Turist vergisi günlerdir konu başlığı oluyor. İngiltere tarafından turist başı 100 dolar olarak belirlenen bu vergiler turizmde deprem yaratır. Turist kaçırır. Turist bir başka şeye 1000 dolar verir de vergiye gelince bunu yük kabul eder. Psikolojik bir şeydir bu.
Londra’nın hayata geçirmeye hazırlandığı turist vergisi, oteller ve seyahat sektöründe fiyatlandırma, rekabet ve operasyonlar açısından önemli etkiler yaratması beklenen yeni bir süreci gündeme taşıyor.
Vergi vermeyecek olanın Londra da ne işi olacak?
Zengin ve para babaları için bu vergilerin önemi yok. Zaten İngiltere de zengin ve parasının hesabını yapmayan misafir bekliyor. Kaliteden ödün vermiyor.
Birçok şehirde olduğu gibi verginin Londra’da da oda fiyatına eklenerek misafirlere yansıtılması bekleniyor. Londra’da ortalama günlük fiyatlar ve doluluk oranları segmentlere göre değişkenlik gösterdiğinden, özellikle ekonomik ve orta segmente talep kaybı yansıyabilir.
Londra’da planlanan turist vergisi, çoğunlukla gecelik konaklama başına alınacak sabit bir ücret şeklinde uygulanacak. Böylece şehir, Paris, Roma, Amsterdam ve Barselona gibi benzer vergilerin standart olduğu diğer büyük Avrupa destinasyonlarıyla uyumlu hâle gelecek.
Sektör temsilcileri, fiyat duyarlılığı yüksek ziyaretçilerden talepte hafif bir düşüş ve ek idari maliyetler beklerken; destekçiler, elde edilecek gelirlerin şehrin hizmetlerine ve destinasyon pazarlamasına aktarılmasının uzun vadeli faydalar sağlayacağını savunuyor.
Destekçiler, bu ücretle ziyaretçi altyapısının ve yerel hizmetlerin geliştirilebileceğini belirtirken; karşı çıkanlar, özellikle düşük sezon ve bütçe hassasiyeti olan ziyaretçiler açısından rekabet gücünün zayıflayabileceği uyarısında bulunuyor.
UKHospitality CEO’su Kate Nicholls, daha önce yaptığı açıklamalarda zamanlamanın yanlış olduğunu vurgulayarak, yeni vergilerin sektörün toparlanmasını yavaşlatabileceğini ifade etmişti.
Lüks segment ise daha düşük fiyat hassasiyeti nedeniyle vergi etkisini daha kolay absorbe edebilir. Bağımsız ve sınırlı hizmet veren otellerin ise rekabet güçleri daha fazla etkilenebilir.
Operasyonel olarak otellerin, yeni vergi için:
Faturalama entegrasyonu,
Personel eğitimi,
Vergi bildirim süreçleri
gibi düzenlemeler yapması gerekecek.
OTA’ların ve tur operatörlerinin vergiyi fiyatlara dahil ederek geçiş yapması bekleniyor. Kurumsal seyahat yöneticileri ise vergiyi bütçelerine göre optimize etmeye çalışabilir.
Kısa süreli kiralama platformlarının da kapsama alınması, rekabet eşitliği açısından kritik. Aksi hâlde misafirler, vergiden muaf konaklamalara kayabilir.
Londra’nın önünde Manchester’ın 2023’te başlattığı City Visitor Charge örneği bulunuyor:
Gecelik oda başına 1 £
Gelirler turizm tanıtımı, ziyaretçi deneyimi ve altyapı için kullanılıyor.
Avrupa genelinde uygulanan ziyaretçi vergileri genellikle birkaç eurodan başlayan gecelik ücretler veya kategoriye göre değişen yüzde bazlı vergiler şeklinde.
Havayolları doğrudan etkilenmese de tur operatörleri konaklamayı bir gece kısaltabilir veya şehir dışındaki otellere yönelip günübirlik ziyaret programları oluşturabilir. Bu durum restoranların ve turistik cazibe merkezlerinin gelirlerini azaltabilir.
Diğer yandan, vergi gelirleri ulaşım, temizlik, güvenlik ve destinasyon pazarlaması için kullanılırsa, Londra’nın cazibesi orta vadede artabilir.
Sektör paydaşları, vergi gelirlerinin şeffaf, raporlanabilir ve yalnızca turizme yeniden yatırılacak şekilde yönetilmesi hâlinde, uygulamaya destek verebileceklerini belirtiyor.
WTTC Başkanı & CEO’su Julia Simpson, turizmin ekonomik büyüme ve istihdam yaratan stratejik bir sektör olduğunu, doğru politikalarla getirilerin artırılabileceğini ifade ediyor.
Verginin yapısı (sabit ücret / yüzde)..
Londra’da turist vergisi makul düzeyde ve doğru şekilde yeniden yatırım odaklı uygulanırsa, talep üzerinde sınırlı bir etki yaratırken destinasyonun uzun vadeli rekabet gücünü destekleyebilir. Ancak zayıf tasarım veya tutarsız uygulamalar, bütçe hassasiyeti yüksek ziyaretçileri rakip şehirlere kaydırabilir.