Rusya, 15 Temmuz cunta girişimi ihanetini Türkiye'ye haber verdiğine dair bir bilgiyi değişik kanallardan duyurmaya çalışıyor. Bu doğrultuda ilk haber, 15 Temmuz gecesi bombalanan TBMM'nin üzerinde daha dumanlar tüterken bir Makedon internet sitesinde yayınlandı. 19 Temmuz 2016'ta kısa adı MINA olan Makedonya Uluslararası Haber Ajansı'nın internet sitesinde... Gorazd Velkovski imzalı haber-analizin başlığı da çok ilginçti: "ABD yönetimindeki darbede Erdoğan, hayatını Moskova'ya borçlu.."

Darbenin aslında Ağustos ayında planlandığı, Yunanistan'da organize edilmekte olan kriz ve darbe girişimi ile eş zamanlı olmasının hedeflendiği belirtildikten sonra "Amaç ABD'ye bağımlı kukla hükümetler kurularak, Rusya ile ABD kontrolündeki Avrupa arasında yeni bir demir perde çekilmesi amaçlanıyordu"  deniliyor.

* * *

"Dünyada Türkiye'de darbe olacağını bilmeyen tek bir ülke yoktu" cümlesinin hemen ardından "Belli ki o tankları Boğaz Köprüsü üzerinde görüp de hayrete düşen Türkler hariç" notu düşülen haber-analizde, CNN'den Christian Amanpour'un 15 Temmuz'dan iki gün önce Ankara ve İstanbul'da büro açması,  sürekli tarihi değişen darbenin işaretlerinden biri olarak gösteriliyor. Pentagon'un CNN ile özel ilişkisinden ve genellikle de CNN'nin olayları yerinden aktarması için bir yerde darbe yapacakları zaman onlara haber verdiklerinden de bahsederek. Hatta, Rusya, İran ve Suriye'nin de ABD güdümlü darbeden haberinin olduğunu ekleyecek kadar da ileri götürüyordu iddiasını Makedon Gazeteci Gorazd Verkovski...

Bununla da kalmıyor, daha çarpıcı şu iddiaları da satırlarına taşıyordu:

"Rusya Devlet Başkanı Putin'in özel temsilcisi Aleksander Dugin, 14-15 Temmuz tarihlerinde Ankara'ya gizli bir seyahat gerçekleştirdi. Bu ziyaret Moskova, Tahran veya Şam'dan da gizlendi, sadece çelik çekirdek ekibin bilgisi vardı. Dugin, sadece Ankara'yı uyarmaya gitmedi, darbeye karışan isimlerin geniş bir listesini de beraberinde götürdü."

Putin'in özel temsilcisi Dugin'in yaptığı en önemli görüşmelerden birinin Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammet Dervişoğlu ile gerçekleştiğini, bir de basın açıklaması yaptığını belirttikten sonra Makedon gazeteci "Erdoğan'ın uçağını darbe gecesi Rus jetleri korudu" gibi "uçuk" bir iddiayı da satırlarına taşıyordu.

* * *

Türkiye'de bu iddia pek yankı bulmadı. Çünkü biz, tıpkı Ergenekon'da olduğu gibi -haklı olarak- "Darbenin 1 numarası kimdi, kabinede kimler olacaktı" gibi soruların peşine düşerken, diğer yandan "abi", "abla" derken, halasının damadının eski karısının kuzenine kadar konuşmayı yeğledik.

Dugin'in açıklamaları Türk kamuoyunun dikkatini çekmeyince, bu sefer başka kanaldan tekrar güncellendi iddia. Dugin hayranı bir gazete, Avrasya Yerel Yönetimler Birliği Genel Başkanı Hasan Cengiz'e dayandırarak "Sayın Dugin 14 Temmuz'da bizi ordu içinde hareketlilik var diye uyarmıştı" açıklamasını manşetine taşıdı. Bu manşet de, merkez medya aracılığıyla tüm Türkiye'nin gündemine oturdu. Hasan Cengiz, Aleksander Dugin'in 14 Temmuz'da 15 milletvekili ile çok özel bir toplantı yaptığını, ardından da üst düzey istihbarat yetkilileriyle de bir araya geldiğini aktarmış. Aralarında Avrasya Yerel Yönetimler Birliği Üyesi ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in Danışmanı Ahmet Tunç'un da içinde yer aldığı heyetin Moskova'da Dugin ile daha önce görüşerek Rus uçağını FETÖ'cülerin düşürdüğünü anlattıklarını belirten Cengiz, "darbeyi önceden bildiren" adamın, Moskova'ya dönmeden önce 15 Temmuz'da Melih Gökçek'le de görüştüğü bilgisine de yer vermiş açıklamasında.

* * *

İddia, önceki gün Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş'a sorulunca duymayanlar da duymuş oldu. Kurtulmuş, kendisine yöneltilen Dugin ile ilgili soruyu "Şehir efsanesi" diyerek geçiştirdi.

Rusya'nın "darbeyi Türkiye'ye önceden bildirdik" anlamına gelen bir iddiayı Türk kamuoyunun gündemine oturtmak için özel gayret sarfetmesinin sebebini merak ediyor insan ister istemez. Özellikle de Dugin'in dünyanın sonunun topyekün bir savaşla gelmesini arzu eden faşist bir siyaset bilimcisi olduğunu, Kırım'ın işgal edilerek Rusya'ya bağlanması fikrinin babası olduğunu, Avrasya bölgesinde Türk-Slav ittifakını savunmasını ve fikirlerinin Türkiye'deki bazı ulusalcı çevrelerde kabul görmesini düşününce "acaba" demeden geçemiyor insan...

Rusya'nın, bizim ABD ve batı ekseninden uzaklaşarak, Asya ve Ortadoğu'daki tüm dengeleri kökten değiştirecek adımlar atmamızı istediği artık bir sır değil. Böyle bir köklü değişiklik büyük riskler taşıdığı için Ankara şimdilik Rusya'yla dost, ABD'yle müttefik olma politikasını sürdürüyor. Rusya ise, Ortadoğu pazarlığı yaptığı ABD'ye karşı elini güçlendirmek için hamle üzerine hamle yapıyor. Dugin'in ve onunla bağlantılı çevrenin "darbeyi haber verdi" iddiasını gündeme taşıma ısrarının da bu stratejinin bir parçası olduğunu düşünüyor insan ister istemez.

ABD ve Rusya, Suriye'de ateşkes için yürüttükleri görüşmeleri durdurduklarını açıkladı. Suların daha da ısındığı, bıçakların bilendiği, vekalet savaşının artık yerini daha sıcak gelişmelere bıraktığını izliyoruz. 200-300 kişilik gruplar halinde kırsalda hakimiyet kurmaya çalışan PKK'ya operasyonların devam ettiği, Suriye derinliklerine doğru TSK'nın ilerlemeye çalıştığı bir anda hem de...

Suriye'de iç savaşın bir an önce bitmesi ve toprak bütünlüğünü sağlayacak bir barışın tesis edilmesi, Türkiye için hayati önem taşıyor. ABD ve Rusya ne düşünürse düşünsün, Türkiye bunu sağlamak için acil adımlar atmaya mecbur. Türkiye'nin toprak bütünlüğü, Suriye'nin de bütünlüğünden geçiyor çünkü. O yüzden Şam yönetimiyle çözüm için bir gün masaya oturulacaksa, şimdi tam zamanıdır. Yangın mahallemizi sarmışken, ABD ve Rusya'nın su getirmesini beklemek yerine, kovayı da, suyu da komşumuzla ortak kullanıp bu ateşi söndürmek zorundayız. Başka yol var mı sizce?