Sayfa sayısı açısından niceleri gibi olmasa da nitelikçe çok kıymetli ve folklor edebiyatı açısından derin bilgiler içeren bir kitaptan söz edeceğim: “Şah İsmail Hikâyeleri,” Halk Edebiyatı araştırıcısı, edebiyatçısı yazar ve yayıncı Prof. Dr. Hayrettin İvgin’in derlediği hikâye veya masalların “Değerlendirmeler – Kaynaklar” bilgileri ile zenginleştirdiği eserin adı.

Genellikle klasik şiirde, şairin dilinin ve anlatımın kusursuzluğunu öven kalıplaşmış bir anonim dize var: " Hem fasîh u hem belîğ u hem revân u hem latîf"

Halkçası “32 kısım tekmili birden” denir ki, bütün parçalarıyla, eksiksiz, tamı tamına anlamına anlamını taşır.

Hayrettin İvgin, bütün eserlerinde olduğu gibi, “Şah İsmail Hikâyeleri” (Değerlendirmeler – Kaynaklar – Derlemeler) kitabında da eğitimciliğini göstermiş. Ana konuya girmeden önce, bilimsel ama açık seçik anlatımıyla konunun bütün yönlerini okuyucusuna öğretiyor.

Öncelikle 2024 yılının, Safevi Hükümdarı Şah İsmail’in yani Âşık Hatayî’nin Hakk’a yürüyüşünün 500. Yılı olduğunu öğreniyoruz. Kitabın hazırlanma gerekçelerinden biri de bu yıldönümü olmuş.

Tarihi yönü, inanç kültürü ve halk edebiyatımız açısından çok önemli bir noktada bulunuyor. Şah İsmail, (Hatayî) İvgin’in belirttiği gibi: “Bu ulu kişinin etrafında oluşan bir geniş kültür vardır. Şah İsmail, tarihi bir şahsiyettir. Büyük ve kahraman bir devlet adamıdır. Ulu bir halk şairidir ve âşıktır. Zaten; Alevî-Bektaşî kültüründe; Nesimî, Fuzulî, Yeminî, Viranî, Pîr Sultan Abdal, Kul Himmet ile Hatayî, “7 ulu ozan (şair)” arasında zikredilir.”

Şah İsmail’i yalnız, tarihi bir kişilik, tasavvufi halk edebiyatının şairi veya âşığı olarak ele almaz yanlış olurdu. Özellikle Alevi, Kızılbaş inançlı Türkmenler, yüz yıllar boyu, Şah İsmail Şah Hatayî çemberinde bulunuyorlardı. Bu çerçeve içinde yazılı veya sözlü kaynaklarda yaşayan; halk hikâyeleri, halk masalları, halk, efsaneleri, âşıklığı, şiirleri, divanı, dehname gibi mesnevileri, romanları bulunmaktaydı.

Prof. Dr. Hayrettin İvgin, bu çalışmasında, Şah İsmail kültürünün, halk hikâyeleri (masalları) yönünü inceliyor. Halk arasından derlenen hikâyelerinden söz ediyor. Eğitimci yönüyle, önce, Türk Halk ve Türk Çağdaş hikayeciğin gelişimini okuyucuya anlatıp, onları ana konuya hazırlıyor. Bu arada Türk hikayeciliğini 19. yüzyıldan başlatmanın yanlışlığını ileri sürerek, 15 ve 16. yüzyıldan beri süren halk hikâyeciliğinin varlığını ve geleneğini hatırlatıyor.

Kaynaklardaki Şah İsmail Hikâyelerine Genel Bakış” bölümü, Şah İsmail ve onunla ilgili anlatılara ilişkin araştırma yapacak olanlara çok önemli bilgiler veriyor. Altmışa yakın kaynak ile yararlandığı yirmi bir kitap ve makalenin künyeleri aktarılmış. Şah İsmail (Hatayî) ile ilgili yirmi dört önemli Türkçe kitap künyeleri ile kaynak bilgileri genişletilmiş.

Şah İsmail Hikâyeleri kitabının önemli bir bölümünde gelenek konusu işleniyor. “Şah İsmail (Hatayî) İle Lelesi Misgin Abdal ve Azerbaycan’da Destan (Hikâye Geleneği” baylığını koyduğu bölümde, Türk Destan Dönemi, mitolojik Türk soy şeceresini, Oğuz Han ve onun destanı ile başlatan Hayrettin İvgin, Azerbaycan Göyce ve Anadolu Türk muhitinde yaratılan halk hikâyelerinin, edebi kültürümüze getirdiği zenginliğe işaret ediyor. Daha sonra sözü edilen destan aktarılıyor.

Şah İsmail (Hatayî) Romanları” başlıklı bölümde, konu ile ilişkin yayımlanan romanlar hakkında bilgi ve bu kitapların künyeleri verilmiş. Daha sonra Türkiye’de yayınlanan Bazı Şah İsmail Romanları ve künyeleri açıklanmış.

Şah İsmail’e ilişkin yurdumuzda derlenen üç masal ve bir hikâye, İvgin veya öğrencileri tarafından derlenen hikâye ve masallar, kitabın kalan içeriğini oluşturuyor.

Prof. Dr. Hayrettin İvgin’in “Şah İsmail Hikâyeleri” Başta sözünü ettiğimiz gibi, içerik yönünden zengin, noksansız ve hazırlanış metodu veya şablonu açısından örnek alınacak bir kitap niteliğini barındırıyor.