Türkiye, komşularıyla ilişkilerini yeniden düzeltme çabasına girmiş, bu yönde dev adımlar atmaya başlamışken saman alevi gibi yanıp sönen iç gündemle zaman kaybetmek kadar anlamsız bir şey yok.
Osmanlı'nın son yıllarından bu yana en büyük askeri ve siyasi mücadelelerin yaşandığı Ortadoğu'da tarih yeniden yazılırken, "cambaza bak cambaza" çığırtkanlığına kapılmadan gelişmeleri alt alta sıralayalım. Sıralayalım ki; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz ay şehit yakınları ve gazilere verdiği iftarda sarfettiği "Sevr'in yarım bıraktığı işi, bu kez terör örgütü üzerinden tamamlamak istiyorlar" sözünün karşılığı var mı yok mu emin olalım. Türkiye'nin dış politikadaki yeni konseptinin çizildiği dönemde koltuğa oturan Başbakan Binali Yıldırım da "Lozan'da ertelenen hesap" diyerek Sevr'i işaret etmiş, 100 yıl önce başlayan "parçalama" döneminin kaldığı yerden devam ettiğini deklare etmişti.
* * *
Sevr'in öngördüğü haritada hem Kürdistan vardı, hem de Ermenistan. Osmanlı Devleti'nin 500 yıllık hakimiyeti boyunca "milleti sadıka" olarak üst düzey devlet kadrolarında dahi yer alabilen Ermeniler o haritanın peşine takılarak "çeteleşmiş" ve "silahlı isyan" başlatmıştı. İngilizler, Lozan'da Türkiye adına müzakereleri yürüten heyetin önüne Kürdistan'ı da koymuştu ama bu kabul görmemişti. 1. Dünya Savaşı yorgunu İngilizler ve işgal altındaki Osmanlı İmparatorluğu topraklarından yokluk içinde Türkiye Cumhuriyeti'ni çıkaran kadrolar bugünkü sınırlarda uzlaşmıştı. İngilizler için petrol önemliydi ve zaten Suriye sınırı çizilirken bunu garantiye almışlardı. Türk heyeti Musul ve Kerkük'te diretseydi bazı imtiyazlar koparılabilir miydi, tartışılır.
Bugün Kuzey Irak Kürtlerinin siyasi lideri Barzani'nin "Lozan'la ertelenen Kürdistan" müjdesi, adım adım inşa ediliyor. Zaten, ABD-BM katkılarıyla hazırlanan Barzani'nin Anayasa taslağının girişinde açıkça "Sevr'deki alacaklar" ifadesi yer alıyor.
ABD ve Barzani arasında önceki gün bir protokol imzalandı. IŞİD'le mücadele ile kamufle edilmiş protokol, sözde Peşmerge'nin maaşlarının ABD tarafından ödenmesini sağlıyor. Ama protokolün siyasi maddeler de içerdiği her çevrede konuşuluyor.
Maaş garantisiyle Peşmerge'yi Musul ve çevresinde IŞİD'e karşı "kara gücü" olarak kullanacak ABD, PKK'nın Suriye koluyla da benzer ilişkiler kurarak Menbiç'e kadar örgütün ilerlemesini sağladı. IŞİD'in Menbiç'teki iki kolu arasındaki bağı da kopardı.
Yani, ABD koordinasyonundaki Kürt silahlı birlikleri Kuzey Irak'tan Akdeniz'e kadar uzanan bir hatta hakimiyeti sağladı, son noktayı henüz koyamadı.
* * *
Sıra; Barzani ile PKK arasındaki "işbirliği" veya "ortaklığı" tesis etmeye geldi.
ABD'nin çabalarıyla Erbil'de toplanması için yıllardır çaba harcadıkları Kürt Konferansı için şimdiden görüşmeler başladı. ABD ile varılan "maaş anlaşmasını" Barzani adına imzalayan Kerim Sincani'nin bu konuda daha önce girişimlerde bulunduğu ve uluslararası destekle sürecin hızlanacağı sır değil. Türkiye'nin Kandil'e harekat önerdiği zaman "Yeterli gücüm yok" diyen Barzani'nin, IŞİD harekatına 50 bin Peşmerge ile katılması kafalarda soru işareti bırakıyor.
PKK ile ilişkileri geliştirip "paydaşlaşma" üzerine orta yol bulma çabasını gösteren Kerim Sincani, Türk kamuoyu için de hiç yabancı biri değil. 2007 yılında Dağlıca'dan kaçırılan 8 askerimiz, PKK tarafından Sincani'ye teslim edilmişti. O dönemde bir "teslim protokolü" imzalanması büyük ses getirmişti.
O teslimat sırasında, Kuzey Irak'ta bazı İngiliz şirketlerinin temsilcisi olarak bulunan İlnur Çevik de yer almış, HDP'li milletvekillerinin de içinde bulunduğu grupla "teslim protokolü imzalanmasının" önceden konuşulmadığı için kabul edilemez olduğunu söylemişti.
* * *
İngilizler'in "devlet" sözünü tutmadığı Kürtler adına, ilk devleti 1945'teki ayaklanmadan sonra geçtiği İran topraklarında Sovyetler Birliği desteğiyle kuran Mele Mustafa Barzani'nin oğlu Mesut Barzani babasının aksine ABD ile iş tutarak kalıcı bir devlet kurmanın eşiğinde. Babasının da içinde yer aldığı Mahabad Cumhuriyeti'nin ömrü 1 yıl sürmüştü. İngilizler'in 1. Dünya Savaşı'nda yarım bıraktığı işi Büyük Ortadoğu Projesi'yle Afrika'nın kuzeyi ile Türkiye'nin güneyi ve doğusunu yeniden şekillendiren ABD tamamlıyor. AB'den ayrılıp stratejik hamlelerde ayağındaki ağırlıklardan kurtulan İngiltere de bu planın içerisinde mi, değil mi bunu ayrıca konuşuruz.
Ama sanırım sıra şimdi Barzani ile PKK arasında "stratejik uzlaşma" sağlayarak Kürt kuşağını hem Ankara, hem de Şam yönetimine karşı garanti altına almakta.
Adı değişmiş olsa da Sevr'in tuğla tuğla örüldüğünü ve ülkelerin çatır çatır bölündüğünü hep birlikte izliyoruz...