20. yüzyılda dünya üzerinde bulunan ülkelerde o kadar çok askeri darbe oldu ki, bu yüzyılı, "Darbeler Çağı" olarak adlandırsak pek yanlış yapmış olmayız.

19. YÜZYIL VE ÖNCESİ DURUM

20. yüzyıl öncesi dönemde, ülkeler çoğunlukla mutlakiyet veya totaliter rejimlerle yönetiliyordu. Dolayısıyla askeri darbe söz konusu olmuyordu. Gerçi iktidarın bir kişiden, diğerine verilmesi için bazı ülkelerde ordu devreye girebiliyordu ama bildiğimiz anlamda iktidarı tam olarak devralan çok nadirdi. Monarşi olan bazı ülkelerde askerin etkin bir güç olduğu ülkeler de olabiliyordu. Ama buralarda da rejim aynı şekilde devam ediyordu (Bir dönemin Fransası hariç.).

19. yüzyılda istisnai olarak özellikle Avrupa'da bazı ülkeler demokrasi denemeleri yapmıştı. Ancak bugünkü anlamda demokrasi hiçbir zaman olmadı. Haliyle demokrasinin, darbe ile rafa kaldırılması da pek söz konusu olmadı.

20. YÜZYIL

20. yüzyıl, dünya tarihinde bilinen iki büyük savaşın yaşandığı yüzyıl oldu. Tüm kıtalar bu savaşların sonucu belirlenen siyasi haritalarla şekillendi. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dünya, ABD ve SSCB'nin kontrolünde iki kutuplu hale geldi. Adı geçen ülkeler, kontrolünde olan ya da kontrol etmek istedikleri ülkeleri daha çok askeri darbeler sonucu iktidara getirdikleri yönetimlerle idare etmeye başladılar. Bazen aynı ülkede üst üste darbeler dahi oldu, bazen de belli aralıklarla...
Latin Amerika, Afrika, Asya ve Orta Doğu ülkeleri bundan en çok nasiplenen (!) ülkeler oldu. Yeri geldi bazı Avrupa ülkeleri dahi askeri darbe yaşadılar.

21. YÜZYIL

Günümüz dünyasında, yani 21. yüzyılda askeri darbe demode bir iktidar belirleme yöntemi oldu. Bunun nedenlerinin başında dünyanın 20. yüzyıldaki gibi çift kutuplu olmaması geliyor. SSCB dağıldıktan sonra dünyada tek etkin güç olarak ABD kaldı. ABD'yi hızla büyüyen Çin ve eski SSCB olmaya çalışan Rusya, etkin güç olma anlamında biraz tehdit etse de henüz tam olarak o düzeye gelemediler.

"Küresel Güçler" olarak tanımlanan güçlerin, yeni bir adres bulana kadar şimdilik merkezi ABD diyebiliriz. Diğer ülke yönetimlerine buradan; doğrudan veya dolaylı olarak müdahale edilmekte. Bu güçlerin günümüzde en büyük silahı kitle iletişim araçları, yani medya, sosyal medya. İnsanları bu kaynaklar aracılığıyla rahatlıkla yönlendirebiliyorlar. Dolayısıyla eskisi gibi askeri darbeyle ülkelerin iktidarlarını değiştirmeye gerek kalmıyor. Seçimler sırasında yeterli yönlendirmeyle istedikleri iktidarın oluşmasını sağlıyorlar.

Artık eski yöntemler out, yeni yöntemler in. Yeni yöntemde demokrasi kesintiye uğratılmıyor ve her halükarda seçimler yapılıyor. Halkın seçtikleri iktidar oluyor. Sözün özü yeni dünya düzenindeki motto "HALKA RAĞMEN DEĞİL, HALKLA BİRLİKTE...".

Kendi seçtiği iktidarca "demokratik" olarak yönetildiği sürece, halkın herhangi bir konuda itiraz nedeni de kalmıyor.
Bu arada küresel güçler, etkin oldukları ülkelerde iktidarın yanı sıra başta ana muhalefet olmak üzere etkin diğer muhalefet güçlerini de her an iktidar için hazır tutuyor. Böylesi bir yapılanma, mevcut iktidarın "ayağını denk almasını" sağlıyor. Daha ötesi iktidar içinde bile alternatif isimleri hazır kıta bulunduruyorlar. Bu güçlü oluşumlar, doğal olarak askeri darbe seçeneğine gerek bırakmıyor. Askeri yönetimlerin bir süre sonra "güç zehirlenmesine" uğrama olasılığı, onları iktidara getiren güçlerin pek de tercih edebileceği bir seçenek olmuyor. Onlar için varsa yoksa itirazsız bir şekilde kendilerine hizmet edilmesi.

Asıl amaçları, etki alanlarındaki ülkelerin varlıklarına en kolay şekilde el koymak olan emperyal güçler için bunu hangi yöntemle veya kimle sağladıkları çok önemli değil. En kolayı ve ucuzu neyse, onlar için o olmalı. Önemli olan ekonomik kaynakların kendilerine itirazsız ve maksimum kârla aktarılması.

Bu arada istihbarat konusunun da önemini göz ardı edemeyiz. İstihbaratı güçlü olanlar, uluslararası arenada mücadeleye baştan önde başlıyorlar. Ülkelerin siyasetinde etkin kişilerin her tür bilgisine sahip olan küresel güçler, o kişileri (tehdit, şantaj, makam veya parayla) kolaylıkla dize getirebiliyorlar. Çünkü o kişilerin her tür zayıf ve güçlü yanlarını istihbarat sayesinde biliyorlar.

İşte size yaşadığımız yüzyılda, askeri darbelerin, yok olma derecesinde azalmasının temel nedeni.