Ivriz Koy Enstitusu

İvriz Tarihi Su Medeniyeti

Anıtın ön kısmındaki toprak parçasının dikdörtgen şeklinde oyuk olduğunu görebiliriz. Bunun sebebi ise Anıtkabir’in yapımı aşamasında, Atatürk’ün mezarına Türkiye’nin farklı yerlerinden toprak götürme projesi kapsamında, İvriz toprağından da bu onurlu katkının yapılmış olmasıdır. O kısım doldurulmamış ve halen de öyle kalmış durumdadır.

Kaynaktan çıkıp, İvriz Çayı adını alan yüksek kalitedeki su tüm Ereğli Ovası’na hayat verir. Hemen kaynak çevresinde yemyeşil bir cennet oluşturur. Mağaranın çevresindeki ağaçlara bez parçaları bağlayıp dilek tutanlar pek çoktur.

Ivriz Kaya Aniti

İvriz Köyü piknik alanında, her tarafınızdan sular akan ve kol mesafesinde fındık ağaçlarıyla kaplı bir küçük vadide, çevre yaz sıcağıyla kavrulurken siz kazaklarla oturmak durumunda kalabilirsiniz. Burada aynı zamanda kendi alabalık havuzlarından servis ettikleri mönüleriyle kır restoranı şeklindeki tesisler de oldukça caziptir.

Izgarada ya da tereyağında pişirilmiş alabalık yenilebilir. Ben ikinci metodu şiddetle tavsiye ederim. Sumak ve kırmızı biberli çoban salatalarını, hakiki Ereğli şalgam sularını sipariş edip yanında da tercihinize göre rakınızı, biranızı, kolanızı keyifle yudumlayabilirsiniz.

Konya Ovasi

İlçe Türkler tarafından fetih olunmadan önce şimdiki Karayusuflu ve Büyükdoğan Köyleri arasındaki Bizanslıların kurduğu Anari şehrinde bulunmaktaydı. O dönemde şehrin yerleşim ve yönetim merkezi Anari şehridir. Anari Kralının çok sevdiği, güzel kızı ölünce adına bugünkü İlçemizde Zengi adında bir mabet inşaa ettirilir. Halk ayin günlerinde Zengi mabedinde bulunurlarmış. Zengi sözü zaman zaman değişime uğrayarak Zanapa`ya dönüşmüştür. Bölge sık sık istila ve işgallere uğradığından zamanın Zengi mabedi yıkılmış, tekrar yapılmış, daha sonra tekrar yıkılmıştır. Yapılan araştırmalarda bütün bunları ispatlayan bronz bir para bulunmuştur. Paranın bir yüzünde kız resmi, diğer yüzünde ise zengi ibaresi vardır.

Kurtuluş savaşından sonra Halkapınar; Konya İli, Ereğli İlçesine bağlı bir Nahiye olarak, 1954 yılında kurulan belediye teşkilatı ile de bir Kasaba olarak örgütlenmiştir. İlçenin Zanapa olan eski ismi 1962 yılında degiştirilerek bugünkü Halkapınar adını almıştır.

Bölgedeki tarım alanlarının verimli bir kısmı 1985 yılında işletmeye açılan İvriz Baraji alanında kalmıştır. Bu da halkın bir kısmının Mersin ve Ereğli başta olmak üzere büyük şehirlere göçmesine neden olmuştur.

Park─▒

Sulama amaçlı İvriz Barajı, Türkiye’nin sayılı barajlarından biridir. Tabi genel susuzluk ve küresel ısınma belasından nasibini burası da fazlaca almıştır. Yine baraj çevresindeki çamlıklarda da piknik ve mesire alanları mevcut bulunur.

Ereğli’den İvriz’e gitmek için katedilen yaklaşık on iki kilometrelik köy yolu gerçekten de apayrı bir zevk unsurudur. Her iki yanı yemyeşil elma ve kiraz bahçeleri ile bezeli, kıvrılarak giden yol asfalt kaplıdır. Yol üzerinde kiraz satan, özellikle de mevsimi ise Ereğli’nin meşhur beyaz kirazından satan köylülere rastlamak mümkündür.

Son olarak yine yol üzerinde, biraz içerde kalan eski İvriz Köy Enstitüsü ve şimdiki İvriz Öğretmen Okulu’nu da birkaç cümle ile anmadan geçemeyeceğim. Eminim ki yazımın başlığını dahi okuduğunda yürekleri pırpır etmiş olan çok değerli emekli öğretmenlerim olmuştur okurlar arasında. Bu okul, Türkiye’nin ilk yatılı Köy Enstitülerinden ve en meşhurlarından biridir. Bir süre sonra İvriz Öğretmen Okulu adını almış ve uzun yıllar da yine bu kimliğiyle Türk Milli Eğitimi’ne sayısız öğretmenler ve yazarlar kazandırmıştır. Köy Enstitüleri yaniden eğitim hayatına girmelidir…

Bölgeye yakın olanlar için bir hafta sonu kaçamağı yapmaya bence çok değer. Uzak olanlar ise mutlaka bir gün bir vesile ile Toros Dağları’nın sırtına yaslanmış bu gizli ve saklı cennet bahçesini görmeliler diye düşünmekteyim.

Devamı yarın…