
Büyük Adalı Lev Troçki
Sinema ve Öykü Yazarı Onat Kutlar abi, beyaz martıların eşlik ettiği temiz bir Nisan sabahı; 1970’li yıllarda Sinematek Derneği merdivenlerinden çıkıp, bir zamanlar Prens Adalarında yaşamış olan; 1917 Sovyet Devrimi’nin Lenin’den sonraki iki numaralı önderi olan Lev Troçki’nin Stalin zulmünden kaçıp, 12 Şubat 1929’da; “Sayın başkan, sınırı kaçak geçtim, hayatım tehlikede, lütfen beni kabul ediniz…” diye yazdığı ve Atatürk’e gönderdiği telgraf sonunda, Atatürk’ün izni ile Türkiye’ye sığınması ardından, önce İstiklal Caddesi’nde bulunan Tokatlıyan Oteli’nde, İstiklal Caddesi’ne bakan 70 numaralı odada, karısı Nathalie ile birlikte kaldı ve ardından da Atatürk’ün emri üzerine, zamanın İstanbul Valisi Üstündağ Bey’in girişimi ile önce Şişli Bomanti’de bir eve taşındı. Ardından da 1929 Mayıs ayı sonunda Büyük Ada iskelesine yakın yerdeki Arap İzzet (Hulo) Paşa Yalısına taşındı. Eski evlerinde yangın çıkınca, Yanaros Köşkü’ne taşındı. Türkçe bilmeyen ama kendini Rum olarak tanıtan Troçki, burada yabancı gazetelere yazılar yazıp gönderiyor ve kitap yazmaya başlıyor.

Kendine bir de tekne alan Troçki, Büyük Ada’da yaşayan Rum balıkçı Haralambos ile balık avına çıkmaya başladı. Zaman zaman da koruması Bilal Ertürk ile birlikte Kartal’a geçer, oradan da Yakacık, Aydos Dağı, Samandıra ve Şile ormanına ava çıkardı.
Troçki ve eşi Nathalie; 14 Kasım 1932 Pazartesi günü, Tophane açıklarında bulunan bir vapura binerek, Yunanistan Pire Limanı ardından, Adriya Vapuru ile Danimarka’ya gitti. İstanbul Emniyetinin düzenlediği Leon Sedov Efendi pasaportu ile Fransa’ya gitti. İstanbul Emniyeti Troçki’yi, Türkiye’de kaldığı sürece; KGB ve başka tehlikelerden korumuştur. Bu. gerçek; Troçki anılarında yer almaktadır. iki yıl burada kaldı ve sınır dışı edildi. Lev Troçki; 9 Ocak 1937’de Meksika’ya sığındı ve bir iddiaya göre, üç yıl sonra KGB ilişkili solcu bir İspanyol tarafından öldürüldü. 21 Ağustos 1940’da ölene dek, ünlü Meksikalı Sosyalist Ressam Diego Rivera ve eşi ressam Frida Kahlo’nun evinde yaşamıştır.

Ve Sovyet Devrimi’nin iki numaralı ismi ve 1920 Anadolu Milli Mücadele sırasında; Mustafa Kemal Paşa ve Anadolu Kuvayı Milliye Direnişlerini büyük destek sağlayan V. İ. Ulyanov Lenin’in yakın yoldaşı olan Lev Troçki, ölürken son sözü şu oldu: “Keşke buralara gelmeseydim. Türkiye’de, Büyük Ada’da daha güvendeydim. Burjuva basınına iyi malzeme olduk…” demişti. Adada yaşayan, (eski) Milliye Gazetesi’nden tefrika romanı yazarı değerli dostum Önay Yılmaz’ın “Heybeliada Cinayetleri, Nazilerle Beş Yıl, Troçki” üzerine yazdığı kitabı ve başka eserlerini okumanızı ısrarla öneriyorum. Prens Adalarında dinlenmenin, eğlenmenin ve faydalı zaman geçirmenin tek ve en önemli yolu kitap okumaktır. Televizyondaki palavralarla beyninizi kirletmeyiniz diye düşünüyorum, yeniden…

Lev Troçki’nin evi, Öykü yazarı Sait Faik ve Yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar evlerini gezmeye giderken, Adalar vapurunda bir Beyoğlu beyefendisi olan Mustafa Göçmen, Cumhuriyet Dış Politika Yazarı Hüseyin Baş ve fotoğraf sanatçısı - işadamı Şakir Eczacıbaşı’na; “İshak kuşu kanatlarında, İstanbul’da sinema bir şenliktir ve bahar isyancıdır…” demişti.
Devamı yarın…