İyi şeyleri bile berbat etmek, vatandaş için işkenceye ve ne yazık ki soyguna dönüştürmekte üstümüze yok.

Çok olmuyor ama arada da olsa iyi bir şey düşünülse muhakkak ki vatandaşa ağır bir fatura çıkarılıyor.

Trafiğe çıkacak motorlu taşıtların güvenli olup olmadığının tespiti için teknik araç muayenesi zorunlu hale getirildi. Özel araçların iki yılda bir, ticari araçların her yıl muayeneden geçmesi mecbur. Geçmezse cezası çok ağır.

Buraya kadar güzel.

İlk zamanlarda araç muayenesi ücretsiz yapılıyordu.

2007 yılında TÜVTÜRK’e devrediliyor ve 20 yıllık sözleşme imzalanıyor.

Sonrasında soygun başlıyor.

2021’de otomobil ve minibüsler için muayene ücreti 372,88 TL, kamyon ve otobüsler için ise 462,56 TL idi. Ayrıca 90 TL de egzoz muayenesi için ödeniyordu.

2022 yılında ise otomobiller için 507,40 TL, kamyon ve otobüsler için ise 685,58 TL oldu. Egzoz muayenesi ise 110 TL’ye çıkmıştı.

Ya bu yıl…

3 harfli marketlerin gazabına uğraşım olacak ki fiyatlar uçtu!

Otomobillerin muayene ücreti 1.130,44 TL, kamyon ve otobüslerin de 1.528,10 TL’ye çıkarıldı. Egzoz muayenesi de 180 TL yapıldı.

Aracı teslim ediyorsunuz; en fazla on dakikada işi bitiyor. İkinci el araç alsanız, çok daha ayrıntılı incelersiniz… Anlayacağımız alıcı gözüyle bile bakmıyorlar.

En basit bir tamir veya arızaya bakmazlar. Sadece para tahsilatı…

Aracın bakımını yaptırıyorsunuz; yağını, filtresini değiştiriyorlar, en fazla bu kadar para istiyorlar. Daha fazla isteseler kavga çıkar zaten.

En acı tarafı da randevu alıp gidiyorsunuz, en az yarım saat bekliyorsunuz. İki saate kadar bekleme durumu bile oluyor.

Sadece beklemekle kalsa iyi; örneğin İstanbul’da Beşiktaş, Beyoğlu, Şişli, Fatih, Bakırköy, Üsküdar, Kadıköy gibi merkezi yerlerde araç muayene istasyonu yok.

İstanbul’un Silivri, Çatalca, Esenyurt, Arnavutköy, Samandıra, Tuzla gibi en ücra köşelerinde yerleri var

Muayene istasyonuna ulaşmanız en iyi niyetle bir saat… Bekleme, muayene süresi ve dönüşünüz de eklenince neredeyse bir gününüz heba oluyor.

Paranla rezil olmak dedikleri bu olsa gerek.

Egzoz muayenesini istediğiniz yerde yaptırabiliyorsunuz. Aynı sanayi içinde bile 5-6 yerde bu hizmet veriliyor. Niçin araç muayenesi yaptırılamıyor?

En azından her sanayide bir yer görevlendirilse olmuyor mu? Belli TÜVTÜRK’e para kazandırmak isteniyor… TÜVTÜRK niçin açmıyor?

Çok mu zor geliyor yoksa millet nasılsa enayi ayağımıza gelsin diye mi düşünülüyor.

Muhtemelen alışırız gözüyle bakıyorlar.

15 yıldır ciddi tepki gösteren olmadığına göre üç gün sonra bu soygun da normal gelecek.

*****

Çıngıraklı kurt

Bu hikaye günümüz siyasi yapısı ve insan ilişkileri için ders niteliğindedir. Anlayana tabii ki…

Köyde yaşayanlar bilir; Anadolu’da kurtlar bir beladır.

Bir kurt, bir koyun veya keçi sürüsüne dalar, kurt sadece bir tanesini alır götürür ancak bütün sürüyü parçalar.

Kurt dalmış sürüden artık hayır yoktur.

Koyundan, keçiden başka geçimi olmayan Anadolu köylüsü, eğer sürüsüne bir kurt girmişse çöker, biter, açlıkla karşı karşıya kalır.

Bu nedenle kurt gittikten sonra, sabah olduğunda sürü sahipleri gördükleri manzara karşısında donar kalır, içleri kurda karşı kin ve öfkeyle dolar…

Bu durumda köylü, kurttan öcünü almak ister. Atlarına binerler, köpeklerini, iplerini alırlar;
kurt avına çıkarlar. Kurtları intikam için diri yakalamaktır en büyük amaçları…

Usulünü de bilirler ve sonuçta kurtları diri diri yakalarlar.

Ancak kin bağladıkları, öç almak istedikleri kurda bir fiske bile vurmazlar.

Kurdu hiç incitmezler.

Yalnız sağlam bir telle ya da kirişle kurdun boğazına bir çıngırak takarlar, kurdu okşayarak, sırtını sıvazlayarak ve sevecenlikle öperek salıverirler.

Boğazı çıngıraklı kurt sevinerek, koşarak ayrılır köylülerden…

Ancak çıngıraklı kurt hiçbir canlıya yaklaşamaz, çünkü çıngırak sesini duyan her hayvan önceden kaçar… Kurt ise boğazında çıngırak, bozkırlar boyunca, dağlar boyunca boşu boşuna koşar durur.

Sonunda kurt dağlarda açlıktan önce yavaş yavaş zayıflar, sonra zayıflıktan güçsüz düşer ve sonunda bağıra bağıra ölür.

Bu, insan aklına gelen işkencelerin, zulümlerin en korkunçlarından birisidir.

Kurt ancak aç kalınca anlar, boynuna çıngırak geçirilirken kendisini okşayanların, sırtını sıvazlayanların ve kendisini sevecenlikle öpenlerin niyetini.

Ancak iş işten geçmiştir…

*****

TEBESSÜM

Tilkinin hayali

Tilki, akşam üstü bir kayanın tepesine oturmuş, başlamış hayal kurmaya…

Şimdi gider Ali ağanın kümesten iki tavuk alırım, Osman ağanın kümesten bir hindi, Haydar emminin kümesten üç ördek, artık veli ağanın kümese de yarın akşam dalarım…

Tilki hayal alemindeyken avcının biri de avdan eli boş dönüyormuş. Tilkiyi görünce silahı doğrultmuş basmış tetiğe…

Tilki tepeden yuvarlanarak inmiş dereye. Hemen kalkmış, bakmış etrafına bir iki sıyrıkla işi atlatmış. Sonra demiş ki:

- Bir izin vermiyorlar ki ağız tadıyla malımızı saysak…

*****

GÜNÜN SÖZÜ

İnsan zekâ karşısında eğilir; ama şefkat karşısında diz çöker.

Voltaire