Kapalıçarşı’nın batı kapısını geride bırakıp, Sahaflar çarşısını geçtikten sonra, çıktığınız Beyazıt meydanına doğru baktığınızda, önünüzde ulu çınarı, sol tarafınızda Beyazıt Camisini, sağınızda iki tarihi binayı görürüsünüz. Bu tarihi binanın biri, 144 yıl önce kurulan Beyazıt Devlet Kütüphanesidir. Bugün niçin bu konuyu ele aldım. Bendeki bilgiye göre, 24 Eylül 1882’de kurulduğu yönündeydi. Ama şimdi bazı kaynaklarda 24 Haziran 1884 diye anıldığını gördüm. Fakat niyetimi bozmadan bugün size tanıtmaya çalışayım:
Öncelikle şu bilgiyi vermeliyim. Kütüphane binasını güçlendirmek ve restorasyon çalışmaları yapabilmek için, 22 Haziran 2026 tarihinden itibaren kapatıldı. İçerisindeki eserler, çok iyi korunarak ambalajlanıp başka mekanlara taşındı. En yakın zamanda güçlendirme ve restorasyon sürecinin bitmesini ve tekrar hizmete açılmasını diliyorum.
Herzaan olduğu gibi yine derleme, bağış ve resmi kurumlardan gelen dergi ve gazete gibi fikir ve sanat ürünleri düzenlenecek ve gelecek kuşaklara aktarılacak. Vatandaşların bilgi edinmesi, kendilerini yetiştirmesi, zamanlarını değerlendirmesi için kaynaklarından serbestçe ve ücretsiz olarak yararlanabilecek. Onlara burada her türlü bilgi ve rehberlik hizmeti verilebilecek.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi ülkemizin devlet eliyle kurulan ilk kütüphanesiydi. “Kütüphane-i Umûmî-i Osmanî” adını taşıyordu. Kurulduğu yer, Beyazıt Külliyesi’nin İmaret bölümüydü.
İstanbul’un çeşitli yerlerindeki Vakıf kütüphanelerinde bulunan koleksiyonların bir araya getirilmesi ve “bazı cami, türbe ve kenar mahallerde yıpranma ve çürüme tehlikesinde olan kitapların kaybını önlemek üzere kurulmuştu.
Devlet tarafından bir “Milli Kütüphane” kurulmak üzere harekete geçildiğinde, kütüphane için uygun bir yer aranmıştı. Merkezi bir yer olan Beyazıt İmareti uygun bulunmuştu. Fatih’in oğlu Sultan II.Beyazıt tarafından 1501-1506 yılları arasında yaptırılmış olan, toplam on yedi kubbeden oluşan İmaretin, altı kubbeli bölümü, zamanın padişahı II. Abdülhamit’in direktifiyle restore edilmişti.
Raflarına yerleştirilen ilk eser, bir takım “Naima Tarihi” olmuştu. Sonra, Beyazıt Camii’nden getirilen, etraftan toplanan, satın alınan ve bağış yoluyla gelen kitaplarla kısa sürede dolmuştu. Zamanla, özellikle de 1934 yılında Atatürk’ün emriyle çıkartılan “Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu” gereğince Türkiye’de basılan her türlü yayından bir adedi Kütüphaneye verildiğinden yer sıkıntısı başlayınca, 1948 ve 1953 yılarında İmaretin diğer bölümleri de Kütüphaneye katılmıştı.
Koleksiyonun hızla zenginleşmesi ve buna paralel olarak okuyucu sayısının da artmasıyla genişletilmesi zorunlu olunca, bitişikte bulunan, 1867-1876 yılları arasında yapılmış olan Eski Dişçilik Okulu binası da , Kütüphaneye verilmiş ve 1 Nisan 1988 tarihinde törenle hizmete açılmıştı.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi yurdumuzda bu alanda “ilk”lerin uygulandığı kültür yuvası olmuştu. Bunlardan biri ilk cilt atölyesinin burada kurulmasıydı.
Yine 24 Nisan 1952 tarihinde Kütüphanenin bir bölümünde Türkiye’de ilk defa tam donanımlı “Beyazıt Çocuk Kütüphanesi” açılmış ancak sonraki yıllarda oluşan yer darlığı nedeniyle 1961 tarihinde kapatılmak zorunda kalınmıştı.
Modern kütüphanecilik alanında uygulanılmaya başlanan modern kataloglama çalışmaları ilk kez Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde başlamıştı.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde bulunan el yazmaları ve matbu nadir kitaplar 2014-2016 yıllarında Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’ne devredilmişti.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin depolarının dolması nedeniyle kütüphanedeki kitaplar ve kitap dışı cd., kartpostal, filim afişleri, harita vs. materyaller 2022-2023 yıllarında Rami Kütüphanesi’ne devredilmişti.