Bir Anadolu geleneği, New York Moda Haftası podyumunda sarsıcı bir mesajla yeniden hayat buldu.

Bilim insanı Prof. Dr. Canan Dağdeviren, Rise kurucusu Amanda Nguyen’in New York Borsası’nda düzenlediği “What Were You Wearing?” gösterisinde Denizli’de yapılmış çağdaş bir Mor Cepken ile yürüdü. Etkinlik, cinsel şiddet mağdurlarını kıyafetleri üzerinden suçlayan anlayışa karşı “kıyafet rıza değildir” mesajını öne çıkardı.
Tasarımcı İkbal Gülin Şenyuva Aktuğ imzalı “The Purple Guard”, Yörük ve Türkmen topluluklarında kadının yaşadığı ağır haksızlığı sessizce görünür kılan Mor Cepken geleneğini çağdaş moda diline taşıyor. Hatay mor ham ipeği, Hereke ipek ve gümüş dokuması, Denizli ipek peştemali, geleneksel oya ve iğne işi gibi farklı coğrafyalardan gelen malzemeler aynı tasarımda buluşuyor.
Kadınların hafızasında taşınan zanaat ve dayanışma, bu kez uluslararası moda sahnesine çıktı. Dağdeviren’in taşıdığı Mor Cepken, modanın yalnızca estetik bir ifade değil, toplumsal bir mesajı görünür kılan güçlü bir araç olabileceğini hatırlattı.

Mulberry’de yeni İngiliz dönemi
Tasarımcı Christopher Kane’in dönüşü, Mulberry markasının hazır giyim yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor. Kane, 2023’te kendi markasını kapattıktan sonra Mulberry’nin kadın hazır giyim kreatif direktörü olarak Londra Moda Haftası’na dönüyor. Tasarımcının ilk Mulberry koleksiyonu 20 Eylül 2026’da sergilenecek ve Ocak 2027’de satışa sunulacak.
Kane, Mulberry’nin köklü İngiliz mirasını kendi asi tasarım dünyasıyla buluşturuyor. Somerset deri işçiliği, Katolik okul üniformaları, güçlü kadın figürleri ve İngiliz gençlik kültürü, tasarımcının referansları arasında yer alıyor. İkonik çantalarıyla tanınan marka ise hazır giyimi güçlendirerek yaratıcı dilini aksesuarların ötesine taşıyor.
CEO Andrea Baldo yönetimindeki Mulberry, “Back to the Mulberry Spirit” stratejisiyle İngiliz kimliği, zanaat ve yaratıcılık eksenine yeniden odaklanıyor. Christopher Kane hamlesi, markanın güçlü aksesuar mirasını hazır giyimle genişletme planının en görünür adımlarından biri.

Çıplaklar, podyum ve istifa
New York Moda Haftası’nda yaşanan bir protesto, Amerika Moda Tasarımcıları Konseyi başkanı ve CEO’su Steven Kolb’un istifasından günler önce moda dünyasının gündemine oturdu. Kolb, COS markasının defilesinde hayvan hakları örgütü PETA aktivistlerine fiziksel müdahalede bulunmasının ardından önce gönüllü izne ayrıldı, ardından 18 Eylül’de görevinden istifa etti. Kolb, kurumda yaklaşık 20 yıl görev yaptı.
PETA aktivistleri, markanın yün kullanımını protesto etmek amacıyla defile sırasında podyuma çıktı. Kolb iki protestocuyu fiziksel olarak engellerken bir göstericiyi yere yatırdığı ve ağzını kapattığı görüntüler kamuoyuna yansıdı. Daha sonra özür dileyen Kolb, müdahalenin güvenlik görevlileri tarafından yapılması gerektiğini söyledi.
Kolb’un istifasının ardından konsey henüz yeni başkan ve CEO’yu açıklamadı. PETA ise polis şikâyeti yoluna gitmek yerine Kolb ile hayvan refahı ve modada hayvansal malzeme kullanımı konusunda görüşmeyi tercih etti.

Cartier’nin sinematografik mücevher dünyası
Cartier’nin yeni yüksek mücevher hikâyesini bu kez oyuncu Tilda Swinton anlatıyor. Swinton, markanın yeni küresel elçisi olarak “Into the Wild” kampanyasının anlatıcılığını üstlendi. Kısa film serisi, Cartier’nin doğadan ilham alan hayvan figürlü mücevherlerini geleneksel zanaat teknikleriyle kurulan fantastik bir dünyada buluşturuyor.
Kampanyada kaplan, papağan, koi balığı, timsah ve gergedan figürleri öne çıkıyor. Altın lake, kakma ve mozaik gibi geleneksel teknikler, mücevherlerin dünyasını adeta hareketli bir sahneye dönüştürüyor. Swinton ayrıca imza koleksiyonlarını taşıdığı özel portrelerde de yer alıyor.
Cartier’nin sembolik Panthère de Cartier tasarımları da bu görsel evrene eşlik ediyor. Swinton’ın anlatıcılığıyla ilerleyen kampanya, yüksek mücevherin yalnızca ürün gösteren klasik reklam dilinden çıkarak zanaat, sinema ve hikâye anlatımını aynı atmosferde buluşturuyor.