Her yıl Haziran ayının üçüncü pazar günü “Babalar Günü” olarak kutlanıyor. 2023 yılınınki 18 Haziran Pazar gününe denk geldi. 9 Mayıs Pazar günü Anneler günüydü. Her yıldan daha parlak geçtiğini söyleyemeyiz. Hediyelik satanlar umduğunu bulamasa da anneler anımsandı.
Yaşadığımız felaketler, anneliğin saltanatını milyonlar sürdüremedi. Aldatmaya ne gerek var? Ana hakkı bir güne sığmaz.
Sivas yöresinde söylerler:
“Deh demeden giden at / Buyurmadan gören evlât/ Eve girince gülen avrat/ Gir oyna, çık oyna..
Deh demeden gitmeyen at/ Buyurmadan görmeyen evlât/ Eve girince gülmeyen avrat/ Gir ağla, çık ağla..”
Adamın iki oğlu varmış. Bir gün büyük oğlundan su istemiş. Oğlu hiç oralı olmamış. Küçük oğlu, suyun kendisinden isteneceğini anlayınca babasına seslenmiş:
- Baba, herkes söz anlamaz. Kalk bir sen iç, bir de bana ver!..
Bu fıkra, bir atasözünü çağrıştırdı:
“Babası oğluna bağ bağışlamış, oğlu babasına bir salkım üzüm vermemiş”
Anımsadığım ölçülü halk sözleri, hepimizin pay çıkarabileceği fıkra ve yukarıdaki atasözü yazımın başlığını ortaya çıkardı: Anne, baba sevgisi ...
Mayıs ayında anneler gününü, haziran ayında da babalar gününü kutluyoruz.
Anneler günü, Babalar Günü ilân edilmeden önce de Türk gelenek göreneklerinde ayrım yapılmadan anne ve baba sevgisi, Tanrı sevgisinin ardından, sevgilerin en kutsalı sayılırdı. Bugün de bu böyle. Peki yukarıdaki fıkra ve atasözü ne oluyor, diye sorabilirsiniz. Bunlar çok az da olsa gelenekten kopmuş çocukları, yola getirmek için bir yergiden, taşlamadan başka bir şey değil.
Boşuna mı söylemiş atalarımız, “Ana gibi yar, vatan gibi diyar olmaz” diye analarımızın, babalarımızın bizleri büyütmek için katlandıkları zorlukları, karşılıksız sevgilerini, acımızı acı, sevincimizi sevinç bilişlerini düşününce, onların değerini anlarız.
Anne ve baba sevgisi, yalnız Türk gelenek ve göreneklerinin temel direği değil, inanç dünyamızın da bizlere verdiği en güzel görevdir. Hazret’i Muhammed, anne ve babaya saygılı, sevgili olmayı öğütlemiştir:
“Allah’ın rızası ana ve babayı memnun ve razı etmekle kazanılır.”
“Cennet anaların ayakları altındadır.”
“Hiç şüphe yok ki üç kimsenin duası kabul olunur. Bunlar babanın çocuklarına duası, misafirin duası ve mazlumun duasıdır.”
İslamlık öncesi de Devlet Baba, Devlet Ana, göreneği vardır ki, bunlar ana-baba sevgisin yansımasıdır.
Türk insanını bir baba gibi kanatlarının altına alan, onu iç ve dış baskılardan koruyan devlet; ancak “baba” olabilir.
Anne, baba sevgisini anlatan ve gelenek göreneklerimizde yaşayan pek çok atasözünü, fıkrayı, maniyi, türküyü, halk şiirini sıralamamız mümkün.
Sözün özü şu manide toplanmış:
“Ana başa taç imiş / Her derde ilaç imiş / Bir evlât pir olsa da / Onlara muhtaç imiş.”
Geleneğimizdeki anne, baba sevgisinin nedenini anlatacak daha güzel ne olabilir?
Hele ata sözlerimiz?
“Oğlan babasından öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi”
Baba malı tez tükenir / Evlat gerek kazana.
19. Yüzyıl Beypazarılı aşıklardan Hayayî’nin dörtlüğünü ekleyeyim:
“Sılâdan ayrılma ben gibi sersem,
Taş koptuğu yerde ağırdır babam,
Gurbette itibar bulmaz her adam,
Garibi kim arar kim sorar demişler.”
Baba oğluna öğüt verirken: “Oğlum her dağın başına bir han yap” demiş. Oğul da bunu bina olarak anlamış ve dağ başlarına han yapmış. Buna rağmen oğlunun rahat ve huzurlu bir hayatı olmadığını gören adamın oğluna sözü şöyle olmuş: “Ben sana han yap dediysem, insan gönlü kazan, onu mamur et, her gittiğin yerde bir dostun olsun demek istemiştim.” demiş.