Yengem Latife Uğur'u kaybettik, hem de feci şekilde yanarak.
Olay ilçem olan Ağın'da geçiyor. Bahçesinde ateşlik bir işle uğraşan yengem, rüzgarın etkisiyle ateşin kontrolünü elinden kaçırıyor. Daha sonra ateşi söndürmek için çabalıyor. Asla ateşten kaçmıyor, sonuna kadar çabalıyor. Elbiselerinin alev alması sebebiyle ateşin ortasında kalıyor. Bu arada ilçe belediyesine ait sulama aracı tesadüfen yakın bir mevkide bulunuyor. Dumanı gören ekip, derhal müdahale ediyor. Yangın söndürülüyor, ancak ağır yaralanan yengem hastanede yaşamını yitiriyor.
Yengemin ilk müdahalesi olmasaydı ve belediyenin sulama aracı bölgeye yakın olmasaydı belki de bugün Ağın ilçemiz büyük bir yangının mağduru olacaktı.
Ben, ilçesi için canını feda eden bir kahraman olarak adlandırıyorum yengemi.
Olayın ilk oluşumundaki nedeni bilemiyoruz. Ancak ateşle şaka olmadığını çok iyi biliyorum. Özellikle tedbir almadan yakılan ateşler çok pahalıya mal olabilir.
Bir dönem ilçemizin İstanbul Derneği başkanlığını yapan rahmetli amcam Ahmet Uğur'un eşi olan Latife yengemin emeği benim ve diğer kuzenlerim üzerinde çok büyüktür. İstanbul'a kurumumun İl Müdürü olarak tayin olduğum 1996 yılından, Ankara'daki evimi İstanbul'a taşıdığım 1997 yılına kadar bir yıl boyunca bana bir nevi annelik yapan, canım yengemi çevremizde tanıyıp da sevmeyen yoktur. Adeta bir iyilik meleği olan Latife yengem bildiği doğruları sonu neye mal olursa olsun söylemekten asla çekinmeyen bir kadındı. Kendisine her telefon açışımda benim vefakarlığımdan dem vuran yengeme "O da ne demek genç kız sesli yengem, büyükleri küçükler arar. Ayrıca sen bize amcamın emanetisin" derdim. Bazen o arardı, ben heyecanlanır, "Hayırdır yenge birşey mi oldu?" derdim. O da hep sen arıyorsun, bu defa ben aramak istedim" derdi. Telefonda çok dertleşirdik. Ameliyatımı kendine dert edip, defalarca arayarak yanımda olmasını unutamam. Ağın'da çok önemli bir yanım daha eksildi. Canım yengem, seni hep güzelliklerin ile anacağız, nurlarda uyu.