Gerçi bu gelenek, gözü doymaz şimdi yer ille yeksan olmuş bir gazete patronu yüzünden yer ve yeksan oldu ama, bizler o geleneği yaşatanlardanız. Şeker bayramlarında iki, Kurban bayramlarında üç gün çalışmayız. O günler eskiden hepimizin ortak ürünü olan Bayram Gazeteleri çıkardı.

Çalışmadığım günlere denk düştüğü için, 21 Mart günü nevruzla ilgili bir şey yazamamıştım. Ama Nisan ayının ikinci gününden itibaren bir değil, birkaç yazı yazarak, borcumu yarına getiririm diye düşündüm:

Toprağı "ana" olarak niteleyen Türkler için "baharın gelişi" elbette önemliydi.

"... Yüce Göktanrı'nın ilk defa gürlediği, yağız yer, altmış türlü çiçeklerle ilk defa bezendiği, altmış türlü hayvan sürülerinin ilk defa kişnediği ve melediği zaman sen (Türk'ün Atası) yaratıldın!"

Bu sözler Türk'ün yaratılış felsefesinin, inancının, anlatımıdır. Bunun için, Nevruz bayramı, Müslüman olan ya da olmayan Türk toplulukları arasında yüzyıllar öncesinden günümüze kadar kutlanmakta.

Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon / Nevruz bayramı, temeli beş bin yıllık Türk tarihine dayalı, geleneksel bir bayram. Türk boyları arasında canlılığını koruyor. Bu bayram, destanların gücüyle, milletin birbirlerine olan güven bağını güçlendiriyor.

Çin kaynaklarında Hunların milattan yüzlerce yıl önceleri 21 Mart'ta hazır yemeklerle kıra çıktıkları, bahar şenlikleri yaptıkları, nevruz geleneklerin o çıktıkları, bahar yer aldığı kayıtlı. Aynı gelenekler, Uygurlarda da görülmüş ve bugüne kadar uzanmış.

21 Mart günü, yani Nevruz; Türk’ün, Ergenekon'dan ata yurduna dönerek, hürriyetini, istiklâlini kazandığı var olduğunu tekrar duyurduğu gün, haklı bir geleneğin de başlangıcı. Türk destanları arasında özel ve önemli bir yerinin olması doğal. Ergenekon Destanı'nın en önemli motiflerinden biri "demircilik geleneği. Oğuz Kağan Destanı'nda; "canavar geyik yedi, ayı yedi. Çıdam onu öldürdü. Demir olduğundandır" diyen Türkler, silahın değerini çok iyi biliyorlardı.

Gök Türklerin bir demir dağı eritmeleri, bunu yapan kahramanlarını da "demirci" sözüyle ebedîleştirmeleri bu yüzden önemli. O kadar ki Türkler, bugünü bayram bilmiş; Ergenekon'dan çıktıkları günün yıldönümlerini temsilî törenlerle kutlamışlardı. Bu törenlerde, ocakta kızdırılmış demirleri örs üstüne koyup iri çekiçle döverek, yüzyıllar boyu, silah yapan atalarını, saygıyla anmışlardı. Nitekim, birçok Türk boyları demiri kutsal saymışlar, üzerine ant içmişlerdi.

Günümüzde de Türk Cumhuriyetleri'nde Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile Tataristan’da, 21 Mart Ergenekon / Nevruz Bayramı, "Milli Bayram" olarak coşkuyla kutlanmakta, büyük önem vermekte.

Osmanlılarda da Nevruz, canlı biçimde kutlanmaktaydı. Osmanlı ailesini çıkarmış olan Kayı Boyu'na mensup Karakeçili aşireti mensuplarının 21 Mart günleri Ertuğrul Gazi'nin türbesi çevresinde toplanarak bayram yaptıklarını biliyoruz. Bu bayramın bir diğer adı da "Yörük Bayramı"ydı.

Anadolu'da Nevruz-i Sultan, Sultan Nevruz, Navrız, Mart Dokuzu gibi adlarla da anılan Nevruz, Anadolu Alevi-Bektaşilerinde; Hz.Ali'nin doğum günü; Hz.Ali ile Hz.Fatma’nın evlendikleri gün; Hz.Muhammed'in veda haccı dönüşü Hz.Ali'yi kendine halife tayin ettiği gün kabul edilerek, millî yönü, inanç dünyamızla da bütünleştirilerek bir başka anlam ve güzellik kazandırılmış.

Nevruz geleneği ne Sünnilikle ne Alevilikle ne Bektaşilikte doğrudan doğruya bağlantısı olmayan, İslâmiyet’ten çok öncelere giden bir gelenektir. Bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. Ancak, bu inanışlar da nevruza anlam ve güzellik katmışlardır. Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon'dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir.

Divan edebiyatı şâirleri, dini bayramlarda olduğu gibi, Nevruz'da da bahşiş almak için

Kazakistan'da Bayeşek, Kırgızistan'da Bayçeçek, Özbekistan'da ise Baharkız adlarıyla bilinen Nevruz çiçeği, Türk dünyasında diriliğin, tazeliğin, yenilenmenin, gençliğin, bekâretin, saflığın, masumiyetin ve temizliğin sembolü imiş, Kırgızistan’da bunun için evlenmemiş genç kızların küpe, kolye gibi takılarında ve gelin başlıklarında tek motif olarak yer alıyormuş.

Nevruz, Türk insanının birbiriyle kenetlenme günü. Türk atalarının ruhlarıyla, dirilen bir ateş olarak, Ergenekon'da demir dağları eriterek, binlerce yıl yandı. Diliyoruz ki, bugün de kıvılcımlarından gönüllerimizi tutuştursun, "ortak kültür ocağımızda" geleceğimizi ışıtsın, ısıtsın.

Baharınız kutlu, gönülleriniz hep umutlu olsun.