Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, sağlığında yakın görüştüğüm ağabeylerden biriydi. 1929 yılında Elazığ’ın Ağın ilçesinde doğdu. Öğretmen, yayıncı, destan şairi ve yazar olarak kültür hayatımıza zenginlik, yüreklerimize coşku kattı. 1992 yılının 21 Ağustos günüydü, aramızdan ayrıldı. Dün gibi hatırlıyorum, Selimiye Camii’nden na’şını tekbirlerle Karacaahmet mezarlığına kadar taşımıştık.
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, sevgimin, saygımın ve buruk bir mahcubiyetimin odağındadır.
Bin dokuz yüz doksan yedi yılının ağustos ayıydı. O yıl, TRT ‘nin TV2 sinde yayınlanan, Nedret Selçuker’in sunduğu “Bir Şiirdir Yaşamak” şiir programının metinlerini yazıyorum. Ayın son haftasında yayınlanması amacıyla, “Zaferler Ayı Ağustos” adında bir bölüm yazdım. Şiirlerle ağustos zaferlerini anlatmaktayım. Program metnine, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu ile başladım. Beşinci ölüm yılından söz ettikten sonra, Malazgirt Destanı’nı aktardım:
Aylardan Ağustos, günlerden Cuma,
Gün doğmadan evvel iklim-i Rum'a
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma;
Yeni bir şevk ile gürledi gökler...
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber !
Önde yalın kılıç Türkmen başbuğu,
Ardından Oğuz 'un elli bin tuğu,
Andırır Altay'dan kopan bir çığı;
Budur Peygamber'in övdüğü Türkler
Ya Allah...Bismillah...Allahuekber!
Türk, Ulu Tanrı 'nın soylu gözdesi
Malazgirt, Bizans 'ın Türk'e secdesi,
Bu ses insanlığa Hakk 'ın müjdesi,
Bu sesle irkilir çarpan yürekler...
Ya Allah...Bismillah...Allahuekber!
Nağramızdır bugün gök gürültüsü
Kanımızdır bügün yerin örtüsü
Gazi atlarının nal pırıltısı.
Kılıçlarımızdır çakan şimşekler;
Ya Allah...Bismillah...Allahuekber!
Yiğitler kan döker bayrak solmaya,
Anadolu başlar vatan olmaya,
Kızılelma'ya hey! Kızılelma'ya !..
En güzel marşını vurmadan mehter:
Ya Allah..Bismillah...Allahuekber!
Program metninde birçok şairin şiirleri vardı. Nazım Hikmet’in Kuvayi Milliye Destanı’ndan da parçalar almıştım. Konuk sanatçı olarak rahmetli hemşehrim Ömer Şan’ı davet etmiştik. okuduğu koçaklamalarla, çekim yapıldı Yayınlanmasını bekliyoruz. Yayına bir gün kala, Televizyondan yapımcı aradı. Program denetçisi, bu bölümün ancak “Malazgirt Destanı’nın çıkarılması şartıyla yayınlanabileceğini rapor etmiş. İtirazımız yarar sağlamadı. TRT’nin o zaman çiçeği burnunda genel müdürü Yücel Yener de denetçinin yanında yer alınca, bu bölüm yayınlanmadı. Konu basına ve irtica polemiklerine neden oldu. Sonunda o bölüm yayınlanmadığı gibi “Bir Şiirdir Yaşamak” programı tümüyle yayından kaldırıldı.
Bir süre sonra aynı program için bir özel televizyondan teklif geldi. Kaldığımız yerden burada sürdürmeye başladık. Bir yıl sonra, yine bir ağustos geldi. Dizinin 13’üncü bölümüydü. TRT’de yayınlanmayan programa benzer bir metin yazdım. 30 Ağustos 1998 günü saat 13.10’da yayınlanacaktı. Yine ilk şiir Malazgirt destanıydı. Nedret Selçuker, şiirleri duygu ve coşku dolu yorumladı. Güzel ve anlamlı bir bölümün çekimini yapmıştık. Çekim sonunda Yönetmen Sururi Ballıdağ, çekimin son olduğunu ve “Bir Şiirdir Yaşamak’ın yayından kaldırıldığını söyledi.
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun Gün Sazak’ın arkasından yazdığı şiirle yazımı bitireyim:
Kurudu gözde pınarlar, canım içre canım gitti
Devrildi iri çınarlar, nice gül fidanım gitti
Bölünmesin diye millet, baki kalsın diye devlet
Dağlar gibi kemikle et, seller gibi kanım gitti
Param parça idi ruhum, ellerinde bir gürühun
Tufanı bumudur Nuh'un, diye arşa ünüm gitti
Hey yakınlar uzaklar, bekler pusular tuzaklar
Tayfuna dönsün Sazaklar, göz ışığım Gün'üm gitti
Yetim kaldı körpe çağam, feryadımı nice boğam
Gün doğmak üzere ağam, gün batarken inim gitti
Bu bir nesildir sürekli, gözü pek çatal yürekli
Zor günlerimde gerekli, tuğ gibi beş binim gitti
Sakarya, esti yiğitler, bağrı kan süslü yiğitler
Süphan göğüslü yiğitler, gittiyse benim gitti