlerine, durumlarına bakıp, "Abi/abla bana şuradan börek/döner/yemek alsana. Açım" diyordu. Aralarda da "Allah rızası için" ya da "Allah sevdiklerine bağışlasın" gibi dini sömürü kelimeleri kullanıyordu.
Çocuk bir ara marketten çıkan bir delikanlıya da benzer şekilde, "Abi açım, karnımı doyurur musun?" dedi. Delikanlı da cüzdanını açtı ve bir 200'lük çıkarıp, verdi.
Delikanlı gidince, çocuğa, "Günde bu şekilde 1000-2000 TL kazanıyor musun?" diye sordum.
Çocuk önce, "5 bin" dedi. Sonra da "Şaka yaptım" dedi.
Orada beklediğim 15 dakika içerisinde gördüğüm kadarıyla şaka yapmıyordu.
Ona, "Peki para vermeyip, yemek alsalar, yer misin?" diye sordum. "Yerim" dedi. Çocuğun cüssesi bu konuda doğru söylediğini kanıtlıyordu.
Bu çocuğun farklı versiyonunu market girişlerinde veya içlerinde kendilerine ürün aldıranlar şeklinde daha önce görmüştüm.
XXX
Sadaka kültürümüzün bir parçası.
Ancak günümüzde dilenmek öyle bir boyuta ulaştı ki iş ihtiyacı olana yardımda bulunmaktan çıktı.
İhtiyacı olanı, olmayanı, sarhoşu, tinercisi birçok unsur duygu sömürüsü yaparak dileniyor.
Geleneklerimiz anlamında ihtiyacı olana sadaka vermek tamam ama kim gerçek ihtiyaç sahibi, kim değil anlamak mümkün değil.
"Benim niyetim sarih. Karşıdakinin kötü ise o, onunla Allah arasında" demek çok doğru bir yaklaşım şekli değil.
Kaldırımda, durakta, parkta, cami ve hastane önlerinde, köşe başlarında, metroda, vapurda oldukları yetmiyor bir de restoran, kafe ve market önlerinde karşımıza çıkıyorlar. Bunlar içerisinde özellikle metro, vapur ve marketleri anlamıyorum. Çünkü buralarda en azından görevliler var ve müsaade etmemeliler diye düşünüyorum. Ama benim düşüncem bende kalıyor herhalde. Çünkü uygulamada yeterli tedbir alındığını göremiyorum.
XXX
Toplum olarak neden bu hale geldik?
Bana göre dilenenlerin büyük bir çoğunluğu gerçekten ihtiyacı olduğu için dilenmiyor. Gerçekten ihtiyacı olanlar gurur yapıyor ve bu yolla kendilerine kazanç sağlama yoluna gitmiyor. Bu işe tevessül edenlerin ekseriyeti bunu bir kazanç kapısı olarak görüyor.
Bu döngüden kurtulmanın yolu var mı?
Tabi ki var.
Dilenenlere istediklerini vermemek bu işin ana kurtuluş yolu.
Dilenerek kazanç sağlayamayacaklarını görenler bir süre sonra bundan vazgeçecektir.
"Başımın gözümün sadakası olsun" diye muhtaca yardımda bulunmak isteyenler için tavsiyem ya kendi buldukları gerçek ihtiyaç sahibine sadakalarını versinler ya da devletin bu konularda oluşmuş kurumlarına istedikleri aralıkta ve miktarda yardımda bulunsunlar.
Bu şekilde çocuk kaçırılmasının da bir nebze önüne geçmiş olunur. Malumunuz çocuk kaçırma nedenlerinden birisi de onların kolu ya da bacağını sakatlayıp çocuk yaşta dilendirilmesi. Bunu örgütlü şekilde yaptıranlar var. Bu şekilde dilendirilenlerin elde ettiği tüm kazanç dilenci mafyasına akıyor.
Dilencilerin önünü kesmek hangi açıdan baksak toplum için faydalı bir husus.
Dilencisiz sokak ve mekanların oluşturacağı görsellik en önemlilerinden biri.
Turizm açısından sağlayacağı medeni toplum algısı bir başka faydası.