Atatürk bir konuşmasında “Cumhuriyet ahlâkî erdemliliklere dayanan yönetim şeklidir” diyordu. Ömer Bedrettin Uşaklı, “Akdeniz’e Doğru” adlı şiirinde Cumhuriyeti anlatıyor:
“Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti
Zaferle kalbimize yazdık Cumhuriyeti.
Sakarya’dan su içtik o çelik süngülerle,
Yuvaları dağılmış yılmaz bir avuç erle.
‘Hedef Akdeniz asker!’ diyen parmağa koştuk,
Zafer bahçelerinden gül koparmağa koştuk.
Yol gösterdi göklerden bize binlerce yıldız,
Kıpkızıl ufuklardan taştı al bayrağımız.
Koştuk aslanlar gibi kükreyip dağdan dağa,
Canavarlar dişinden vatanı kurtarmağa.
Sakarya’dan su içtik o çelik süngülerle,
Yuvaları dağılmış yılmaz bir avuç erle.
“Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti
Zaferle kalbimize yazdık Cumhuriyeti.
Şairlerimiz büyük bir içtenlikle, coşkuyla, cumhuriyetimizi dile getirmek için için çaba göstermiş, birbirleriyle yarışmışlardı.
Atatürk’ün kişiliğini anlatırken, kökleri tarihin en eski çağlarına varan milli imajlarımız uyanmış, birçok şiirde O, Oğuz Kağan’a, Bozkurta, Gök Tanrı’ya benzetilmişti. Samih Rıfat “Ya ölüm ya istiklâl” parolasını anlatırken diyor ki:
“Süngümü demir gibi ellerimle kavradım
Şanlara zaferlere yürüdüm adım adım.
Irkım doğudan koptu, dört bucakta savaştı;
Altay’dan attığım ok, Alp dağlarını aştı!
....
Adımın biri Oğuz, biri Mustafa Kemal,
Irkımın istediği; Ya ölüm, ya istiklâl!”
Türk milleti Atatürk’ün kişiliğinde, kendi milli değerlerinin en güzel, en canlı, en coşkulu ve anlamlı anlatımını buluyordu. Halk şairlerimiz de Cumhuriyet sevgisini, milli heyecanları ve öz duyguları ile bizlere sunuyorlardı.
Ardanuçlu Âşık Efkarî:
“Anadolu’muzda yapılan yollar / Dikilen direkler, çekilen teller, / Yaptı köprülere o nurlu eller; / Vatana hizmeti cumhuriyetin.”
Çukurovalı Halk Ozanı Halil Karabulut:
“Medeniyet köşe köşe uzandı, / Güzel eserlerle her yer bezendi, / Türklük benliğini tekrar kazandı? Takvim yenilendi, dil yenilendi.”
Şarkışlalı Âşık Sefil Selimî: “İstiklâl ufkunda doğan güneştir / Cihanın üstüne değen güneştir, / Kara taassubu boğan güneştir;/ Bugün Cumhuriyet, bugün Atatürk” diyordu.
Yalnız savaşı dile getirmedi şairler. Barışı da en güzel dizelerle dile getirdiler. Savaştan mutlu ama yorgun çıkanların duygularını şiirlerine aktardılar. İnanıyorum ki, bu şiirler yetişen gençlere Atatürk sevgisini aşılayan en etkili eğitim aracı olacak. Yine bu şiirler, Atatürk’ün bıraktığı emaneti, koruma, kollama için tutulan nöbetin kutsallığı bilincinin kazanılmasına katkı sağlayacak.
Türk milleti Atatürk’ün kişiliğinde, kendi milli değerlerinin en güzel, en canlı, en coşkulu ve anlamlı anlatımını buluyordu. Halk şairlerimiz de Cumhuriyet sevgisini, milli heyecanları ve öz duyguları ile bizlere sunuyorlardı.
Şarkışlalı Âşık Sefil Selimî’nin destanından birkaç dörtlük alıyorum:
“…….
İstibdat boğarken ben ile seni,
Beklerdik ne zaman kurtuluş günü,
Hiç anmamak üzre kapattık dünü,
Bugün Cumhuriyet, bugün Atatürk.
……..
Ergen kız genç oğlan bir tek sırada,
Irkçılık kalmadı hep bir arada,
Halkın iradesi milli irade,
Bugün Cumhuriyet, bugün Atatürk.
İstiklâl ufkunda doğan güneştir.
Cihanın üstüne değen güneştir.
Kara taassubu boğan güneştir.
Bugün Cumhuriyet, bugün Atatürk.
……….”
Yalnız savaşı dile getirmedi şairler. Barışı da en güzel dizelerle dile getirdiler. Savaştan mutlu ama yorgun çıkanların duygularını şiirlerine aktardılar. İnanıyorum ki, bu şiirler yetişen gençlere Atatürk sevgisini aşılayan en etkili eğitim aracı olacak. Yine bu şiirler, Atatürk’ün bıraktığı emaneti, koruma, kollama için tutulan nöbetin kutsallığı bilincinin kazanılmasına katkı sağlayacak.