Son dönemdeki tüm yazılarımı çevremizde olup bitenlere ayırdım ve anlamsız iç tartışmalar yerine dikkatleri Suriye, Irak ve bölgede olanlara çekmeye çalıştım. Farkındayım, sokaktaki vatandaşın pek umurunda değil bunlar. Zaten umurunda olmasın diye yıllar öncesinden başlatılan bir kültürsüzlük bombardımanı yaşamıyor muyuz? Her ne kadar tüm televizyonlar kakara kikiriyle, tüm gazeteler kısır günlük polemiklerle zaman harcasa da, ben vazgeçmeyeceğim.
Yazılarımı takip edenler, bölgedeki gelişmeleri de ana hatlarıyla biliyor nasıl olsa. Şimdi gelelim son tabloya:
ABD'nin özel kuvvetler birliklerini yıllar öncesinden göndererek eğittiği PYD militanları, Afrin'le Azez arasını birleştirip, Türkiye'yi kuşatma işlemini tamamlamaya çalışıyor.
Son durumu Özgür Suriye Ordusu içerisinde yer alan Şam Cephesi sözcüsü Muhammed Ahmed özetledi. Türkiye'nin güvenli bölge projesinin siviller kadar savaşın kaderine de etki edecek öneme sahip olduğunu belirten Muhammed el-Ahmed "ABD'nin hedefi, Azez-Cerablus bağlantısını sağlamak ve bu bölgeyi PYD'ye teslim etmek" dedi.
Mare Hattı olarak da bilinen 90 kilometre uzunluğa, 35 kilometre derinliğe sahip alanın bir bölümü Suriye PKK'sının eline geçti.
* * *
PYD'nin "kanton"larla Suriye'nin kuzeyinde oluşturduğu bağımsız yapı yanında, ABD komandoları tarafından eğitilen kara birlikleri var artık. "Parayı yönetip ve silahı üreten" egemenler, Suriye PKK'sını dokunulmaz kılarak bölgedeki hakimiyetini resmileştirmeye çalışıyor.
TSK'yı PYD ile omuz omuza kara harekatına ikna edemeyen ABD'nin, Ankara'nın kırmızı çizgilerine sadık kalacağını beklemek aşırı iyi niyet olmaz mı? ABD, boşuna mı 40 bini aşkın "şehir gerillası"ndan "iyi eğitilmiş kara tümeni" yaratmak için uğraştı aylarca...
* * *
ABD, Türkiye'ye karşı ağır bir "kriminal diplomasi" uyguluyor demiştik daha önce. Gelişmelere bu gözle bakarsanız eğer, olayları daha iyi tahlil etme şansınız olur. Terör, suikast gibi olaylarda faili bulmak için önce "bu işten kim kazançlı çıkıyor" sorusuna cevap bulmak gerekiyor hâlâ.
ABD'de yaşanan bar baskını, Avrupa'da patlayan bombalar için de aynı kural geçerli.
"Topal ördeğe" dönmüş, emekliliği bekleyen ABD Başkanı Obama'ya Orlando baskınıyla "İslamcı terör" dedirtmeyi başaramayanlar, bu sefer savaş çağrısı yapan bir bildiriyi soktular devreye.
Kısaca, ABD'de seçimi kim kazanırsa kazansın, Beyaz Saray'ın birinci gündemi "İslamcı görünümlü terörle mücadele" olacak. PKK da ABD'nin partneri olmaya devam edecek bu süreçte. Çünkü, Türkiye'nin kendi iç yapısı nedeniyle Selefilikle savaşması çok zor. İçindeki Selefi akımlar Türkiye'nin yumuşak karnı çünkü. Bu akımlar, yakın gelecekte PKK'yı Kürtlere yeniden şirin göstermeyi bile başarabilir. Suriye'de yerini sağlamlaştırarak mutlu bir sezon finali yaşayan PKK, Selefi akımlar sayesinde meşru gözükebilir.
* * *
PKK'yla ilgili size yakın tarihte yaşanmış bir "hizaya sokma" operasyonunu hatırlatayım ki, ABD-PKK ittifakını daha iyi anlayabilelim:
PKK adına Avrupa'daki istihbarat örgütleriyle çok yakın ilişkiler kuran ve hatta örgütün AB ülkelerindeki devasa bütçesini yöneten Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez, 9 Ocak 2013'te Paris'te susturucu silahla infaz edildi. İnfazla ilgili olarak bir Türk vatandaşı zanlı yapıldı ve olay MİT'e yamanmaya çalışıldı. Hatta Öcalan'ın bile bu infaza destek verdiği konuşuldu. PKK'nın, Avrupa'daki istihbarat örgütleriyle bağları yeniden kuruldu ama infaz edilen komitenin örgüt adına yönettiği 50 milyar Euro'dan fazla para ortada yok. Hisse senetleri infazla birlikte ortadan buharlaştı gitti. On binlerce kişilik bir örgütün iaşesini, silahını temin etmek için sürekli olarak sıcak paraya ihtiyacı olan örgüt, böylelikle "parayı yöneten"lerle daha yakın ilişki kurmak zorunda kaldı.
Paris'te 3 kadının infazından bir hafta sonra da Moskova'da "Ded Hasan" lakaplı Kürt asıllı ünlü mafya babası Aslan Usayan öldürüldü. Korumalarının çokluğu nedeniyle "imkansız" gözüken suikast, silah kaçakçısı Ded Hasan'ı da oyun dışına itti. Yani, PKK'nın parası buharlaştı silahı veren de ortadan kalktı bir hafta içinde. İster istemez örgütün öncelikleri de değişti hedefleri de...
Buradan bakınca, önümüzdeki dönemde, federasyon, konfederasyon, kanton, özerk bölge, güçlendirilmiş yerel yönetimler, bağımsızlık referandumu gibi sözcüklerin sık duyulacağı görünüyor. Bu konular konuşulurken "kriminal diplomasi" belirleyici olacak gibi.