Dünkü yazımda bayrak kelimesinin geçmişinden söz etmiştim.

Bayrakların tepesine takılan kuyruklara perçem veya beçken alemlere de tunuk deniliyor. Ayrıca, Eski Türklerde bayrak/sancak için kullanılan kelimeler arasında beçken de bulunuyor. Manas Destanı gibi Kırgız epik metinlerinde: "Tunuk taştan oydurup..." (tunuk'u taştan oyup...) gibi ifadelerde bayrak/sancak tepesi bağlamında kullanılıyor.

Bazı eski metinlerde tuğ / sancak ile ilgili olarak tunuk onun tepesindeki parça / süs olarak anılıyor. Günümüz Kırgızcasında da böyle.

Gaznelilerde bayraklardaki simgelerin siyah, İlhanlılarda beyaz, Selçuklularda siyah ve beyaz renklerin birlikte kullanıldığı kaydediliyor. Karahanlılarda ise bayrağın rengi aldır. Selçukluların bayrağında çifte kartal, Iran Türklerinde güneş ve arslan, Timur'da ise ejderha sembol olmuş.

Selçuklulardan günümüze bayrağın geçirdiği evrelere satırbaşları ile değinmek istiyorum.

Anadolu Selçuklu Sultanı Gıyasettin Mesut tarafından Osman Gazi'ye egemenlik simgesi olarak gönderilen armağanlar arasında bir de beyaz bayrak vardı. İlk Türk akınlarında ordunun başında bu bayrak dalgalan mıştı. Bu tarihten önce, Osman Gazi savaş bayrağı kırmızı rengi seçmişti.

Osman Gazi'nin kırmızıya karşı özel bir ilgisi vardı. Aşiret halkı da kırmızı rengi çok sevdiği için kırmızı keçeden yapılmış külahlar giyerdi.

15. yüzyıldan itibaren Osmanlılar beyaz bayrak yerine kırmızı bayrak da kullanmışlardı. Ancak, devletin değişik kademeleri kendilerine göre değişik şekillerde bayrak kullanıyordu. 16. yüzyıldan sonra yeniçeriler ak, sipahiler kırmızı, silahtar bölükleri sarı, aşağı bölükler alaca bayrak kullanıyorlardı. Kanunî döneminde bayrak rengi yediye kadar çıkmıştı.

Mahmut zamanında ay yıldızlı bayrağa doğru ilk adım atıldı. Ay ile birlikte yıldız şeklinin kullanılması 18. yüzyıl sonlarına doğru IIL Selim devrinde görülür. Abdülmecit zamanında ise sekiz kollu olan yıldız beş köşeli haline gelmişti.

1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından saltanat kaldırılıp hilafet makamının kurulması üzerine; Halife'ye ait olmak üzere yeşil zemin ortasında sekiz yıldızlı beyaz güneşin içindeki kırmızı zeminde beyaz ay yıldız içeren bir sancak kabul edilirken, saltanata ait bayrak kaldırıldı. Ancak İmparatorluk döneminin milli bayrağı korundu.

Hilafetin kaldırılması ile de Cumhuriyet Hükümeti, 1925 yılında bir bayrak yönetmeliği hazırlamıştı. Bayrağımızın en son şekli 29 Mayıs 1936 tarihinde kabul edilen bir kanunla tespit edilmişti.

Bayrak, sancak, ay yıldız gibi kelimeleri taşıyan bir çok köy, kasaba, ilçe gibi yerleşim merkezlerinin olması, folklorumuzda bayrağın önemli bir yeri olduğunu gösterebilir. Bayrak 'Bayrağın altında yaşamak”, Teslim bayrağını çekmek", "Eli bayraklı” gibi birçok deyimimizde yer almış. Ya da;

"Bahçelerde talan var

Gözü yolda kalan var

Çek bayraktar bayrağı

Arkamızdan gelen var. "

"Gökte gördük çaylağı

Topladık son yaprağı

Yeni yıla zaferle

Girsin Türk'ün bayrağı...”

örneklerinde olduğu gibi manilerimizi süslüyor. Bayrak ve sancak sevgisi daha beşikte çocuklarımızın ruhuna işlene gelmişti.

Türk Folkloru dergisinde yayınlanan Ali Esat Bozyiğit'in aktardığı Eskişehir yörelerinin bir ninnisi sancaklarla ilgiliydi:

Sancağımın ipine

Ağlar beni görünce

Sensin bize eğlence

Ninni yavrum ninni

Sancağımın altı çukur

Çuhasına kaytan dokur

Oğlum hocalarda okur

Ninni yavrum ninni...

Yarınki yazımda halk şairlerimizin bayrakla ilgili şiirlerinden örnekler vereceğim.