Memurlar 15 Ocak’ta zamlı maaşlarını aldı.

Halinden ve aldığı zamdan memnun olan var mı bilemem ama memur maaşları arasındaki adaletsizlik akla zarar…

Değişik bakanlığa bağlı memurlar, aynı unvanda olsalar bile çok farklı maaş alıyor. Her bakanlığın ayrı bir uygulaması var. Hatta aynı bakanlığa bağlı değişik birimlerde de farklı uygulamalar olabiliyor. Bu durum bir ölçüde anlaşılabilir.

Ancak memur maaşlarında akla ziyan uygulamalar yapılıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Gelir İdaresi Başkanlığı var…

Gelir İdaresi Başkanlığında iki tür personel çalışıyor, biri düz memur diye tabir edilen unvansız olanlar, bir de gelir uzmanları… Gelir uzmanları da ikiye ayrılıyor, bir grup unvansız memur iken kurum içi sınavı kazanarak gelir uzmanı oldu, bir kısmı ise ilk ataması gelir uzman yardımcısı olarak yapıldı, üç yıl sonra da gelir uzmanı oldu.

Aynı işi yapmaları ve aynı unvana sahip olmalarına rağmen kurum içi sınavla gelir uzmanı olanlar ile ilk atama gelir uzmanı olanların intibak durumları çok farklı. Özellikle emeklilikte maaşları çok değişiyor.

Gariplik bu kadarla bitmiyor.

Gelir uzmanlarının üstünde şef, müdür yardımcısı ve müdür var…

Gelin görün ki; gelir uzmanları, amirleri olan şeften, müdür yardımcısından, hatta müdürden de fazla maaş alıyor.

Şef, müdür yardımcısı veya müdür görevinde bulunanlar, gelir uzmanı olsalar bile maaş hesaplamasında dikkate alınmıyor. Bu sebeple de maaşları düşük kalıyor.

Vergi dairesinde çalışan bir gelir uzmanı ortalama 11 bin lira maaş alıyor. Amiri olan müdür, ancak 10 bin lira alabiliyor. Hatta gelir uzmanı olan müdürün sekreteri bile müdüründen bin lira fazla maaş alıyor.

Tüm maaş hesaplamaları ve ödemeleri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılıyor. Bu bakanlıkta bu kadar adaletsizlik varsa, gerisini varın siz düşünün…

Milli Eğitim Bakanlığındaki adaletsizlik daha da beter…

Üç tür öğretmen görev yapıyor; ücretli, sözleşmeli ve kadrolu… Hepsinin statüsü de maaşı da farklı…

Hele ücretli öğretmenler, asgari ücretlinin yarısı kadar ancak maaş alabiliyor, çoğu yerde tam gün sigortası bile gösterilmiyor. Çoğu ücretli öğretmen sigortasını kabul ettirebilmek için ayrıca dava açmak zorunda kalıyor.

Kadrolu olanlarda da öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen diye üç unvan getirildi. Aynı işi yapmaları, aynı sınıflara ders vermeleri, aynı kıdemde ve şartlarda olmalarına rağmen farklı maaş alıyorlar.

Sınıflara böldüğümüz öğretmenlerden hakkı ve adaleti, dürüstlüğü ve eşitliği öğretmelerini bekliyoruz…

Şaka gibi diyeceğim ama bu kadar çarpıklığın şakası da, izahı da olmaz…

*****

Birileri kıymet biliyor

Amerika’da seyahat ederken bir benzin istasyonunda durdum, depoyu doldurmak için. Marketten, arabama dönerken, bir kamyonet yanımda durdu. Bir vatandaş arabadan çıktı ve o an gördüğüme gerçekten inanamadım!

Yanına yaklaştım ve sordum:

- Neden böyle bir tişörtü giyiyorsun?

Sandım ki bayağı bir hikaye anlatacak. Yok, öyle abartılı bir hikaye değil.

Dedim ki, “Kim bu tişörtün üstündeki şahıs biliyor musun?”

“Atatürk” demek istedi, fakat diyemedi…

“Daha adını bile söyleyemiyorsun, nasıl oluyor da bu tişörtü giyiyorsun?” diye sordum.

Anlatmaya başladı:

- Ben çocukluğumda, annem ve babamdan bu şahsın ismini duydum ve gazeteden kesilip saklanmış resmini gördüm. (Bu kişi 72 yaşında)

- Annen baban ne söyledi bu şahıs için?

(Çünkü bu şahsın söyleyeceğinden daha çok anne ve babasının ne düşündüğünü merak ettim.)

Bu kişi, bir Apache Kızılderilisi, Nevada’dan geliyor. Anlatmaya devam etti:

- Annem ve babam dedi ki; “Bizim tek eksiğimiz böyle bir liderimiz olmadı, özgürlüğümüzü kazanmak için. Çünkü özgürlük her şeydir.”

Sonra dedi ki:

- San Francisco’ya gitmiştim, insanlar tişört satıyorlardı, ne zaman bu tişörtü gördüm, hemen annem ve babam aklıma geldi. Ben de bu tişörtü satın aldım.”

Aslında bu kişi, bizim tarihimizi filan hiç bilmiyor. Sadece bildiği bir tek şey var.

“Bu adam (Atatürk) halkını özgürlüğe kavuşturdu ve benim atalarım her zaman onun gibi bir liderleri olmasını hayal ettiler!”

“Fotoğrafını çekebilir miyim?” dedim, çünkü paylaşmak istedim.

Dedi ki, “Sen Atatürk’ün ülkesindensin, tabi ki çekebilirsin...”

Bizler nasıl bir lidere sahip olduğumuzun pek farkında değiliz belki!

Ancak bütün dünya Atatürk’ün dehasının ve Türk milleti için yaptıklarının farkında...

(Muhtar Alemdar’dan alıntıdır)

*****             

TEBESSÜM

Binicilik

Kahvede herkes biniciliğini övünce Temel de anlatmaya başlamış:

- Geçen gün çiftlikteydim. Dursun bir at getirdi. Dik başlıydı. Kimseyi yanına yaklaştırmıyordu. Usta binicilerden biri ata binmek istedi, hayvan onu yere vurdu. Bir başkası şansını denedi, o da yuvarlandı. Üçüncüsü de yere serilince, iş bana düştü. Kollarımı sıvadım, el çabukluğuyla hayvanın yelesinden yakaladığım gibi bir sıçradım...

Tam sözün burasında Dursun içeri girer. Temel, hiç istifini bozmadan sözünü tamamlamış:

- Ama ben de binemedim.

*****

GÜNÜN SÖZÜ

En verimli yağmur alın teridir.

Cenap Şahabettin