Bu sütunda "IŞİD, sınırı aşan füze ve havan toplarıyla ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ı karşılıyor" derken, daha müthiş bir karşılama hamlesi Türkiye'den geldi. Haftalardır, hatta aylardır sınır hattında konuşlandırılan zırhlı birlikler, Özel Kuvvetler eşliğinde Suriye topraklarına girdi. Yaklaşık 5 bin kişilik ÖSO gücü "piyade" olarak yer alıyor harekâtta. Hedef; Cerablus'u IŞİD'ten temizlemek. Aynı zamanda daha önce defalarca "Fırat'ın batısına geçmeyin" dediğimiz Suriye PKK'sına da sınır hattı çekmeyi hedefliyor harekât.

Aslında gecikmiş bir hamleyi "diplomatik" anlam yüklemek için gerçekleştirdi Türkiye. ABD, sürekli olarak Türkiye'yi "IŞİD'le yeterince mücadele etmemekle" suçlamıyor muydu? Joe Biden'ın çantasında, (henüz ortada IŞİD yokken) Türkiye'nin ABD ile el ele Suriye'deki tüm muhalif gruplara yaptığı lojistik desteği, "savaş suçu" gösterip siyasi iktidarı baskı altına alma kozu yok muydu? Elbette vardı. Vardı, çünkü "IŞİD'le savaşmıyorsunuz" ithamı böylelikle boşa çıkmış oldu.

Amerika'daki az buçuk meraklı vatandaşlar bile biliyor ki; IŞİD'i doğuran da, donatan da ABD'nin ta kendisidir. Daha IŞİD adı duyulmadan New York Times ve Washington Post gibi Amerikan gazeteleri "Suriyeli muhaliflere yardım görüntüsü altında, ne idüğü belirsiz aşırı unsurlara, CIA silâh yardımı yapıyor" tarzı haberler-makaleler yayınlıyordu.

İşte o "aşırı unsurlar" 800 militanıyla Musul'a saldırdı ve eğitimli 30 bin Amerikalı asker ile onların başındaki Iraklı komutan, ağır silahlarını bırakarak kaçtı. IŞİD, 800 militanıyla hem büyük bir ağır silah deposuna sahip oldu Musul'da, hem de bankalarda kendisini bekleyen milyarlarca "keş" dolar elde etti.

Biz, Türkiye Başkonsolosluğu personelinin rehin alınmasıyla hatırlıyoruz bu olayı...

* * *

Türkiye'nin o dönemde Musul'u kurtarmaya dönük bir harekât başlatması elbette mümkün değildi. Ama, bugün Cerablus'ta devam eden harekâtı birkaç yıl önce yapsaydı "diplomatik hamle"nin ötesinde anlamı olurdu. Suriye'nin kuzeyi "Kürt bölgesi" olarak tescillenmemiş olacaktı. O coğrafyada, Kürtlerle birlikte Suriye'nin diğer farklı unsurlarının da yaşadığı toprakları IŞİD'den kurtarmak için girecekti TSK komşu topraklara.

Suriye PKK'sının siyasi temsilcisi Salih Müslim'in Ankara'ya sık sık gelip gittiği, Dışişleri Bakanlığı koridorlarında dolaştığı günleri kastediyoruz. Suriye'yi "bataklık" olarak görüp, gözlerimizi kapatmamızı isteyen bir görüşle Şam'da namaz kılma hayali çatışıyordu aynı zamanda o dönemde.

İkisi de "aşırı" isteklerdi.

Türkiye'yi yöneten siyasi irade, gerek Suriye, gerekse Ortadoğu politikasında bir dizi yanlışlar yaptığını kabul ediyor ve bunu da açıkça deklare ediyor. Eğer Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş'un "Başımıza gelenlerin hepsi Suriye politikası yüzünden" sözlerini hükümetin resmi açıklaması olarak kabul edeceksek tabii...

Numan Kurtulmuş'un son Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı "Esad'ın geleceğine Suriye halkı karar verecek, biz ya da bir başkası değil" sözleri de, Türkiye'nin duruşunda köklü değişiklikler olduğunun en net göstergesi...

* * *

ABD'li yetkililerin, Suriye PKK'sının IŞİD'le savaşta "kara gücü" olarak yer almasına rağmen, Türkiye'nin "kırmızı çizgi" kabul ettiği topraklarda kalıcı olmayacağı sözünü tutması kaçınılmazdır artık.

Her ne kadar ABD, IŞİD'le savaşı YPG'nin tek başına değil, Suriye muhaliflerinden oluşan grupla yaptığını söylese de, Suriye PKK'sı pek öyle düşünmüyor. IŞİD'ten temizlediği tüm sahayı "Kürt kantonu" yapma amacını taşıyor PKK'nın uzantısı. Onlar için çok önemli bir kazanım olacak çünkü "kanton" olarak tanınmış coğrafya. ABD tanklarına PYD bayrağı asarak, ABD'li özel birliklere PYD üniforması giydirerek yürütülen savaştan, tıpkı Barzani'nin elde ettiği gibi uluslararası camianın da kabul ettiği bir "özerk" bölge elde etmek istiyor PKK'nın üst yönetimi.

Devamında Kandil'i de Rojava veya Kobani'ye taşıyarak, tıpkı Mesud Barzani'nin, Celal Talabani'nin Irak'ta kazandığı statüyü kazanmak istiyor KCK üst yönetimi.

Beşar Esad'a ait jetlerin PYD mevzilerini vurması, Türkiye'deki Esadcı-PYD'ci kesimi şoka sokmuş, bu konuda sessiz kalmayı tercih etmişlerdi. ABD'nin Esad'a "Bir daha yaparsan karşında bizi bulursun" çıkışına da ses çıkarmamışlardı.

Şimdi bu dinamikler, Türkiye'nin Cerablus'tan IŞİD'i temizleme harekâtını "Amaç IŞİD değil, PYD" diyerek eleştirmeye başladılar. Salih Müslim'in Türkiye'yi tehdit eden sözlerini sosyal medyada paylaşarak...

Cerablus harekâtı bir macera değil, çok geç kalmış bir mecburiyet. Ama içimizdeki PYD'ci ve IŞİD'cilerin hamlelerine karşı çok dikkatli olmalıyız... Her iki örgütün de arkasındaki güç ABD çünkü...