Benim bakış açımla Dünya ''evet'' veya ''hayır'' sözcükleri üzerine kurulmuştur. Daha doğrusu ikili bir sistemle var olduğumuzu; iyilik ve kötülüğün ayrılmaz kavramlar olduğunu, siyah ile beyazın iyi ile kötünün bizleri hiç bırakmayacağını düşünüyorum. İkili sistem yaşamımızın her alanında var. Matematik derslerinde bize öğretilmeye çalışılan ''mantık'' konusu; bir  ve sıfır ile ifade edilen bilgisayar programlama dilinin temelini oluşturur. Kısacası hayat her şey ''evet'' ve ''hayırdan'' ibarettir.

Yanıtı evet ya da  hayır olarak verilebilen sorular bizleri çırılçıplak bırakan sorulardır. Bahaneniz olamaz. ''Ama'lı'' cümleler kuramazsınız. Şu olsaydı şöyle yapardım diye yanıtlayamazsınız. Ve bir kere evet ya da hayır dediğinizde geri dönüşünüz yoktur. Birisi size yanıtı evet ya da hayır olan sorular soruyorsa emin olun çoğu zaman yanıtı biliyordur. Evet ile yanıtlanan, hayır ile yanıtlanan sorular farkına varır mısınız bilmiyorum ama yaşamınızı değiştiren sorulardır. İsterseniz siz kendinize sorun ya da birisi size sorsun. Hiç fark etmez. Vereceğiniz yanıt ayaklarınızın nereye bastığını, yüzünüzün nereye döndüğünü, benliğinizin ne istediğini belirler.

Evet sözcüğüyle verilen yanıt; tek sözcükle kurulan o cümle size bir eşiği atladığınızı ve bir sürü olasılığa da hayır dediğinizi hissettirir birden bire. Tabi ki gündelik yaşamda verdiğimiz evet ve ya hayır yanıtlarından söz etmiyorum. Yaşamımızı etkileyecek yanıtlardan söz ediyorum sizlere. Her tercih bir vazgeçiştir gibi beylik sözlerle de ifade etmek mümkün bu durumu.
Doğum tarihimizle ölüm tarihimiz yazar ya mezar taşlarımızda ve aradaki o incecik çizgi ömrümüzdür, sevdiklerimizdir, yaşadıklarımızdır; işte evet veya hayır yanıtlarımız da o küçücük çizginin sağında ve solunda kalandır. Elbette bütün ömrünüz bir evet ve bir hayır sözcüğünün arasında kalan değildir. Ömrünüz boyunca kullandığınız evet ve hayır sözcüklerinin toplamıdır. 
Evet sözcüğü hayatınızı değiştirir. Ömre ağır bir sözcüktür. Rüşvet almayı da, cinayeti de, mutluluğu ve mutsuzluğu da getirebilir veya yeni bir işe ya da hayata başlamayı da temsil eder. Verilmesi çok zor bir yanıttır. Genelde evet sözcüğüyle verilen yanıtlar yaşamınızı kökünden değiştirme gücüne sahiptir. Kabul etme hâli ile ilgili yeni bir başlangıçtır; iyi ve kötü anlamında. Kim sormuşsa, ne sormuşsa, nasıl sormuşsa önemli değildir sorulduktan sonra bütün sorumluluk sizindir. Eğer siz sormuşsanız alacağınız yanıt sizin yaşamınızı da etkiler. En güçlü sözcüklerimizdendir ''evet''.

Hayır sözcüğü de evet sözcüğü kadar yaşamınızı değiştirme gücüne sahiptir.  Evet sözcüğünden farklı olarak korunaklı bir liman gibi gelir insanlara ayrıca benliğinizi koruma gücüne de sahiptir. Olumsuz anlamda göreceğiniz sorulara verilen hayır cevabı kişiliğinizin gücünü gösterir. Yaşadığımız bu çağın içinde hayır cevabı çoğu zaman  insanı yücelten bir sözcüktür. Aynı zamanda hazırlanmamış beyinler için geri kalmanın da başlangıcıdır. Çok klasik olacak ama matbaaya hayır demek örneği tam da anlatmaya çalıştığım ne varsa özetleyecek sanki.  Evet insanın aklını çelerken hayır insanın insan kalmasını sağlar. Zıtlıklarından çok derinlik olarak  anlamları farklılaşır. Evet ağırdır, değiştirir. Hayır derindir, anlamlandırır.

Hayat bir ve sıfırdan ibarettir. Başarmış ve başarısız olmuş insan arasındaki fark sadece bir ve sıfır kadardır. Bu denli küçük bir farkın bu denli ayrım yaratması inanılmaz değil mi? Bu soru cümlesini okuduktan sonra evet mi dediniz hayır mı? Eğer evet demişseniz bu yazının sizi götüreceği yerler bambaşka olacaktır. Hayır demişseniz yaşamınızda hiçbir kavram değişmeyecek demektir. Hayır sözcüğünün bir de böyle bir yapısı var. Engeller. Kısıtlar. Geriletir. Bazen  var olanın değişmesini istemeyenlerin, bazen de devrimi isteyenlerin sözcüğüdür. 

1 (bir) rakamını kazanmış/başarmış, 0 (sıfır) rakamını başaramamış/yenilmiş addedersek ve bu sözcüklere aynı sorular sorulursa mutlaka yanıtlar farklı olur. 1 başarandır, cesurdur; sıfır kaybedendir, korkaktır. Hangi soruya evet hangi soruya hayır dediğinizi durduğunuz yer, baktığınız pencere belirler. 

Konuşmak ve yazmak insana verilmiş en büyük armağan. Kim ne derse desin insan konuştuğu dili kadardır. Konuşma ve anlatma yetisi muhatap olduğun kişinin ve ya topluluğun anlama, idrak etme yeteneğiyle doğru orantılıdır. Hazırlanmamış bir ruha, hazırlanmamış bir beyne verebileceğiniz hiçbir şey yoktur. Sıfır olana yakın durmak sizi geriletir unutmayın.
Ne diyordu Mevlana;
''Ne kadar bilirsen bil; bilgin karşındakinin anlayabileceği kadardır''

Fark ettim ki bu yazılara hiç tarih atmamışım. Bu günün ve söylemek arzusunda olduklarımın hatırına binaen  bu yazı 23 Ocak 2019 tarihinde yazılmıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.