Prof. Dr. Hayrettin İvgin’i pek çoğumuz, folklor, halk edebiyatı, âşıklar, mitoloji, karagöz, eğitim üzerine yazdığı kitaplarla, sosyal, bilimsel çalışmalarıyla, bildirileri, konferansları, seminerleri ve bu alanlardaki yayınlarıyla tanır, biliriz. Bu kez pek bilinmeyen yönüyle okuyucularının karşısına çıktı. Kara Harp Okulu son sınıf öğrencisi olarak içerisinde bulunduğu

“Aydemir Harekatı’na ilişkin anılarını, “Bir ihtilâlci Harbiyelinin Anıları” adlı kitapta yayınladı.

Benim anılar yumağıma, kıyısından köşesinden dokunduğu için pür dikkat kesilmem doğaldı.

Yaşları üç çeyrek yüzyılın üzerinde olanlar, 22 Şubat, 21 Mayıs olaylarını hatırlarlar. Benim hatırlaman biraz daha konunun girdabına tanıklığımla ilgili oldu. Çünkü o zamanlar askeri lise öğrencisiydim ve harekâtın başı Talat Aydemir’in oğlu Metin Aydemir ile koğuş arkadaşıydım.

Kurmay Albay Talat Aydemir 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 başarısız darbe girişimlerinin lideriydi. Başarısız olunca, idam edilmişti.

Hayrettin İvgin’in anlattığı gibi, Aydemir, yurtsever, Atatürkçü, Çerkez kökenli, askerlik mesleğini seven Türk subayıydı. Devrimciydi. Mert, yiğit, özü sözü aynı, arkadaşlarını satmayan, yüz üstü bırakmayan, eğilmeyen bükülmeyen, aydın, ufku geniş ve özveriliydi. Bütün devrim tarihlerini okumuş, içine sindirmiş, bilinçli, bilimli, bilgiliydi.

Hayrettin İvgin’in kitap tanıtım yazısında, şu niteliklerinin de altını çiziyordu: “O bir cengâver, o teşkilatçı, kahraman davranışlı, lider karakterli ve o bir şövalye…

Ölümden korkmayan, kimseye minneti ve eyvallahı olmayan dik bir insan.

İhtilâlci olmak böyle bir şey!”

İvgin’in son sözü önemeli bir gerçektir ki, birçok örneğini hatırlarsınız:

“Eyleminde başarısız olanlar ya vuruşarak ölürler ya da idam sehpasında…

İhtilâle başaranlar kahraman, başaramayanlar akılsız olurlar…Çünkü tarihin yargısı böyledir…”

Hayrettin İvgin Harbiye atmosferine 360 derece, tam açıyla bakmış. Dönemin Harbiyelisinin nasıl yetiştiğini ve onlar için Atatürk ilkelerinin tavizsiz bir düstur olduğunu vurgulamış. Dönemin siyasi ve askerî olaylarını, hatırlatarak anılarına giriş yapmış.

İvgin, 27 Mayıs, 22 Şubat ve 21 Mayıs olaylarına ilişkin değerlendirmeye, 27 Mayıs 1960 ihtilali ile başlıyor. Bu bağlamda, Milli Birlik Komitesini, ordudaki tasfiyeleri, bölünmeleri, Yassıada yargılamalarını anlatmış. Adnan Menderes ve arkadaşlarının idamını, yani anayasayı, partilerin kuruluşunu, Cemal Gürsel’in Cumhurbaşkanı oluşunu ve askeri huzursuzlukları satır başları ile verdikten sonra, Talat Aydemir’in müdahale isteklerini gözler önüne sermiş.

22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 darbe girişimlerinin ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin ve kim sorularının yanıtlarını gözler önüne seriyor.

Bu genel perspektiften sonra görüntü, tatil için memleketlerine gitme hazırlığında olan Harbiyelilerin yatak odasına zumlanıyordu. Alarm ve “Emirleri Bekleyin!” komutuyla birlikte, Hayrettin İvgin’in akıcı, yalın ve sizi içine çeken anlatımı ile hatıraları, tıpkı basım el yazıları ile birlikte aktarılıyor.

“Bir solukta okumak” bir deyim olsa da, “Bir İhtilâlci Harbiyelinin Anıları”na derin bir odaklanma ve merak duyguları ile elinizden bırakmadan okuyorsunuz. 1459 Harbiyelinin ortak savunması ile heyecanınınız zirve yapıyor.

Zamanının kahramanlarının mahkeme safhaları ve onlarla ilgili belgeler, kitabın artı değerleri olmuş.

Harbiyeli kapsamında subayların politik yönelimleri ve Türkiye'nin çalkantılı dönemi, yaşanmışlıkları, tanıkları birinci elden gözlemlerle anlatılıyor.

Kültür Ajans’ın yayınladığı “Bir İhtilâlci Harbiyelinin Anıları” 1960’lar Türkiye’sinin siyasi-askeri ortam ve mahfillerine ışık tutan bir belge niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz. Asında geçmişe ışık tutmakla kalmıyor, günümüze ve geleceğimize ibret vesikası niteliği taşıyor.