Halen “Türkiye pahalı” imajı ile uğraşıyoruz. Bunu bir türlü yıkamadık. Rakiplerimiz koz olarak kullanıyor. Maliyet artışlarından hiç söz eden yok. Rekor kırıyoruz ama şehir ekonomisi aynı ölçüde kazanmıyor. Oteller sıkıntıda ve ayakta durmakta zorlanıyor. Yeme-içme fiyatları cep yakıyor. Enflasyonu ve getirdiği pahalılığı bir türlü yenemedik. Bugünkü durumumuz da bundan kaynaklanıyor.
TURYİD Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Demirer bu konuda yaptığı açıklamada “Türkiye pahalı değil, dengesini kaybetti” dedi. Demirer, gastronomi turizmini, restoran işletmelerinin güncel durumunu ve Türkiye’deki fiyat algısının gerçek nedenlerini değerlendirdi.
Son dönemde sıkça dile getirilen “Türkiye pahalı bir destinasyon oldu” algısı masaya yatırıldı. Otelcilerin, bu algının önemli bir kısmının yeme-içme fiyatlarından kaynaklandığı yönündeki görüşü hatırlatıldığında, Demirer kısmen katıldığını belirtti.
Demirer, restoranların, sokaktaki enflasyonu otellere göre daha çıplak şekilde yansıttığını, sektörün en büyük iki maliyet kalemi olan ham madde ve insan kaynağında 2020’den bu yana yüzde 750 ila 900’lere ulaşan maliyet artışlarının yaşandığını, buna rağmen sektörün fiyatlarını bu oranlarda artırmadığını söyledi.
Fiyat tartışmalarındaki kırılmanın pandemiyle birlikte oluştuğunu söyleyen Demirer, sürecin sektörü ikiye böldüğünü belirtti: Uzun vadeli bakan, kurumsal işletmeler ile “gecekondu kafasıyla” sektöre giren, deneyimi önemsemeyen işletmeler. Bu ikinci grubun yüksek fiyatları referans almasıyla dengenin bozulduğunu, bunun da turistin özellikle arka sokak işletmelerinde kötü deneyim yaşamasına yol açtığını vurguladı.
Demirer’e göre bugün hem müşteri hem çalışan tarafında bir “gerginlik iklimi” oluşmuş durumda: “Restorana giden müşteri ilk 15 dakika fiyatlara bakarken gergin. Hesap gelince ikinci bir gerginlik. Bu böyle olmamalı.”
Demirer, sektörün finansal dayanıklılığının hızla tükendiğini ve 2026 için iyimser olmadığını söyledi. 2026’nın ilk çeyreği bitmeden düşük maliyetli kredi kaynağı açılması gerektiğini, aksi halde kapanmaların hızlanacağını, personel maliyetlerinin işletmeler üzerinde ciddi baskı yaratmaya devam edeceğini dile getirdi. Buna karşın, 2026’da enflasyon artış hızının 2025’e kıyasla daha düşük olacağına inandığını da ekledi.
Türkiye’nin toplam turizm gelirinde rekor seviyelere yaklaşmasına rağmen, Demirer’e göre tabloyu doğru okumak için turist profiline bakmak gerekiyor.
Demirer, son yıllarda Avrupa pazarındaki ekonomik daralma, harcama eğiliminde düşüş ve daha fazla her şey dahil sistemine yönelim gibi nedenlerle İstanbul başta ana turizm merkezlerinde restoran ve gastronomi işletmelerinin yabancı müşteri oranında gerileme olduğunu söyledi. Demirer ayrıca, İstanbul otellerinin açıkladığı yüzde 55 doluluk seviyelerinin geçmiş yıllardaki yüzde 75–80’lik oranlardan uzak olduğunu hatırlatarak, “Bu da gastronomi tarafına doğrudan yansıyor” dedi.
Turizm Geliştirme Ajansı’nın pazarlama adımlarının etkili olduğunu belirten Demirer, Latin Amerika’da diziler üzerinden yapılan tanıtımların güçlü geri dönüş sağladığını, Çin pazarının 2026 itibarıyla yeniden hedef haline geleceğini söyleyerek, pazar çeşitliliğinin Türkiye’yi ilk dörde taşıyan unsurlardan biri olduğunu belirtti.
Demirer röportajın sonunda sezona dair çarpıcı bir özet yaptı: “64 milyon ziyaretçi ve 64 milyar dolar gelir çok değerli. Ama eğer bu artış döviz bazında pahalı kaldığımız için her şey dahil sistemine kayarak geliyorsa; şehir esnafı, restoranlar, gece hayatı, kültür-sanat bundan pay alamıyorsa o zaman tablo eksik kalıyor.”