Şiirleri bir yana bırakıp da, Biraz da bayram manilerinden söz edelim. Ramazan boyunca sahurlarda manilerle davul çalıp, komşuları uyandıran ramazan davulcusu, bayram günleri de bahşişlerini maniler okuyarak toplardı. Toplardı, diyorum. Çünkü şimdi mevsimlik işçi gibi İstanbul'a gelen ramazan davulcuları, mani bilmiyorlar. Onlar fırsat değerlendirme çabasındalar.

Eskiden bu işi bekçiler yaparmış. Bekçilere verilen bahşiş para olduğu gibi, yağlık adı verilen büyük mendil veya bir bohça içerisinde, herkesin gücüne göre yiyecek, giyecek gibi şeyler de olabilirmiş.

Bekçi:

Selâm verdim sağa sola,
İçiniz iylikle dola
Benim devletli sultanım,
Bayramınız kutlu ola.

Düşman hazan gibi solsun,
Dostlarım şad olup gelsin
Benim aziz komşularım,
Iydınız mübarek olsun.

diyerek önce bayram kutlaması yapar, sonra uğradığı her evin önünde, evin, ev sahibinin durumuna göre başka başka maniler söylermiş.

Görenler maşallah desin,
Gönülden koyunlar versin.
Gafil olman komşularım,
Bekçiye de yağlık gelsin.

Budur sizlere sözümüz,
Uyku görmedi gözümüz,
Mübarek bayramdır bugün,
Bakalım nedir sözünüz?

Kimi zaman komşu da bekçiye mani ile karşılık verirmiş:

Bekçi sözün var mı bana,
Sözlerim hep senden yana.
Hiç elem çekme a bekçi,
Hazırlandı yağlık sana.

Kimi zaman bekçi umduğu bahşişi alamaz veya, ev sahibi latife olsun diye veya daha çok mani dinlemek için bahşiş vermeyi ağırdan alırlar, vurdumduymaz davranırmış. Ama, Bekçi veya davulcunun elinden kurtuluş yokmuş. İsteğini elde edinceye kadar söylemeyi sürdürür, dermiş ki:

Yolları gözetir oldum,
El bağlayıp divan durdum.
Bir yağlık için sultanım
Yoluna hak-i pay oldum.

Yine bir şey çıkmazsa, duygu sömürüsüne girermiş:

Bahşiş değildir muradım,
Yağlık içindir muradım,
Bir yağlığa değmedik mi,
Odur benim hem inadım.

Sonunda ev sahibi, diğer konu komşudan da çekinerek pes eder, bekçinin gönlünü edermiş.

Bayram manileri bekçilerle sınırlı değil. Manileşme, toplumumuzda her yerde ve her sosyal olayın içerisinde var. Bayram eğlencelerinin içerisinde karşılıklı mani atmanın olması doğaldır. Diyelim ki Şarkışla'da delikanlının biri, uğrun uğrun yanıp tutuştuğu kızı pencerede gördü. Bütün cesaretini topladı ve şu maniyi attı:

Pencerede duran kız
Bayram geldi dolan kız
Kurbansız bayram olmaz
Sana kurban olam kız

Kızın yanıtı da mani ile olurdu. Eğer başkasını seviyorsa onu da söyler, kestirip atardı:

Pencerede durarım
Ben dengimi ararım
Bana kurban olsan da,
Başkasında kararım.

Ya asker mektupları? İletişimin ancak mektuplarla yapıldığı zamanlarda içinde mani olmayan er mektubu yok gibiydi. Yalnız maniler değil, gurbet herkesi şair de yapıyordu. Bir asker mektubunda yer alan şiirden birkaç kıta şöyle:

"Yaz gelince çayır çimen sulanır
Bir senede iki bayram dolanır
Böyle yerde ana baba aranır
Ana bayramınız mübarek olsun

Baba bensiz kurban kesmeyin
Oğlum da gelmedi diye küsmeyin
Yalvarırım mektubumu kesmeyin
Baba bayramınız mübarek olsun

Bayram gelir herkes eve çekilir
Benim boynum gurbet elde bükülür
Ah çektikçe göz yaşlarım dökülür
Bacı bayramınız mübarek olsun

Bayram gelir akrabalar gezilir
Annem babam benim için üzülür
Bayram için böyle yazı yazılır
Kardeş bayramınız mübarek olsun

Gül idim bahçenize ekildim
Buğday oldum tarlanızdan biçildim
Asker oldum aranızdan seçildim
Dostlar bayramınız mübarek olsun

Ben de cümlenin bayramını kutluyorum. Sağlık, esenlik, esinlik içinde nice nice kutlu, mutlu, güzellik dolu ve her zaman umutlu bayramlar yaşamalarını diliyorum.