Her ülkenin sınırları içinde dereler, ırmaklar, nehirler akar. Ama yurdumuzdakilerin hemen hepsi için efsaneler anlatılmayan, şiirler söylenmeyen, türküler yakılmayan yok gibidir. Gurbetçi şairimiz, Almanya'nın kuzeyinde, Cuxhaven yakınlarında Kuzey Denizi'ne ulaşan Elbe nehrine bakar da yüreğindeki sızı ile duygularını dizelere aktarır:
“Elbe’nin kıyısında bir köy,
Bize değil bu çan sesleri.
Uzak bir hâtıradır şimdi.
Pırıl pırıl ezan sesleri.
Elbe’nin kıyısında bir köy,
Damlaları sivri-külâh
Uzanır ta nehre kadar,
Cıvıl cıvıl insan sesleri.
Durgundur, kirli sarıdır Elbe
Adına ne türkü yakılmıştır, ne kurban
Alır götürür sessizce uzaklara
Sularında kaybolan sesleri.”
Bu kıyaslamanın şairi İsmail Gerçeksöz. Bu soruyu elli yıl önce sorsaydım. Bilenler bilmeyenlerden çok olurdu. Gerçeksöz, gazeteciydi, yazardı, şairdi, dosttu, siyasetçiydi. Bin bir fıkrayı, yeri geldiğinde taşı gediğine kor gibi anlatırdı.
18 Şubat 1925’de, İzmir'de doğdu. Babası, Bursa'nın Yenişehir ilçesinin Koyulhisar köyünden olan ve Bilecik'ten İzmir'e gelerek yerleşen din adamı İbrahim Sırrı Bey, annesi Edremitli Hacer Hanım'dı. Ailesi 1935'te Bursa'ya yerleşti.
Bursa'da Ant gazetesinde muhabirlik yaparak mesleğe başladı. Tanin, Vatan, Yeni İstanbul, Tercüman gazetelerinin Bursa muhabirliklerini ve Bursa Hakimiyet gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Kendi matbaasını kurarak Bursa Ekspres gazetesini çıkardı. 1947 yılında Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nin kurulmasına da katkıları oldu. TGS kuruluşunda da Bursa'yı temsil etti.
1960 İhtilâli'nden sonra, baskılar nedeniyle 1961'de kardeşi Ziya Gerçeksöz ile birlikte Batı Almanya'ya gitti ve işçi olarak Schleswig-Holstein eyaletinde Gruner+Jahr Yayınevi'nde çalıştı. 1968'de Hannover'e göçtü; Continental fabrikalarında memurluk ve mütercimlik yaptı.
1976'da Türkiye'ye döndü. Yazılarını çeşitli gazetelerde "GERÇEK-SÖZ” köşesinde sürdürdü. 1978 yılında Türk Edebiyat Vakfı'nın da kurucu üyeleri arasında yer aldı.
Tahir Kutsi Makal ile birlikte yönetiminde bulunduğum Ortadoğu gazetesinin başyazarlığını yapan İlhan Darendelioğlu'nun 19 Kasım 1979'da silahlı saldırı sonucu öldürülmesinin ardından Orta Doğu gazetesinin başyazarlığını üstlendi. 4 Nisan 1980'de silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Oğlu İbrahim ağır yaralanmıştı. 6 Nisan 1980'de Emirsultan Mezarlığı'na defnedildi.
Hisarcılar, Şadırvan, Kaynak ve Demet dergilerinde şiirler yazdı. Kitapları arasında, Âşık Sazından Şiirler (1944), Bursa'nın Destanı (1951), Yaşayan Ağaç (1952), İkinci Dönüş (1972), Gavur Parası (1979) bulunuyor.
Elime 9 Mayıs 2001 tarihli Türkiye gazetesi kupürü geçti. İsmail Gençeksöz ile ilgili bir anma programı yapılmış ve ben konuşma yapmışım: Kupürden aktarıyorum:
“Gazeteci yazar Ahmet Özdemir de konuşmasında İsmail Gerçeksöz’ün şiirlerindeki ‘vatan sevgisi’ temasını ele aldı. Şiirlerinden verdiği örneklerle konuşmasına devam eden Özdemir, Gerçeksöz’ün Yahya Kemal, Orhan Şaik Gökyay ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dan etkilendiğini belirterek, “Şiirlerinde geçmişe özlem, Balkan sevgisi büyük bir yer işgal eder. O eserlerinde Türkiye’ye ve Türk insanına olan sevdasını terennüm etti” dedi. Özdemir konuşmasında şu hususlara dikkat çekti: “Gerçeksöz Ortadoğu’nun başyazarı İlhan Darendelioğlu’nun başyazarlık bayrağını devraldı. Orta Doğu’nun Genel Yayın Müdürü Tahir Kutsi Makal, Yazıişleri Müdürü ise bendim. Vefatından önce yazdığı şiirlerde adeta öldürüleceğini hissetmiş ve bunu mısralarına yansıtmıştı.”
O toplantıda rahmetli Sevet Kabaklı da konuşmuş İlhan Darendelioğlu, İsmail Gerçeksöz ve Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu gibi değerli şairlerimizin unutulmaması ve genç nesiller tarafından okunmasını sağlamak üzere kitaplarının yayınlanması için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini söylemiş. Ama ne yazı ki, bu bir vaat olmaktan ileri gidemedi.