En batıdan en doğuya doğru Türk yurtlarında söylenen türkülere bir kulak verelim. Hemen hepsinde vatan için can verilebileceği ve vatandan ve yurttan ayrı kalmanın acısı anlatılmaktadır.

Selanik Drama Kavala yöresinden derlenen bir türkümüz askere giden bir ana kuzusunun duygularını dile getiriyor:

“Sabahtan kalktım çantama baktım

Ağlaya sızlaya boynuma astım

Anne ben bu canı vatana sattım

Dinimin uğruna giden yavrular…”

İzmirli Osman’da türküsünde şöyle söylemiş:

“Kapının önünde bir binek taşı

Çekin kıratı binsin binbaşı

Selâma durmuş nefer onbaşı

Vatanın uğruna giden Osman’ım”

Sivas Kangal yöresinde Muhlis Akarsu’dan derlenen türkünün kahramanı, yurtsuz kalışına ah ediyor:

“Şu dağların ne karanlık ardı var

Lale sümbül boynun bükmüş derdi var

Elalemin vatanı var yurdu var

Benim yurtsuz kalışıma ne deyim…”

Bir Azeri türkü, çok anlamlı... Sizler birçok nedenle hayatınızı verebilirsiniz ama en güzel neden vatan için olandır, demek istiyor:

“Azizim keten yahşi

Geymeye keten yahşi

Gezmeye garip ölke

Ölmeye vatan yahşi…”

Orhan Şaik Gökyay’ın şiirini her okuyuşta heyecanlanıyorum:

Bu vatan, toprağın kara bağrında

Sıradağlar gibi duranlarındır;

Bir tarih boyunca, onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir...

Tutuşup: kül olan ocaklarından,

Şahlanıp: köpüren ırmaklarından,

Hudutlarda gaza bayraklarından,

Alnına ışıklar vuranlarındır...

Ardına bakmadan yollara düşen,

Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,

Huduttan hududa yol bulup koşan,

Cepheden cepheyi soranlarındır...

İleri atılıp sellercesine,

Göğsünden vurulup tam ercesine,

Bir gül bahçesine girercesine,

Şu kara toprağa girenlerindir...

Tarihin dilinden düşmez bu destan:

Nehirler gazidir, dağlar kahraman,

Her taşı bir yakut olan bu vatan,

Can verme sırrına erenlerindir...

Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,

Bu sevgi bir kuru ifade değil,

Sencileyin hasmı rüyada değil,

Topun namlısında görenlerindir...

Yeryüzünde vatanı için bu kadar çok canını vermiş başka bir millet gösterilemez. Vatanımızın her karış toprağında şehit kanından iz bulunuyor. Yaylalarımızda baharda fışkıran otlar, bu vatan için savaşmış, can vermiş analarımızın, nazlı gelinlerimizin saçları, perçemleridir. Karlı dağlarımızın dorukları yaşlı dedelerimizin yüzüdür, sakallarıdır.

Onun için ozan “ot değil onlar dedenin saçları” diyor. Denizlere uzanan dağlarımız yiğitlerimizin çelikten kolları gibidir. Bizde vatanımızı milletimizden, milletimizi vatanımızdan ayırt etmek mümkün değil.

Vatan sevgisi öyle bir sevgi ki tanıma sığmaz. Türk insanının gönlünde, doğasında vardır. Vatanını sevmeyen kendini yani insanlığını inkâr etmiş sayılır. Atalarımız, vatana yapılan her kötülüğü kendine yapılan kabul etti. Vatan sevgisinde millet olmanın güzelliğini, huzurunu buldu.

Türk milletinin fertlerini bir birine bağlayan en kuvvetli bağ, yurt birliği olsa gerek. Varlığımız, maddi ve manevi zenginliğimiz, bizi besleyen, bizi barındıran yurdumuz. Atalarımız tarih boyunca bu toprakları korumak için canlarını vermişler. Örneğin Çanakkale’de tarihin kaydettiği en büyük kahramanlığı göstermişler.