İsmail Gaspıralı kimdir? Büyük bir aydın, büyük bir Türkçü, düşünür, gazeteci, dava insanı...
1851 yılında Kırım Bahçesaray'da doğdu. 11 Eylül 1914 Cuma günü Bahçesaray'da vefat etti. Yalnız Rusya Türklerinin değil bütün Türklerin, Müslümanların sorunlarıyla ilgilendi. Dilde birlik fikrinin hayata geçmesi için var gücüyle uğraş verdi.
İsmail Gaspıralı'nın ölümünün yüzüncü yılı nedeniyle 15-17 Ekim 2014'de Türk Ocakları İstanbul Şubesi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi "Dilde Fikirde İşte Birlikte Nedeyiz?" konulu uluslararası bir sempozyum yapmıştı. Kırka yakın bilim adamı ve araştırmacı İbmail Gaspıralı'nın bütün yönlerini içeren bildiriler sunmuşlardı.
Sempozyumun Düzenleme Kurulu başkanlıklarını Prof. Dr. Mustafa Özkan ve Dr. Cezmi Bayram yapmıştı. Düzenleme Kurulu'nda ise Kırım'dan ve Türkiye'den şu değerli bilim adamları bulunuyordu: Doç. Dr. Fatih M. Sancaktar, Doç. Dr. Ranetla Gafarova, Doç. Dr. Leniyara Selimova, Doç. Dr. Zekiya Mamutova, Yrd. Doç. Dr. Ramazan E. Günü, Yrd. Doç. Dr. Metin Ünver, Yrd. Doç. Dr. Nuri Sağlam, Yrd. Doç. Dr. İsmail Karaca, Kemal Gurulkan.
Ölümünün 100. Yılında Gaspıralı (Dilde Fikirde İşte Birlikte Neredeyiz) Uluslararası Sempozyumu"nda Sunulan bildiriler Türk Ocağı İstanbul Şubesi ve Edebiyat Fakültesi tarafından kitap haline getirildi.
Kitabın önsözünde Dr. Cezmi Bayram, Gaspıralı'nın, On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde, Türk Coğrafyasının bir köşesinde, Kırım'da, etrafını irşada başladığını belirtiyor. Bayram'ın şu açıklamaları bildirilerin ve kitap içeriğinin özünü yansıtıyor: Bütün faaliyetlerinin ana esası gibi addedilecek "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" şiarı bugün de Türk Dünyasının en önemli rehberidir. Bu şiarın iyi anlaşılması ve gereğine tevessül edilmesi, hem bu bağımsız devletlerin ilelebet istiklallerini muhafaza etmelerini mümkün kılacak, hem de Türk Birliğinin temin etmiş olacaktır. Gaspıralı'nın hem yaşadığı dönemde çalışmalarının geniş etkisi, hem günümüz de hala rehberlik etme gücü göz önünde bulundurularak, ölümünün 100. senesi, Unesco tarafından "Gaspıralı Yılı" ilan edildi. Bu vesileyle, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ile müştereken milletlerarası Gaspıralı Sempozyumu düzenledik. Adını "Gaspıralı İsmail Bey'in 100. Ölüm Yıldönümünde Dilde, Fikirde, İşte Birlikte Neredeyiz?" koyduk. Maksadımız, sadece Gaspıralı'nın hayatı ve fikirlerini konuşmak değildi. Sempozyumu vesile sayarak, Gaspıralı'nın hayat tecrübesi, mücadele metodu ve fikirlerinden. Türk Dünyasının günümüz meselelerinin hallinde büyük ve müşterek geleceğinin inşasında nasıl faydalanabiliriz? Gaspıralı bize meselelerimizin çözümü için neler ilham ediyor. Bugün yaşasaydı ne yapar, ne söylerdi? Yani sadece geçmişi değil, geleceği de konuşalım istedik.
Bildiriler kitabında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özkan'ın konuşma metni de yer almış: "Konuşmasında küreselleşmeyle artık sınırlar kalkmış olduğunu belirten, bilgi üretimi ve akışı üzerinde duran Özkan, "Bütün kurumlar çağın bu gidişine uymak, yani çağdaşlaşmak durumundadır. Fikirlerimizi, kurumlarımızı bu yeni şartlara göre şekillendirirken de tarihimize ve eski kültürümüze sırt çeviremeyiz," diyor." Prof. Dr. Mustafa Özkan, konuşma metninde şöyle yazmış: İşte bu gün ölümünün 100. yılı münasebetiyle, derin bir saygı ve ölmez fikirlerine sadakatle bağlı olarak hürmetle anmakta olduğumuz İsmail Gaspıralı, Türk-İslam dünyasının yetiştirdiği fikir adamlarından ve Türk dünyasındaki milli uyanış hareketinin büyük öncülerindendir.
Gaspıralı'nın üzerinde durduğu en önemli konularından biri, yabancı hakimiyeti altında yaşayan soydaşlarını ve dindaşlarını uyandırma, onlarla bir birlik fikri oluşturma meselesiydi. Gaspıralı bu yolda sesini duyurmak için yayın yolunu seçti. Rusya'nın bir Ortodoks Hıristiyan devleti olduğu kadar, bir Müslüman devleti sayılması gerektiğini savundu. Gaspıralı, Kırımdakiler de dâhil olmak üzere, Rusya Müslümanlarının uyanışa geçmedikleri takdirde eriyip gideceklerini düşünüyordu.
Gaspıralı'ya göre, Müslüman Türk Toplulukları birleşip bütünleştikleri takdirde bir güç oluşturabilirlerdi. Bunun için cehalet ve geri kalmışlık zincirini kıracak, halkları birbirine yakınlaştırıp, bütünleştirecek modern bir eğitim sistemini uygulamak gerekiyordu.