SAVUR’UN TARİHİ
Savur’u da içine alan Kuzey Mezopotamya’nın ilk tanınan halkı Hurri’lerdir. Kuzey Suriye’de bulunan Hurriler, daha sonra Mitanni Devletine katıldılar. Asur Kralı Adad- Nirari’nin M.Ö.1300 yıllarında, Aramilere karşı düzenlediği seferde Tur-Abdin’i Savur geçidi yoluyla Asur Devleti, Medler tarafından ortadan kaldırılınca, Mitanni–Hurri Devleti de bu konfederasyona katılmıştır.
M.Ö. 160- 139 döneminde Fırat kıyılarına kadar tüm Mezopotamya ve Savur bölgesi Partların egemenliğine geçmiştir. 38 yılına kadar Suriye, Diyarbakır ve aralarında Savur’unda bulunduğu bölge Abgar Krallığı’nın egemenliğinde kaldıktan sonra, Romalıların eline geçmiştir. Romalılar, Yukarı Mezopotamya’ya yerleştikten sonra, başlayan Sasani saldırıları nedeniyle, savunma amaçlı kale ve kentler oluşturdular. Müslüman Araplar’ın, daha kuzeye yani Savur’un coğrafya olarak bulunduğu bölgeye gelişleri Halife Ömer dönemindedir. İyad Bin Ganem, 639 yılında Mardin, Habur, Nusaybin, Cizre, Hasankeyf, Kızıltepe, Savur ve Silvan’ı ele geçirdi. Mardin ve yöresi 990 yılında Mervanilerin, 1085 yılında Selçukluların, 1105 yılında Artukluların, 1401 yılında Karakoyunluların, Akkoyunluların ve1515 yılında Osmanlıların eline geçmiştir.

SAVUR GELENEKSEL KENT DOKUSU
Savur kent dokusu, karşılıklı iki tepenin çevresindeki yerleşim alanından oluşmaktadır. Topografyaya göre biçimlenmiş sokaklar, çarşı, meydan, sosyal ve kamu yapıları, konaklar ve evler geleneksel yerleşim düzeninin özgün değerlerini sunmaktadır. Bölgenin coğrafik özellikleri ile aşiret sistemine dayanan toplumsal yaşam kentin biçimlenmesindeki en önemli iki etmendir. Günümüzde de varlığını hissettiren bu etmenler, kentsel ve kültürel sürekliliğin ana dayanağıdır. Kuzeydeki tepenin üstünü kuşatan, ancak günümüze ulaşan kısımları kalıntıdan ibaret olan Savur Kalesi’nin sardığı alanın, ilk yerleşim bölgesi olduğu düşünülmektedir. Kentin ileri gelen ailelerinin ifadesine göre, Bağdat’tan gelen ve bu bölgede yerleşik düzene geçen aşiretlerin önde gelenlerinin kalenin hemen altına yaptırdığı konakla, kentin gelişim evresi başlamıştır. Birkaç yıl sonra da, karşı tepede altı yılda tamamlanan ve ilçede önemli bir nüfuzu bulunan ailenin konağı inşa edilmiştir. Dört katlı olan bu konaklar, savunmaya yönelik sırtlarını tepelere dayamaktadır. Kendilerine bağlı aşiret üyeleri de konakların çevresinde güç gösterisi yapacak şekilde evler ve konaklar yaptırmışlardır.

Seyidiler ve Süryaniler Otağı Savur
Şimdiye dek Mardin ve ilçeleriyle ilgili turizm ve tanıtma programlarında, Savur ilçesi hep gözardı edilmiş. Oysa, bölgenin tarih, kültür, doğa ve alternatif turizm potansiyeli bakımından en zengin yeri Savur’dur. Savur, İmam Hüseyin sülalesinin (Seyid) yaşadığı inanç ve tarih turizminin önemli merkezlerinden. Arap kökenli olan ilçe halkı, devletle ve sistemle hep iyi geçinmiştir…
Savur’ıın Arap kökenli olan ilçe ve bazı köy halkı, devletle hep iyi geçinmiş. Teröre bulaşmamış ama terörden zarar görmüş. Köylerinin çoğu boşaltılmış. Yeni yeni geri göç başlamış. Geçmişte de Şeyh Said Ayaklanmasına karıştıkları gerekçesiyle geçmişte, aralarında Osmanlı Valiliği yapan köklü bazı ailelerin cezalandırılmaları, bir yanlış bilgilendirme sonucu olduğu anlaşılınca, Atatürk tarafından bu ailelere itibarları geri verilmiş. Savur’un en köklü ailelerinden biri olan Bağdat kökenli İmam Hüseyin’in soyundan geldikleri bilinen Hacı Abdullah Bey ve oğulları (Seyid), bir tarihe tanıklık ediyorlar.

Devamı yarın…