Gerek tasavvuf gerek divan gerekse çağdaş Türk edebiyatı içinde nevruz temalı şiirlere sıkça rastlanıyor. Onlardan örnekler vermeye çalışacağım.

IV. Murad devrinin şeyhülislâmı Yahya Efendi de padişahın Nevrûz gazeline bir nazire yapmış, ancak hükümdarın ölümü üzerine, yeni padişah Sultan Ahmed’e sunmuştur ki; gazelin mahiyeti Murad’ın gazeline benzemektedir:

Goncenün açsun yine kalbin sabâ nevrûzdur

Bülbül-i zâr eylesün bir hoş nevâ nevruzdur

Subh-dem râh-ı çemen bî-gerd ü gil sünbül-hevâ

Gül gibi gülzâre azm it dilberâ nevruzdur

Andelibi yılda bir nevruzdur dilşâd iden

Nev-civânumla geçen hergün bana nevruzdur

Şâh-ı eyvân-ı hamel teşrîf idüp dîvânını

Ehl-i bâğa eylesün cûd u sehâ nevruzdur

Şâddır Yahyâ ki eyyâmında Sultân Ahmed’ün

Gicesi Kadr u güni bayram u ya nevruzdur

PÎR SULTAN ABDAL da Nevruziyyesinde şöyle diyor:

Sultan Nevrûz günü cemdir erenler,

Gönüller şad oldu ehl-i imanın,

Cemâl yâri görüp doğru bilenler,

Himeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Cümle eşya bugün destur aldılar,

Aşk ile didâra karşı yandılar,

Erenler ceminde bâde sundular,

Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Erenler dergâhı rûşen bu günde,

Doldurmuş bâdeyi, sunar elinde,

Susuz olan kanar kendi gönlünde,

Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Sultan Nevrûz günü canlar uyanır,

Hal ehli olanlar nura boyanır,

Muhib olan bugün ceme dolanır,

Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Pîr himmet eyledi bugün kuluna,

Cümle muhib bugün cemde buluna,

Cümle eşya konar kudret balına,

Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Aşık olan canlar bugün gelürler,,

Sultan Nevrûz günü birlik olurlar

Hallâk-ı cihandan ziya olurlar,

Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Pîr Sultan’ın eydür, erenler cemde,

Akar çeşmim yaşı her dem bu demde,

Muhabbet ateşi yanar sinemde,

Himmeti erince Nevrûz Sultan’ın.

Kazakistan'da Bayeşek, Kırgızistan'da Bayçeçek, Özbekistan'da ise Baharkız adlarıyla bilinen nevruz çiçeği, Türk Dünyası’nda diriliğin, tazeliğin, yenilenmenin, gençliğin, bekâretin, saflığın, masumiyetin ve temizliğin sembolü olarak bilinmekte.

Türk dünyasında bir nevruz duası da şöyle:

“İşte keldi İlkbahar...

Ne buz kaldı ne de kar.

Boş kalmasın koralar.

Navrez, navrezım mübarek.

Doksan çıktı, girdi Mart.

Ne yalasın atay kart

Çık da çölge tuhum at.

Navrez, navrezım mübarek...

Tarlalarını sürüyük,

Arpa, mısır egiyik,

Terek, fidan tigiyik.

Navrez, navrezım mübarek...

Bereketli yıl olsun

Küzde ambarlar tolsun.

Her şiyimiz bol olsun.

Navrez, navrezım mübarek...”

Orta Anadolu'da bahar başlangıcında oynanan "Çiğdem Eğlencesi" olan çocuk oyunu var. Ellerinde sivri sopalarla tepelere tırmanıp çiğdem toplayan çocuklar, bunları karaçalı dalına asarak, ev ev dolaşır ve bir tekerleme ile baharın gelişini müjdelerler.

“Nevrûzun bir bayram olarak kutlanmasıyla birlikte edebiyatta, musikide ve sarayda da yeni bazı adetlerin meydana gelmeye başladığı görülür.

Türk musikisinin en eski mürekkep makamlarından biri de Nevruz adını taşıyor. Yedi yüzyıldan fazla bir maziye sahip olduğunu da biliyoruz.

Sistemci okul kurucularından Safiyüddin Urmevî’nin ebced notasıyla yazdığı Arabça güfteli bir remel beste de bu makamdandır ki; Safiyüddin 1293’de öldüğüne göre en az 7 asırlık olan bu parça, Türk Musikisi’nde elimizde bulunan en eski bestedir.”

Şemsi Belli’nin şiir heybesinden aldığım bir şiirle yazımı noktalıyorum:

“Sana alafranga şiirler değil

Sana türküler yazmalıyım

Mendil mendil

Nakış nakış deyişler söylemeliydim sana

Dağların doruğunda

Nevruzdan karçiçeğinden söz açmalıydım

Heybemin bir gözünde tutkularım

Bir gözünde sen varsın

Tezek yaparsın doğan güne karşı her sabah

Kilim dokursun ağlarsın

Sana sevgiden çok önce

Okuma-yazma öğretmeliydim dağkuşum

Ellere okutmamalıydın betiklerimi

Sana alafranga şiirler değil

Fistanındaki çiçekler gibi türküler demeliydim”